• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aşkım Tan: Savaşın cephesi üç, kazananı tek: Moskova

Aşkım Tan by Aşkım Tan
30 Mart 2026
in Yazarlar
0
Aşkım Tan: Savaşın cephesi üç, kazananı tek: Moskova
0
SHARES
66
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

Bir savaşta herkes aynı şekilde kaybetmez.

Bazıları toprağa düşer.

Bazıları evsiz kalır.

Bazıları çocuklarını toprağa verir.

Bazıları da aynı savaşın dumanından kâr çıkarır.

Bugün İran, Amerika ve İsrail hattında büyüyen çatışmaya bakınca karşımızda yalnızca füze izleri yok.

Karşımızda aynı zamanda petrol fiyatı, silah akışı, boğaz kontrolü, diplomatik pazarlık ve küresel güç mühendisliği var.

Sorulması gereken soru tam burada başlıyor:

Bu savaşın asıl kazananı kim?

Cevap acı.

Cevap sert.

Cevap rahatsız edici:

Bugünün verilerine göre bu savaşın en net jeopolitik ve ekonomik kazananı Rusya’dır. Yani Vladimir Putin’dir.

Çünkü savaş büyüdükçe yalnızca şehirler yanmıyor.

Aynı anda petrol yükseliyor.

Doğalgaz yükseliyor.

Taşımacılık maliyeti yükseliyor.

Sigorta primi yükseliyor.

Silah ihtiyacı yükseliyor.

Korku yükseliyor.

Korku yükseldiğinde kazanan çoğu zaman haklı olan değil, stok yapan, satan, bekleyen ve piyasayı lehine çeviren güç olur.

Reuters’ın 23 Mart tarihli haberine göre savaş öncesinde yaklaşık 70 dolar civarında seyreden uluslararası petrol fiyatları 100 doların üzerine çıktı. Aynı haberde Reuters hesaplamasına göre Rusya’nın petrol ve gaz gelirlerinin yalnızca Nisan ayında Mart’a göre %70 artarak 0,9 trilyon rubleye ulaşmasının beklendiği aktarıldı. Putin de 26 Mart’ta, bu yüksek petrol gelirlerinin “çarçur edilmemesi” gerektiğini bizzat söyledi. Yani Kremlin, daha savaş sürerken bu yangının ekonomik getirisi üzerine hesap yapmaya başlamış durumda.

Başka bir ifadeyle:

Tahran’da bomba düşerken Moskova’da bütçe nefes alıyor.

Aynı anda biri ölürken, biri kazanıyorsa bu artık savaş değil, düzendir.

Bu cümle duygusal değildir.

Bu cümle, rakamın söylediği şeydir.

Savaşın ikinci büyük gerçeği ise silah piyasasında yatıyor. Reuters’ın SIPRI verilerine dayandırdığı 11 Mart tarihli çalışmaya göre Orta Doğu, 2025 yılında küresel silah ithalatının yaklaşık %21’ini oluşturdu. Bölgenin 2021-2025 dönemindeki silah ithalatının %54’ü ABD’den geldi. İran’ın ithal ettiği silahların ise tamamı Rusya’dan geldi. Dahası, İran’ın silah ihracatının yaklaşık %73’ü de Rusya’ya gitti. Yani cephede birbirine düşman görünen eksenlerin arka planında, savaş ekonomisinin birbirini besleyen kanalları çalışmaya devam ediyor.

Burada çıplak gerçek şudur:

Savaş ideolojik görünür.

Kâr tablosu ise matematik gibidir.

Soğuk. Hesaplı. Acımasız.

Amerika bölgeye silah satar.

İsrail güvenlik doktrini üzerinden askeri üstünlük arar.

İran rejimi “direniş” söylemiyle içeride sıkışan meşruiyetini tahkim etmeye çalışır.

Rusya ise enerji fiyatlarındaki sıçramadan ve Batı’nın dikkatinin dağılmasından stratejik alan açar.

Tam da bu yüzden “tek kazanan Rusya” cümlesi bir slogan değil, güçlü bir tezdir.

Belki mutlak anlamda tek çıkar sağlayan aktör değildir.

Ama bu yangının küresel ölçekte en sessiz, en soğukkanlı ve en hesaplı fayda toplayıcısı Moskova’dır.

Sahadaki tablo da bunu tamamlıyor. Reuters’ın 28 Mart analizine göre Trump bir ayın sonunda iki kötü seçenek arasında sıkışmış durumda: ya kusurlu bir anlaşmayla çıkış arayacak ya da çatışmayı büyütüp kendi siyasi geleceğini de yakacak. Aynı analizde Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının, dünya petrolünün yaklaşık beşte birini etkileyen bir şok yarattığı; Trump’ın on günlük ek süre vererek diplomatik bir “çıkış rampası” aradığı belirtiliyor. İran tarafı ise ABD planını adil ve gerçekçi bulmadığını söylüyor.

Trump’ın dili de stratejinin ne kadar savrulduğunu gösteriyor. Mart başında “Aklımızdaki insanların çoğu öldü” diyebilen bir ABD başkanı var. 25 Mart’ta ise İran yönetiminin anlaşmayı “çok istediğini” ama bunu söylemekten korktuğunu öne sürüyor. 28 Mart Reuters analizine göre aynı Trump şimdi “sonsuz savaş”tan kaçmak isteyen ama daha fazla asker sevk eden bir lider görüntüsü veriyor. Bu, plan değil; bu, kontrol kaybıdır.

İsrail cephesi de daha berrak değil. Reuters’a konuşan kaynaklara göre savaşın ilk planlaması iki haftalık bir kampanya olarak düşünülmüştü. Fakat savaşlar, masa başında kurulan takvimlere itaat etmez. Başlatmak kolaydır. Bitirmek zordur. Özellikle de her bomba yeni bir intikam, her cenaze yeni bir öfke ve her yıkım yeni bir radikalleşme üretiyorsa.

İran cephesinde de durum farklı değil. Reuters’a göre Tahran, ABD’nin arabulucular üzerinden ilettiği teklifi gözden geçirdiğini söylese de bunu doğrudan müzakere olarak görmediğini ilan etti. Aynı haberde İran’ın, Lübnan’ın da ateşkes çerçevesine dahil edilmesini istediği aktarıldı. Yani savaş artık yalnızca İran-ABD-İsrail hattında okunabilecek dar bir dosya olmaktan çıktı; bölgesel vekil cepheler ve deniz yolları üzerinden çok katmanlı bir krize dönüştü.

Bedeli kim ödüyor?

Asıl soru budur.

AP’nin bugün geçtiği bilgilere göre çatışmalarda 3.000’den fazla kişi öldü; bunların 1.900’den fazlası İran’da, yüzlercesi Lübnan’da, ölenler arasında siviller, sağlık çalışanları, gazeteciler ve yerinden edilen aileler var. Reuters’ın 3 Mart tarihli haberinde İran’ın o tarihte bile ölü sayısını 787 olarak verdiği, ilk gün vurulan bir okulda 165 kız çocuğunun öldüğünün aktarıldığı görülüyor. Rakam büyüyor. Yas büyüyor. Diplomasi küçülüyor.

İşte bu yüzden bu savaşın kaybedeni ne Washington’daki karar vericilerdir, ne Tel Aviv’deki siyaset kurucularıdır, ne de Tahran’daki rejim elitleridir.

Bu savaşın gerçek kaybedeni halklardır.

Çünkü savaşlar cephede değil, en çok evlerin içinde kaybettirir.

Bebeklerini kaybeden annelerdir.

Eşlerini kaybeden kadınlardır.

Babalarını kaybeden çocuklardır.

Evi yıkılan ailelerdir.

Diyaliz için hastaneye gitmekten korkan kız çocuklarıdır.

Sığınağı olmayan, ilacı olmayan, elektriği olmayan, yarını olmayan insanlardır.

Birileri haritada ok çiziyor.

Birileri ekranda zafer cümlesi kuruyor.

Birileri petrol grafiğine bakıp memnuniyetle not düşüyor.

Toprağa düşen ise hep aynı sınıf oluyor:

Sıradan insanlar.

Peki çözüm ne?

Çözüm, savaşı yalnızca “kimin kimi vurduğu” üzerinden okumayı bırakmaktır.

Çözüm, enerji koridorlarını ve silah ticaretini savaşın asli parçası olarak teşhis etmektir.

Çözüm, Hürmüz ve Bab el-Mendeb gibi geçiş noktalarını küresel şantaj alanı olmaktan çıkaracak uluslararası baskıyı kurmaktır.

Çözüm, ateşkesi yalnızca silahların susması olarak değil; silah akışının, vekil güç finansmanının ve enerji üzerinden kurulan savaş kârının da denetlenmesi olarak tarif etmektir.

Çünkü yalnızca füzeleri durdurup para akışını durdurmazsanız, savaş biter gibi görünür ama yeniden başlamak için yalnızca tarih bekler.

Bugün Trump geri adım atsa da, Netanyahu süre istese de, İran masaya yaklaşsa da, savaş ekonomisinin açtığı iştah kendiliğinden kapanmaz.

Savaşın sürdüğü her gün, birileri toprağa gömülürken birileri bilanço büyütür.

İşte çağımızın en kirli gerçeği budur:

Cephede ölenler halklar oluyor.

Masada kazananlar ise çoğu zaman liderler bile değil; savaşı nakde çeviren düzenler oluyor.

Bugün o düzenin en soğukkanlı kazananı da Moskova’dır.

Bir çocuk ölür.

Bir ev yıkılır.

Bir ülke karanlığa gömülür.

Moskova’da petrol geliri artar.

Buna diplomasi denmez.

Buna güvenlik denmez.

Buna zafer hiç denmez.

Buna, insanlığın kan üzerinden fiyatlanması denir.

Bu düzen değişmedikçe, savaş bitmez.

Sadece yer değiştirir.”

Önceki Yazı

Sihirli Annem afişi yayınlandı: Yıldız oyuncular görücüye çıktı

Sonraki Yazı

Yeşim Erdoğan, sorun suskunluk değil, iletişim şekli

Aşkım Tan

Aşkım Tan

Sonraki Yazı
Yeşim Erdoğan, sorun suskunluk değil, iletişim şekli

Yeşim Erdoğan, sorun suskunluk değil, iletişim şekli

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Melis Kübra Duran: Sağlıkta kritik rol hemşirelerde!

Melis Kübra Duran: Sağlıkta kritik rol hemşirelerde!

16 Mayıs 2026
Neriman Kilit: Şiddet eğilimi bazı belirtiler verebiliyor!

Neriman Kilit: Spor, gelişimi destekleyen güçlü bir araç!

16 Mayıs 2026
Engelli bireylerin bakımında en kritik hata “Onların yerine yapmak”!

Engelli bireylerin bakımında en kritik hata “Onların yerine yapmak”!

16 Mayıs 2026
11’inci Bilim ve Fikir Festivali ödülleri sahiplerini buldu

11’inci Bilim ve Fikir Festivali ödülleri sahiplerini buldu

16 Mayıs 2026

Son Yazılar

Melis Kübra Duran: Sağlıkta kritik rol hemşirelerde!

Melis Kübra Duran: Sağlıkta kritik rol hemşirelerde!

16 Mayıs 2026
Neriman Kilit: Şiddet eğilimi bazı belirtiler verebiliyor!

Neriman Kilit: Spor, gelişimi destekleyen güçlü bir araç!

16 Mayıs 2026
Engelli bireylerin bakımında en kritik hata “Onların yerine yapmak”!

Engelli bireylerin bakımında en kritik hata “Onların yerine yapmak”!

16 Mayıs 2026
11’inci Bilim ve Fikir Festivali ödülleri sahiplerini buldu

11’inci Bilim ve Fikir Festivali ödülleri sahiplerini buldu

16 Mayıs 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Melis Kübra Duran: Sağlıkta kritik rol hemşirelerde!

Melis Kübra Duran: Sağlıkta kritik rol hemşirelerde!

16 Mayıs 2026
Neriman Kilit: Şiddet eğilimi bazı belirtiler verebiliyor!

Neriman Kilit: Spor, gelişimi destekleyen güçlü bir araç!

16 Mayıs 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.