• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

233 Yıllık Rodos Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi Sakal-ı Şerif ve 6 Asırlık Varaklı Kur’an ile tarihe ışık tutuyor/Fulya Omaç

Fulya Omaç by Fulya Omaç
30 Mart 2026
in Yazarlar
0
233 Yıllık Rodos Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi Sakal-ı Şerif ve 6 Asırlık Varaklı Kur’an ile tarihe ışık tutuyor/Fulya Omaç
0
SHARES
10
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

Kütüphaneler, geçmişin bilgisini geleceğe taşıyan en güçlü hafıza mekanları… 30 Mart-5 Nisan tarihleri arasında kutlanacak Kütüphane Haftası kapsamında Rodos’un kalbinde yükselen 233 yıllık kültürel çınar Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi’ni okurlarımız için kaleme aldık. Rodoslu araştırmacı yazar Sadi Nasuhoğlu ile nadir el yazması eserlere ev sahipliği yapan kütüphanenin manevi hazinelerini ve Londra’daki bir müzayede salonunda 20 milyon Pound açılış fiyatıyla satışa sunulan ancak Interpol oprerasyonuyla adaya geri getirilen 626 yıllık altın varaklı el yazması Kur’an-ı Kerim’in hikayesini konuştuk.

 Sayfalar sessizdir, etkisi ise derindir… Dünya edebiyatının üç büyük ismi, “İnsanın kendi kendine yapabildiği üç harika ritüelden biri kitap okumaktır.” diyen Oscar Wilde, “İki ömrüm olsun isterdim; biri yaşamak, diğeri okumak için.” sözleriyle Johann Wolfgang von Goethe ve “Okumak gıdadır. Okuyan insanlık, bilen insanlıktır.” vurgusuyla Victor Hugo, bu özlü sözleriyle kitap okumanın önemini, kitapların dönüştürücü gücünü ve bilginin karanlığa karşı en güçlü ışık olduğunu yalın ama etkileyici bir dille özetliyor.

Kitap okumak, insanın düşünce dünyasını genişleten, sorgulama ve empati kurma becerisini derinleştiren bir yolculuk… Kütüphaneler ise bu yolculuğun kapılarını herkese aralayan, okuma alışkanlığını besleyen ve bilgiye erişimi kolaylaştıran en önemli duraklar. 1964 yılından bu yana her yıl Mart ayının son Pazartesi günü başlayan Kütüphane Haftası da okuma alışkanlığını geliştirmek ve kitap sevgisini yaygınlaştırmak amacıyla çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

İNSANLIK TARİHİNİN İLK BÜYÜK KÜTÜPHANELERİ

Antik çağdan itibaren kütüphaneler, raflarındaki her eseri zihinsel özgürlüğün en güçlü kalesi ve keşfedilmeyi bekleyen birer hazine olarak geleceğe taşıyor. Asurbanipal’in Ninova’da kurduğu ilk arşivlerden antik dünyanın en önemli bilgi merkezlerinden biri haline gelen İskenderiye Kütüphanesi’ne, Pergamon’un parşömeni geliştiren birikimi Bergama Küütphanesi’nden Efes Celsus Kütüphanesi’ne uzanan süreçte, bilgi sistemli biçimde kayıt altına alındı ve nesiller arasında aktarıldı. Bu miras, Türk ve İslam dünyasında da eğitime verilen değerle birlikte gelişimini sürdürdü. Uygurlardan Abbasilere, Selçuklulardan Osmanlı’ya uzanan süreçte kütüphaneler yaygınlaştı. Vakıf geleneğiyle güçlenen bu yapılar, saraydan çıkarak, toplumun her kesimine açık bilgi merkezlerine dönüştü. Özellikle Osmanlı döneminde imparatorluğun dört bir yanına yayılan kütüphaneler, kültürel birikimin korunması ve aktarılmasında belirleyici bir rol oynadı.

İMPARATORLUK COĞRAFYASINDA KÜTÜPHANELER

Osmanlı Devleti’ne çeşitli dönemlerde başkentlik yapmış İznik, Bursa, Edirne ve İstanbul gibi merkezlerin dışında, imparatorluğun geniş hinterlandında da kütüphane geleneği kültürel bir ağ gibi örülerek hızla yerleşiklik kazandı. 1537’de Saraybosna’da açılan Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi, 1829’da Lefkoşa’da kurulan Sultan II. Mahmud Kütüphanesi ve Rodos’taki Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi, bu kültürel birikimin farklı coğrafyalarda varlığını sürdüren önemli örnekleri arasında yer alıyor.

SADİ NASUHOĞLU KÜTÜPHANENİN GEÇMİŞTEN BUGÜNE UZANAN SERÜVENİNİ ANLATTI

Tarihi kütüphaneler ağının Akdeniz’deki en görkemli halkası olan Rodos Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi, adanın kültürel dokusuna işlenmiş Osmanlı izlerini günümüzde de tüm canlılığıyla yaşatıyor. 18. yüzyılın sonlarında kütüphane olarak inşa edilen, 170 yıl bu amaçla kullanıldıktan sonra 1963 yılından bu yana müze olarak hizmet veren bu tarihi yapıyı ve barındırdığı zengin koleksiyonu, bu yıl 62.’incisi kutlanacak Kütüphane Haftası kapsamında Rodoslu yazar Sadi Nasuhoğlu ile konuştuk. 1954-1968 yılları arasında TC Rodos Başkonsolosluğu’nda çevirmen sekreter olarak görev yapan, “Güller Adası Rodos”, “Rodos Anılar ve Öyküler”, “Rodos Anlar ve Tarihçe” ve “Rodos Osmanlı Dönemi Çeşmeleri” adlı eserleriyle adanın tarihine ışık tutan Nasuhoğlu, çocukluğu İtalyan yönetimi dönemine, gençliği ise II. Dünya Savaşı ve sonrasındaki Yunanistan idaresine denk gelen bir isim. Bugün 96 yaşında olan Nasuhoğlu, tanıklıkları ve birikimiyle kütüphanenin geçmişten bugüne uzanan serüvenini okurlarımız için anlattı.

OSMANLI’NIN RODOS’TAKİ BİLGİ MERKEZİ

SORU: Sadi Abi, Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi benim de Rodos’a her gidişimde mutlaka uğradığım, avlusunda kütüphaneyle ilgilenen soydaşlarımız Yusuf-Gülten Kıbrıslı çiftiyle sohbet edip, uzun uzun vakit geçirdiğim çok özel bir yer. Söyleşimize ata yadigarı bu tarihi yapının kuruluş hikayesini ve tarihsel önemini senin anlatımınla dinleyerek başlasak…

CEVAP: Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi, Osmanlı’nın Rodos’taki kültürel izlerini ve bilgiye verdiği değeri yansıtan en önemli eserlerinden biri. 18. yüzyılın sonlarında, 1793 yılında Rodos Valisi Hafız Ahmed Ağa tarafından vakıf geleneğiyle kuruluyor. O dönem için sadece kitapların bulunduğu bir yer gibi düşünmemek lazım. Burası aynı zamanda bir ilim merkezi, bir buluşma noktası. Dönemin eğitim ve düşünce hayatına katkı sunan bir merkez niteliği taşıyan yapı, zengin ve özgün koleksiyonuyla adada görev yapan devlet görevlilerinden ilim insanlarına, eğitim imkanı kısıtlı çocuklardan seyyahlara kadar çok geniş bir kesime kapılarını açıyor. Köklü bir geçmişe sahip yapı, Rodos’un Müslüman, Ortodoks ve Yahudi toplumlarını bir araya getiren sosyal bir merkez olmasıyla da büyük önem taşıyor ve günümüzde de bu tarihsel değerini koruyor. Hem kütüphane hem de yazma eser koleksiyonu, Rodos’un Osmanlı döneminden kalan en dikkat çekici izleri arasında yer alıyor. Aynı zamanda adanın kültürel çeşitliliğini yansıtan çok özel bir miras olarak yaşamaya devam ediyor.

SORU: Osmanlı döneminde Rodos’ta böyle bir kütüphanenin kurulmasını nasıl yorumluyorsun?


CEVAP: Bu aslında önemli bir detay. Osmanlı’nın bilgiye verdiği değerin sadece İstanbul gibi başkentlerle sınırlı kalmadığını açıkça gösteriyor. İmparatorluk, en uzak coğrafyalarda bile kültürel ve bilimsel hayatı destekleyen yapılar kurmayı önemsemiş. Rodos da bu anlamda önemli merkezlerden biri. Ada, Osmanlı’nın İstanbul ve Bursa’dan sonra en çok eser bıraktığı üçüncü yer. Bu durum, Rodos’a verilen önemi ve yapılan kültürel yatırımı açıkça ispatlar nitelik taşıyor.

YÜZYILLARI AŞAN VAKIF SİSTEMİ

SORU: Saint Jean Şövalyeleri idaresindeki Rodos’un 1522’de Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedilmesiyle Osmanlı topraklarına katıldığını, 1912’deki İtalyan işgaline kadar da yaklaşık 400 yıl Osmanlı egemenliği altında bulunduğunu biliyoruz. Peki Osmanlı’dan İtalya’ya, oradan Yunanistan’a uzanan bu süreçte kütüphane nasıl ayakta kalmayı başardı?

CEVAP: Kütüphane, 28. Osmanlı padişahı ve 107. İslam halifesi III. Selim döneminde inşa ediliyor. Osmanlı idaresinden sonra ada el değiştiriyor; önce İtalya’ya, ardından Almanya ve İngiltere yönetimine geçiyor ve 1947’de Yunanistan’a bağlanıyor. Tüm bu çalkantılı süreç boyunca kütüphane, amacına uygun şekilde kullanılmaya devam ediyor ve kesintisiz bir şekilde varlığını sürdürüyor. Burada en önemli unsur vakıf sistemi. Hafız Ahmed Ağa, kütüphanenin yaşaması için köylerdeki mülklerini ve dükkanlarını vakfediyor. Daha sonra yapı, Ahmet Fethi Paşa’nın kurduğu vakfın şartlarına göre yönetiliyor. İçhisar’daki 14 dükkandan elde edilen kira gelirleri, kütüphanenin tüm bakım ve giderlerini karşılıyor. Bu sayede yapı, yüzyıllar boyunca ayakta kalıyor ve zengin koleksiyonuyla günümüze ulaşmayı başarıyor.

MİMARİSİYLE KORUNAN BİR HAZİNE

SORU: Kütüphanenin mimari yapısı hakkında biraz bilgi verebilir misin?

CEVAP: Kütüphanenin mimarisi de en az içindeki eserler kadar etkileyici. Yapı, klasik Osmanlı mimarisinin belirgin özelliklerini taşıyor. Kubbeli planı ve kalın taş duvarları sayesinde içeride doğal bir iklim dengesi oluşuyor ve bu sayede hassas yazma eserler korunuyor. Dikdörtgen planlı bina iki bölümden oluşuyor. Giriş kısmı okuma alanı olarak kullanılıyor, arka bölümde ise yazma eserler muhafaza ediliyor. Üstlerini örten yarım küre biçimindeki iki kubbe de yapının karakterini tamamlıyor. Kütüphaneye yarım ay şeklinde, beş basamaklı mermer bir merdivenle çıkılıyor. Okuma odasının girişinde sağ tarafta ağaç levha üzerine kazınmış vakfiye senedi yer alıyor. Vakıf kurulurken, ilerde, şartlarda herhangi bir değişiklik yapılmamasını garantiye almak için vakfiye senedi ağaç levha üzerine kazınarak yazılmış ve bozulmaması için de üzeri camla kaplanmış. Kütüphane avlusu giriş kapısı üzerindeki kitabede ise kurucusu için oldukça anlamlı bir ifade yer alıyor: “Sâhibu’l-hayrât ve’l-hasenât sâbıkan, Rikabdâr-ı Hazret-i Şehriyârî, Rodosî Hâfız Ahmed Ağa.” Yani, “Padişah hazretlerinin eski rikabdarı, hayır ve hasenat sahibi Rodoslu Hafız Ahmed Ağa.”

RODOS’TA OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE ULAŞMIŞ EN ESKİ ÇEŞME

SORU: Sadi Abi, biraz da kütüphanenin çakıl taşlarıyla döşeli avlusunda yer alan yapılar ve sergilenen kitabelerden bahsedebilir miyiz?

CEVAP: Aslında burası sadece bir kütüphane avlusu gibi düşünülmemeli. Küçük ölçekli bir külliye düzeni var. Kütüphane ile aynı dönemde inşa edilmiş, iki katlı bir Hafız-ı Kütüb Evi bulunuyor. Bir de bugün aktif kullanılmasa da varlığını koruyan bir dershane yer alıyor. Vakfiye kapsamında burada çocuklara ücretsiz Arapça ve Kur’an eğitimi verilmesi şart koşulmuş. Yani burası geçmişte aynı zamanda bir eğitim alanı olarak da kullanılmış. Avlunun içinde ayrıca Hafız Ahmed Ağa’nın babası Hasan Ağa tarafından 1797 yılında yaptırılan bir çeşme ve bir kuyu bulunuyor. Bu çeşme, Rodos’ta Osmanlı döneminden günümüze ulaşan 55 çeşme arasında en eski olanı. Bunun yanı sıra avluda çok dikkat çekici eserler de sergileniyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos’u fethettiği dönemde askere yemek pişirilen 650-700 yıllık kazanlar, mermer mezar taşları, günümüze ulaşmayan Osmanlı yapılarının kitabeleri ve tuğralar burada görülebiliyor.

PAHA BİÇİLEMEZ YAZMA ESERLER

SORU: Paha biçilemez nadir el yazmalarıyla tarihin derinliklerinden günümüze ışık tutan kütüphanede yer alan eserlerin sayısı ve bu koleksiyonun tarihsel çeşitliliği hakkında neler söylersin?

CEVAP: Bahsettiğin gibi gerçekten çok zengin bir koleksiyondan söz ediyoruz. Kütüphanede yaklaşık 2 bin 450 eser bulunuyor ve her biri tarihin farklı bir dönemine ışık tutuyor. Selçuklu döneminden kalma, yaklaşık 851 yıllık eserler var. Bunun yanında Osmanlı dönemine ait 147 Kur’an tefsiri de koleksiyonun önemli parçaları arasında yer alıyor. Bu da hem ilmi hem de kültürel açıdan oldukça geniş bir çeşitlilik sunuyor. Koleksiyonun çekirdeğini ise kurucusu Hafız Ahmed Ağa’nın bağışladığı eserler oluşturuyor. Kütüphane ilk kurulduğunda 828 el yazması eserle başlıyor. Günümüzde ise bu sayı daha da artmış durumda. 806’sı Hafız Ahmed Ağa’nın mührünü taşıyan eserler, zamanla Rodos’taki diğer Osmanlı kurumlarından ve bağışçılardan gelen 459 yazmayla birlikte toplamda 1265 el yazmasına ulaşıyor. Fethi Paşa’nın İstanbul’dan getirttiği kitaplarla da koleksiyon zenginleşiyor. El yazmalarıyla birlikte matbu eserler de eklendiğinde, ortaya yaklaşık 2 bin 450 eserden oluşan çok kıymetli bir miras çıkıyor. Ayrıca kütüphanede Osmanlı dönemine ait önemli belgeler de bulunuyor.

KÜTÜPHANE KOLEKSİYONUNDA ÜÇ DEĞERLİ KUR’AN-I KERİM

SORU: Dünyanın değişik coğrafyalarından toplanan birçok nadir el yazması kitabı barındıran kütüphanenin koleksiyonu hakkında da biraz bilgi verebilir misin?
CEVAP: Koleksiyon gerçekten çok zengin ve oldukça sistemli. Kuruluşundan itibaren 20 ayrı branşta sınıflandırılmış. Ağırlıklı olarak İslami ilimler yer alsa da tarih, edebiyat, hukuk, tasavvuf, tıp ve astronomi gibi farklı alanlarda yazılmış çok sayıda nadir eser bulunuyor. Altın varaklı tezhiplerle süslenmiş Kur’an-ı Kerimler koleksiyonun en dikkat çeken parçaları arasında. Bunun yanında dönemin önde gelen ilim insanlarına ait 147 farklı Kur’an tefsiri de burada muhafaza ediliyor.

Osmanlıca, Arapça ve Farsça olmak üzere üç farklı dilde yazılan eserlerin arasında fetih dönemine, yani 15. ve 16. yüzyıla uzanan Kur’an-ı Kerim örnekleri de var. Özellikle Safevi minyatürleri ve Osmanlı hattatlarının elinden çıkan eserler, koleksiyonun en göz alıcı parçalarını oluşturuyor. Bir de çok özel bir eser var. Osmanlı hattatlarından Maksudul Tebrizi’nin 1401 yılında yazmaya başladığı ve yaklaşık yarım asırda tamamladığı 625 yıllık Kur’an-ı Kerim. Altın varaklı tezhipleriyle bu eser, kütüphanenin en kıymetli parçalarından biri.

YARIM ASIRDA YAZILAN KUR’AN VE HIRSIZLIK HİKAYESİ

SORU: Maksudul Tebrizi’nin yarım asırlık emeğinin ürünü olan bu eser bir dönem çalınmış ve ardından yeniden Rodos’a getirilmişti. Altın varaklı tezhiplerle süslü bu Kur’an-ı Kerim’in kaybolma ve geri dönüş hikayesini bizimle paylaşır mısın?

CEVAP: Oldukça çarpıcı bir hikaye aslında. Bu değerli eser, 1991 yılında bir dalgınlıktan faydalanılarak çalındıktan sonra Londra’ya kaçırılıyor. Rodos Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi’nin mütevelli heyeti başkanlığını 2002 yılında üstlenen ve bu görevini 2018’deki vefatına kadar sürdüren Cengiz Argeşo’nun akrabası Prenses Esra Bereket Birgen, eserin 20 milyon Pound açılış fiyatıyla ünlü bir müzayede evinde satışa çıkarıldığını fark edince durumu hemen Interpol’e bildiriyor. Bu sayede eser, yürütülen girişimler sonucunda satıştan çekilerek yeniden ait olduğu yere, Rodos’a kazandırılıyor. Şimdi çelik kasa içinde, çok sıkı güvenlik önlemleri altında korunuyor.

SORU: Bu nadide Kur’an-ı Kerim’in fiziksel özellikleri, cildi, hat ve tezhip detayları hakkında bilgi verebilir misin?

CEVAP: Eser hem estetik hem de sanat açısından gerçekten çok etkileyici. Kırmızı deri ciltli ve zengin tezhiplerle süslenmiş. Sayfa kenarlarında kullanılan altın varak, esere bütünlüklü ve göz alıcı bir görünüm kazandırıyor. Sure başlıkları son derece özenli bezemelerle hazırlanmış. Her sayfada üç satır nesih hat kullanılmış, diğer bölümler ise farklı bir yazı düzeniyle kaleme alınmış. Bu da esere ayrı bir karakter katıyor. Eserin sonunda yer alan üç sayfalık Farsça dua da dikkat çeken detaylardan biri.

KUTSAL EMANET SAKALI ŞERİF DE HASSASİYETLE MUHAFAZA EDİLİYOR

SORU: Kütüphanede kitapların yanı sıra Hz. Muhammed’e ait olduğuna inanılan Sakal-ı Şerif ve büyük bir zikir tespihi de yer alıyor. Bu kıymetli emanetlere dair neler söyleyebiliriz?

CEVAP: Sakal-ı Şerif, kütüphanede muhafaza edilen en kıymetli emanetler arasında yer alıyor. Önemli dini günlerde cemaat eşliğinde İbrahim Paşa Camii’ne götürülerek ziyarete açılıyor. Gün sonunda ise salavatlar eşliğinde kırk bohçasına sarılarak yine cemaat eşliğinde kütüphanedeki yerinde korunmaya alınıyor. Bu uygulama, hem geleneksel bir ritüel olarak sürdürülüyor hem de emanetin korunmasına büyük hassasiyet gösteriliyor.

DİJİTAL ARŞİVE TAŞINAN MİRAS

SORU: Kütüphanedeki yazma eserler Konya Yazma Eserler Kurumu tarafından dijital ortama aktarılmıştı, süreç nasıl ilerledi? Araştırmacılar bu eserlere nasıl ulaşabiliyor?

CEVAP: Vakıf tarafından koleksiyona yönelik artan uluslararası ilgi doğrultusunda, yazma eserlerin daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla kapsamlı bir dijitalleştirme süreci başlatıldı. Bu kapsamda Konya Yazma Eserler Kurumu iş birliğiyle kütüphanedeki eserlerin dijital kopyaları oluşturuldu. Toplamda 1275’i el yazması olmak üzere 2450 eserin yaklaşık 600 bin sayfası tek tek dijital ortama aktarıldı. Bu çalışmayla birlikte koleksiyon, araştırmacıların daha kolay erişebileceği şekilde düzenlenirken, 640 sayfalık detaylı bir katalog da hazırlandı. Bugün araştırmacılar, Konya’daki ilgili kurumla iş birliği yaparak eserler üzerinde bilimsel çalışmalar yürütebiliyor. Dijital arşive ise Konya Eski Eserler El Yazması Kütüphanesi’nin resmi internet sitesi üzerinden erişim sağlanabiliyor.

KÜTÜPHANEDEN MÜZEYE UZANAN YOL

SORU:: Bugün hem müze hem de yaşayan bir kütüphane olarak Türk kültür mirasının Akdeniz’deki zarif temsilcilerinden biri olan Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi, yerli ve yabancı pek çok ziyaretçinin ilgisini çekiyor. Ziyaretlerimde buna yakından tanık oldum. Kütüphane sorumlusu Yusuf Abi ve vefatına dek 16 yıl vakfın mütevelli heyeti başkanlığını yürüten Cengiz Abi (Argeşo) ile 2017’deki bir sohbetimizde, yılda yaklaşık 800 bin kişinin burayı gezdiğini ifade etmişlerdi. Rodos’a gidecekler için bu ata yadigarı yapının konumu, gördüğü ilgi ve önemi nasıl özetlenebilir?

CEVAP: Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi, diğer adıyla Müslüman Kütüphanesi, Rodos Kalesi’nin sur içindeki Orta Çağ’dan kalma Eski Şehir bölgesinde yer alıyor. UNESCO koruması altındaki bu tarihi alanın içinde, Süleymaniye Camii’nin tam karşısında bulunuyor. 1963’ten sonra aktif kütüphane dönemi sona eriyor ancak yapı, Hafız Ahmed Ağa Fethi Paşa Vakfı’nın koruyuculuğunda müze kimliğiyle yaşamını sürdürüyor. Bugün hem mimarisi hem de barındırdığı nadir eserler sayesinde ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği noktalardan biri haline gelmiş durumda. Türk ziyaretçilerin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden gelen pek çok kişi de buraya yoğun ilgi gösteriyor. Vakıf sistemi sayesinde asırlardır ayakta kalan bu yapı, bugün hala geçmişin izlerini bugünün ziyaretçilerine aktarmayı sürdürüyor. Aynı zamanda Rodos’un kültürel mirası içinde önemli bir durak olma özelliğini koruyor.

İLMİN YANINDA PAYLAŞIM VE DAYANIŞMA

SORU: Kütüphanenin, aşure günü, bayramlar ve kandillerde bir buluşma alanı olarak kullanılan sosyal yönü hakkında neler söylersin?

CEVAP: Fethi Paşa’nın Vakfiyesi’nde, kütüphanenin ilim merkezi olmasının yanı sıra sosyal dayanışmaya katkı sunması da öngörülüyor. Bu kapsamda Müslüman-Hristiyan ayrımı gözetilmeksizin ihtiyaç sahiplerine yardım edilmesi, Kurban Bayramı’nda kesilen kurbanların muhtaçlara dağıtılması ve Muharrem ayında aşure ikram edilmesi vakfiye şartları arasında yer alıyor. Ayrıca kütüphanede Kur’an okunması ve her yıl Ramazan ayında Kadir Gecesi’nde Peygamber Efendimiz’e (S.A.V) ait Sakal-ı Şerif’in ziyarete açılması da vakfiyede belirtilen uygulamalar arasında bulunuyor. Bu uygulamalar, kütüphanenin yüzyıllar boyunca hem bir ilim yuvası hem de toplumsal birlikteliğin yaşatıldığı bir buluşma noktası olarak varlığını sürdürmesine katkı sağlıyor.

VAKFİYE GELENEĞİ BUGÜN DE YAŞIYOR

SORU: Bilginin sınır tanımayan ve nesilleri bir araya getiren gücünü simgeleyen bu tarihi yapı, aradan geçen yıllara rağmen vakfiye şartlarını günümüzde de yaşatmaya devam ediyor mu? Bugünkü işleyişinden kısaca bahsedebilir misin?

CEVAP: Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi, Yunanistan’da günümüze ulaşan tek vakıf yapılarından biri olarak varlığını sürdürürken, günümüzde de önemli bir buluşma noktası olma özelliğini koruyor.

Sadece Rodos Adası’ndaki Türk toplumuna özgü olarak yaşatılan bu gelenek kapsamında, bayram namazının ardından soydaşlar burada bir araya gelerek, TC Rodos Başkonsolusu ve ileri gelenlerin de katılımıyla bayramlaşıyor. Özellikle kandil ve bayram günlerinde Rodos Türklerinin avlusunda toplandığı bu alan, bayramlaşma geleneğinin sürdürüldüğü tek mekan olarak toplumsal birlikteliğin ve ortak hafızanın yaşatıldığı önemli bir buluşma noktası olmayı sürdürüyor. Vakfiye gereği Muharrem ayında aşure günü kütüphane avlusunda büyük kazanlara aşure kaynatılarak ziyaretçilere ikram ediliyor, kale içinde yaşayan farklı inançlardan komşulara da dağıtılıyor. Gaziler Haftası’nda da helva pişirilerek benzer şekilde ziyaretçilere sunulup, komşularla paylaşılıyor. Kandillerde ve Ramazan ayında Kadir Gecesi’nde ise kütüphane içinde dini programlar düzenlenip, kelime-i tevhid okunuyor. Asli fonksiyonunu özel izinlerle sürdüren Kütüphane, aynı zamanda farklı inançlardan mahalle sakinlerinin bir araya geldiği sosyal bir buluşma alanı ve adayı ziyaret eden turistler için önemli bir durak olmayı sürdürüyor.

TAŞIDIĞI TARİHSEL ANLAMLA GEÇMİŞ İLE BUGÜN ARASINDA GÜÇLÜ BİR BAĞ KURUYOR

SORU: Sadi Abi, paylaştığı değerli bilgiler için çok teşekkür ediyoruz. Son olarak, kütüphanenin günümüzdeki yeri ve taşıdığı anlamı nasıl ifade edersin?

CEVAP: Bu keyifli söyleşi için ben teşekkür ederim. Kütüphane günümüzde de ayakta ve Osmanlı’dan kalan önemli bir kültürel miras olarak varlığını koruyor. Yüzyıllar öncesinden gelen bilgi birikiminin hala hissedilebildiği bir mekan olarak önemini sürdürüyor. Hem mimarisi hem de taşıdığı tarihsel anlamla, geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kurmaya ve yüzyıllar öncesinin huzurlu atmosferini bugünün ziyaretçilerine hissettirmeye devam ediyor.

 

Önceki Yazı

Aydan Baktır: Bu çağın sessiz çöküşü

Sonraki Yazı

Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak/Rengigül Yaltırık Ural

Fulya Omaç

Fulya Omaç

Sonraki Yazı
Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak/Rengigül Yaltırık Ural

Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak/Rengigül Yaltırık Ural

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
SKD Türkiye iş dünyasını doğa pozitif dönüşüm için bir araya getirdi

SKD Türkiye iş dünyasını doğa pozitif dönüşüm için bir araya getirdi

30 Mart 2026
“Çirkin”e iki ödül birden Bakırköy Belediye Tiyatrosu başarısını taçlandırdı

“Çirkin”e iki ödül birden Bakırköy Belediye Tiyatrosu başarısını taçlandırdı

30 Mart 2026
Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak/Rengigül Yaltırık Ural

Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak/Rengigül Yaltırık Ural

30 Mart 2026
233 Yıllık Rodos Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi Sakal-ı Şerif ve 6 Asırlık Varaklı Kur’an ile tarihe ışık tutuyor/Fulya Omaç

233 Yıllık Rodos Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi Sakal-ı Şerif ve 6 Asırlık Varaklı Kur’an ile tarihe ışık tutuyor/Fulya Omaç

30 Mart 2026

Son Yazılar

SKD Türkiye iş dünyasını doğa pozitif dönüşüm için bir araya getirdi

SKD Türkiye iş dünyasını doğa pozitif dönüşüm için bir araya getirdi

30 Mart 2026
“Çirkin”e iki ödül birden Bakırköy Belediye Tiyatrosu başarısını taçlandırdı

“Çirkin”e iki ödül birden Bakırköy Belediye Tiyatrosu başarısını taçlandırdı

30 Mart 2026
Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak/Rengigül Yaltırık Ural

Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak/Rengigül Yaltırık Ural

30 Mart 2026
233 Yıllık Rodos Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi Sakal-ı Şerif ve 6 Asırlık Varaklı Kur’an ile tarihe ışık tutuyor/Fulya Omaç

233 Yıllık Rodos Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi Sakal-ı Şerif ve 6 Asırlık Varaklı Kur’an ile tarihe ışık tutuyor/Fulya Omaç

30 Mart 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

SKD Türkiye iş dünyasını doğa pozitif dönüşüm için bir araya getirdi

SKD Türkiye iş dünyasını doğa pozitif dönüşüm için bir araya getirdi

30 Mart 2026
“Çirkin”e iki ödül birden Bakırköy Belediye Tiyatrosu başarısını taçlandırdı

“Çirkin”e iki ödül birden Bakırköy Belediye Tiyatrosu başarısını taçlandırdı

30 Mart 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.