• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aşkım Tan: Toprak satılıyor, peki halk nereye gidecek?

Aşkım Tan by Aşkım Tan
21 Mayıs 2026
in Yazarlar
0
Aşkım Tan: Kahramanlıkla yönetilen sistem olmaz
0
SHARES
3
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

BU BİR EMLAK YAZISI DEĞİL.

Bu, devletin önceliklerini sorgulama yazısıdır.

Çünkü bazen bir ülkenin nasıl yönetildiğini bütçe tabloları değil, hangi soruna önce dokunduğu gösterir.

Bugün önümüzde ağır bir tablo var.

Bir tarafta Hazine ve Özelleştirme İdaresi eliyle satışa çıkarılan kamusal varlıklar.

Eski askeri alanlar.

Kışlalar.

Lojmanlar.

Sağlık arazileri.

Değerli kamu arsaları.

İstanbul.

Ankara.

İzmir.

Antalya.

Malatya.

Muş.

Toplam 17 il.

Milyarlarca liralık gelir beklentisi.

Bu satışlar teknik işlem gibi gösterilemez.

Çünkü konuşulan şey sıradan tapu parselleri değildir.

Bu ülkenin ortak malıdır.

Bu halkın ortak payıdır.

Bugün yaşayanların hakkıdır.

Yarın doğacak çocukların da hakkıdır.

Bazıları kent belleğidir.

Bazıları stratejik geçmiş taşır.

Bazıları kamusal hafızadır.

Bazıları bu ülkenin ortak birikimidir.

Bu yüzden toplumun bilme hakkı vardır.

Çünkü sessizce el değiştiren yalnızca taşınmaz değildir.

Kamusal gelecektir.

Diğer tarafta ne var?

İstanbul.

Deprem bekleyen şehir.

Yaklaşık 1.2 milyon bina.

Yüksek riskli yüz binlerce bina.

Milyonlarca insan.

Korkuyla yaşayan aileler.

Soruyu şimdi soralım:

Bir devlet, halkının ortak malını satacak kadar hızlı hareket edebiliyorsa, halkının yaşam hakkını korumakta neden aynı hız görünmüyor?

Kimse meseleyi küçültmesin.

Bu yalnızca arsa satışı değildir.

Bu yalnızca ihale meselesi değildir.

Bu yalnızca gelir üretme tartışması değildir.

Burada konuşulan şey kamusal önceliktir.

Tam da bu yüzden soru serttir:

Bu ortak pay satılırken, ortak güvenlik neden hâlâ bu kadar kırılgan?

Şimdi İstanbul gerçeğine bakalım.

Uzmanların yıllardır alarm verdiği şehir.

Yaklaşık 200 bin yüksek riskli bina.

Bazı analizlerde çok daha geniş hasar senaryoları.

Bu yalnızca teknik veri değildir.

Bu şu demektir:

Bir anne gece çocuklarını yatırırken duvar sesini dinliyor.

Bir yaşlı insan merdiven inerken binaya güvenmiyor.

Bir emekli ömrünün birikimiyle aldığı evde korkuyla yaşıyor.

Bir kiracı “çık” dense nereye gideceğini bilmiyor.

Bir aile depremden önce ekonomik çöküş yaşıyor.

Çünkü korkunun da maliyeti vardır.

Bazıları kolay konuşuyor.

“Dönüşsün.”

“Taşınsın.”

“Yenilensin.”

Bu kadar mı?

Parası olmayan ne yapacak?

Kira fiyatlarını gören ne yapacak?

Yeni konut bedellerini karşılayamayan ne yapacak?

Geçici taşınma maliyetini nasıl ödeyecek?

Çocuk okul değiştirince ne olacak?

İş yeri uzaklaşınca ne olacak?

Yaşlı ebeveyn ne olacak?

Kentsel dönüşüm, yalnızca cüzdanı güçlü olanların güvenliğe ulaşabildiği modele dönüşürse bunun adı dönüşüm olmaz.

Sınıfsal güvenlik sistemi olur.

Bu kabul edilemez.

Çünkü güvenli konutta yaşamak lüks değildir.

Temel yaşam hakkıdır.

İşte asıl kırılma burada.

Devlet bir yanda kaynak yaratıyor.

Diğer yanda vatandaş kaynak bulamıyor.

Devlet taşınmaz satıyor.

Vatandaş taşınamıyor.

Devlet gelir planlıyor.

Vatandaş hayatta kalma hesabı yapıyor.

Bu tabloyu görüp rahatsız olmamak mümkün mü?

Birileri “ekonomi gereği” diyebilir.

Peki.

O zaman ikinci soru gelir:

Bu gelir kimin için?

Bu halk ilk kez bedel ödemiyor.

1999 depreminden sonra bu halka afet gerekçesiyle ek mali yükler getirildi.

Toplumdan yıllarca fedakârlık istendi.

Bugün soru meşrudur:

Bu kadar bedel ödeyen halk, afet güvenliğinin karşılığını neden hâlâ göremiyor?

 Bu ülke depremi yalnızca raporlarda yaşamadı.

Hatay hâlâ hafızamızda.

Adıyaman hâlâ hafızamızda.

Malatya hâlâ hafızamızda.

İnsanlar yalnızca ev kaybetmedi.

Düzen kaybetti.

Yakınlarını kaybetti.

Güven duygusunu kaybetti.

Geçici denilen konteynerler uzayan hayata dönüştü.

Bir yıl içinde teslim sözü verilen konutların önemli bölümü hâlâ ortada yokken, halkın ortak malları satış listesine giriyorsa, insanlar elbette sorar:

Halk kime güvenecek?

Bu ülke deprem ülkesidir.

Bu bilgi yeni değil.

Bu uyarı da yeni değil.

Bilim insanları yıllardır konuşuyor.

Raporlar yıllardır yazılıyor.

Uyarılar yıllardır geliyor.

Peki sonuç?

Vatandaş hâlâ riskli binada.

İnsanlar hâlâ “belki bir şey olmaz” psikolojisine mahkûm.

Mahkûm diyorum.

Çünkü çoğu seçim yapmıyor.

Mecbur kalıyor.

Bu kader değil.

Bu ekonomik zorunluluk.

Bu zorunluluğu kader gibi anlatmak sorumluluktan kaçmaktır.

Dünyada başka örnekler var.

Afet riski taşıyan toplumlar kaynağı önleyici güvenliğe yönlendiriyor.

Dar gelirliyi destekliyor.

Geçici taşınma modelleri kuruyor.

Kamusal güvenliği gelir durumuna bırakmıyor.

Çünkü devlet budur.

Vatandaşa “imkânın varsa yaşa” demek devlet refleksi değildir.

Bu terk ediştir.

Şimdi açık konuşalım.

Çözüm de var.

Kaynak yaratılıyorsa şeffaf afet güvenlik fonu kurulmalı.

Kamusal satış gelirlerinin belirli oranı doğrudan riskli yapı dönüşümüne bağlanmalı.

Dar gelirli vatandaş için gerçek destek modeli oluşturulmalı.

Geçici barınma güvence sistemi kurulmalı.

Kentsel dönüşüm müteahhit pazarlığı olmaktan çıkarılmalı.

İlçe bazlı zorunlu risk takvimi açıklanmalı.

Vatandaş hangi riskte yaşadığını açık biçimde görebilmeli.

Çünkü korku soyut bırakıldıkça yönetilemez.

Bir ülkede halk korkuyla uyurken…

Ortak mallar satış listesine giriyorsa…

Deprem yıllardır kapıyı çalarken…

İnsanlar “param yok” diye riskli binada kalıyorsa…

Burada mesele yalnızca ekonomi değildir.

Yönetim tercihidir.

Çünkü tercih görünür.

Neye hızla karar verdiğinizden anlaşılır.

Neyi beklettiğinizden anlaşılır.

Neyi ötelediğinizden anlaşılır.

Neyi öncelediğinizden anlaşılır.

Toprak satılabilir.

Bütçe üretilebilir.

Kaynak yaratılabilir.

Ama tek bir şey tartışılamaz:

İnsan hayatının beklemeye alınması.

Bugün riskli binada uyuyan insanlara “sabret” deniyorsa…

Yarın deprem olduğunda “üzgünüz” demenin hiçbir ahlaki ağırlığı kalmaz.

Çünkü bazı felaketler doğa olayıdır.

Bazıları ihmaldir.

Bazıları gecikmiş karardır.

Bazıları göz göre göre gelir.

Bugün korkuyla uyuyan insanlar varsa…

Bu yalnızca deprem tehdidi değildir.

Kamusal öncelik krizidir.

Çünkü mesele artık deprem değil.

Mesele, kimin korunmaya değer görüldüğüdür.

Toprak satılıyor.

 Deprem kapıda.

Vatandaş parasız.

Evler riskli.

İnsanlar hâlâ konteynerlerde.

Şimdi gerçekten soralım:

Halk nereye gidecek?

 

 

Önceki Yazı

Sinem Türkmen: Kurban etini sağlıklı pişirmenin 6 önemli kuralı

Sonraki Yazı

Meryem Boz, kadın hükümlü ve tutuklularla bir araya geldi

Aşkım Tan

Aşkım Tan

Sonraki Yazı
Meryem Boz, kadın hükümlü ve tutuklularla bir araya geldi

Meryem Boz, kadın hükümlü ve tutuklularla bir araya geldi

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Meryem Boz, kadın hükümlü ve tutuklularla bir araya geldi

Meryem Boz, kadın hükümlü ve tutuklularla bir araya geldi

21 Mayıs 2026
Aşkım Tan: Kahramanlıkla yönetilen sistem olmaz

Aşkım Tan: Toprak satılıyor, peki halk nereye gidecek?

21 Mayıs 2026
Sinem Türkmen: Kurban etini sağlıklı pişirmenin 6 önemli kuralı

Sinem Türkmen: Kurban etini sağlıklı pişirmenin 6 önemli kuralı

21 Mayıs 2026
Seda Yekeler: Menopoz sonrası yen dil edinmek, dikkate güç katıp bilişsel esneklik sağlıyor

Seda Yekeler: Menopoz sonrası yen dil edinmek, dikkate güç katıp bilişsel esneklik sağlıyor

21 Mayıs 2026

Son Yazılar

Meryem Boz, kadın hükümlü ve tutuklularla bir araya geldi

Meryem Boz, kadın hükümlü ve tutuklularla bir araya geldi

21 Mayıs 2026
Aşkım Tan: Kahramanlıkla yönetilen sistem olmaz

Aşkım Tan: Toprak satılıyor, peki halk nereye gidecek?

21 Mayıs 2026
Sinem Türkmen: Kurban etini sağlıklı pişirmenin 6 önemli kuralı

Sinem Türkmen: Kurban etini sağlıklı pişirmenin 6 önemli kuralı

21 Mayıs 2026
Seda Yekeler: Menopoz sonrası yen dil edinmek, dikkate güç katıp bilişsel esneklik sağlıyor

Seda Yekeler: Menopoz sonrası yen dil edinmek, dikkate güç katıp bilişsel esneklik sağlıyor

21 Mayıs 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Meryem Boz, kadın hükümlü ve tutuklularla bir araya geldi

Meryem Boz, kadın hükümlü ve tutuklularla bir araya geldi

21 Mayıs 2026
Aşkım Tan: Kahramanlıkla yönetilen sistem olmaz

Aşkım Tan: Toprak satılıyor, peki halk nereye gidecek?

21 Mayıs 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.