
AYNI YARAYA FARKLI MUAMELE, ADALET DEĞİLDİR
Bu ülkede bir gerçek var.
Kayıtlara eksik geçen bir gerçek.
Terörle mücadelede yaralanan,
ama “gazi” sayılmayan
binlerce insan var.
Yaklaşık 23.000 kişi.
Çatışmada yaralanmış.
Ama raporu yok.
Rapor yoksa,
hak yok.
MEVZUAT NE DİYOR?
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu
Hak tanımı,
“maluliyet oranı”na bağlı.
%10’un altı yok sayılıyor.
Yaralanmış olmanız yetmiyor.
Oranınız yoksa, siz de yoksunuz.
SORU NET
Aynı çatışmada yaralanan insanlar arasında
bu farkı kim yaratıyor?
Kurşun mu?
Patlama mı?
Yoksa masa başındaki bir oran mı?
SOMUT GERÇEK
Aynı operasyon.
Aynı an.
İki yaralı.
Biri %12 rapor alıyor.
“Gazi.”
Diğeri %9 alıyor.
“Hiçbir şey.”
Aradaki fark:
%3.
Sonuç:
Biri ömür boyu hak sahibi.
Diğeri yok sayılmış.
BU BİR SINIR DEĞİL
BU BİR KESME HATTIDIR
İnsan hayatı,
ondalık dilimlere bölünüyor.
PROTEZ GERÇEĞİ
Aynı yara.
Farklı ödeme.
- Birinin protezi tamamen karşılanıyor.
- Birinin yarısı karşılanıyor.
- Birininki hiç karşılanmıyor.
PROTEZ BİR LÜKS DEĞİLDİR
Yürümek bir lüks değildir.
Çalışmak bir lüks değildir.
Yaşamak bir lüks değildir.
EN AĞIR GERÇEK
Tedavisi karşılanmadığı için,
zamanında müdahale edilemediği için,
protezine ulaşamadığı için
sonradan ampute olmak zorunda kalan insanlar vardır.
Başta kurtarılabilecek uzuvların
sonradan kaybedilmesi demektir bu.
Bu artık eksik hizmet değildir.
Bu, gecikmiş kaybın sorumluluğudur.
BU SADECE BİR GRUBUN MESELESİ DEĞİL
Geçici köy korucuları.
Polisler.
Uzmanlar.
Erbaşlar.
Erler.
Aynı görev.
Aynı risk.
Aynı yara.
Ama haklar eşit değil.
HUKUK NE DİYOR?
Anayasa’nın 10. maddesi
“Herkes kanun önünde eşittir.”
Peki burada eşitlik nerede?
GERÇEK ŞU
Bu mesele sağlık meselesi değil.
Bu mesele oran meselesi değil.
Bu mesele doğrudan adalet meselesidir.
Devlet,
aynı yarayı taşıyan insanları
sınıflandırıyor.
Birine “gazi” diyor.
Diğerine “yok” diyor.
Birine hayat veriyor.
Diğerine mücadeleyi yalnız bırakıyor.
Bir insan,
bu ülke için yaralanmışsa
o yarayı ölçemezsiniz.
O yarayı sınıflandıramazsınız.
Ya sahip çıkarsınız.
Ya da inkâr edersiniz.
Orta yol yoktur.













