• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aşkım Tan: Bu ülke neyi, kimin için satıyor?

Aşkım Tan by Aşkım Tan
20 Şubat 2026
in Yazarlar
0
Aşkım Tan: Bu ülke neyi, kimin için satıyor?
0
SHARES
21
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

Bu ülkede bugün tartışılan şey yoksulluk değildir.

Yoksulluk bir sonuçtur.

Asıl tartışılması gereken, bu sonuca hangi tercihlerle gelindiğidir.

Son dönemde bütçe, enerji, maden ve altyapı başlıkları yan yana geldiğinde tek bir soru öne çıkıyor:

Bu ülke, hangi varlıklarını kimler için elden çıkarıyor?

Meclis kürsüsünde yapılan bir değerlendirme, bütçeyi uluslararası sermayenin hammadde açlığını doyurmak uğruna ülkenin tüm varlıklarını talana açan yeni sömürgeci düzenin kataloğu olarak tanımlıyor.

Aynı bütçeye enerji ve maden işçilerinin, talan edilen doğanın, yerinden edilen köylünün “hayır” dediğini hatırlatıyor.

Bu sözler bir slogan değil, bir çerçeve sunuyor.

Diğer tarafta resmî söylemde, İstanbul Boğazı’ndaki iki köprü ve bazı otoyolların özelleştirileceğine ilişkin iddialarla 2026 Orta Vadeli Program’daki özelleştirme gelir hedefleri arasında bağ kurulmadığı vurgulanıyor.

Kâğıt üzerinde bir inkâr var.

Sahada ise bitmeyen bir tartışma.

Çünkü özelleştirme meselesi yalnızca resmî beyanlarla yürümüyor.

Piyasa beklentileriyle, yatırımcı ilgisiyle, kamu varlıklarının “potansiyel gelir kalemi” olarak tanımlanmasıyla ilerliyor.

Sorun da tam burada başlıyor.

Bir ülkede aynı anda enerji sahaları, madenler, köprüler ve otoyollar konuşuluyorsa; bu tek tek projeler değil, toplam bir yönelimdir.

Bu tartışmayı yalnızca bugüne sıkıştırmak mümkün değil.

Bugün gündeme gelen köprüler ve otoyollar, uzun bir zincirin son halkasıdır.

Resmî özelleştirme kayıtlarına göre, iktidarın göreve geldiği günden bu yana kamuya ait pek çok stratejik varlık elden çıkarıldı.

Enerji üretim tesisleri ve dağıtım ağları, limanlar, şeker fabrikaları, maden sahaları, otoyollar, köprüler…

Her biri “verimlilik”, “kamu yükünden kurtulma” ya da “zarar eden devlet” gerekçeleriyle savunuldu.

Her biri için “zorunlu” denildi.

Bugün gelinen noktada tablo nettir:

Devletin elinde gelir üreten varlıklar azaldı.

Bütçe açıkları kapanmadı.

Borç gerilemedi.

Yurttaşın refahı artmadı.

Bu durum, özelleştirmenin bir istisna değil, kalıcı bir finansman yöntemine dönüştürüldüğünü gösteriyor.

Bir ülke üretmeden değil, satarak ayakta tutulmaya çalışılıyor.

Bu noktada kritik bir ayrımı yapmak gerekir.

Vatandaş sadaka istemiyor.

Yardım kolisi talep etmiyor.

Geçici desteklerle oyalanmak da istemiyor.

Vatandaş adil gelir istiyor.

Bir yanda milyarlarca liralık vergi borçları silinirken ya da yeniden yapılandırılırken, diğer yanda ekmekten elektriğe kadar her kalemde yoksuldan tek kuruşuna kadar tahsilat yapılıyor.

Zenginlerin bilançosuna eklenen sıfırlar, geniş halk kesimlerinin sofrasından eksilerek büyüyor.

Bu bir sosyal yardım tartışması değildir.

Bu, yukarıya doğru işleyen bir yeniden dağıtım tercihidir.

Devlet bazı borçlara zaman tanıyor.

Bazı borçlara ise hiç tanımıyor.

Büyük borçlar “ekonominin selameti” olarak görülüyor.

Küçük borçlar “disiplin meselesi” sayılıyor.

Burada mesele yoksulluk değildir.

Burada mesele, kimin korunmaya değer, kimin feda edilebilir görüldüğüdür.

Enerji işçilerinin ölümü, maden sahalarındaki doğa talanı, köylünün yerinden edilmesi bu tercihin yan ürünleridir.

Tesadüf değildir.

Yanlışlık değildir.

Aynı yönelimin parçalarıdır.

Bir ülke, milli servetini kimin için elden çıkardığını konuşmadan geleceğini tartışamaz.

Bir ülke, köprülerini, yollarını, madenlerini, suyunu, toprağını kimler için “değer” saydığını açıklamadan yoksullukla yüzleşemez.

Bugün yaşanan şey bir bütçe meselesi değil.

Bir ekonomi tekniği hiç değil.

Bu, egemenlik meselesidir.

Bir gün gerçekten hesap sorulacaksa, önce şu soruya cevap vermek gerekecek:

Bu ülke neyi, kimin için sattı?

Bugün yaşananlar bir bütçe meselesi değil.

Bir ekonomi tekniği hiç değil.

Bu, Cumhuriyet’in hangi değerlerinin korunup hangilerinin elden çıkarıldığına dair bir vicdan muhakemesidir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün yıllar önce yaptığı uyarı hâlâ yerinde duruyor:

“Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa kalıcı olamaz.”

 

Önceki Yazı

Yargı Mimarlar Odası’nı haklı buldu, çakırlar’da yürütme durduruldu

Sonraki Yazı

Dr. Füsun Topçugil: Agar-Agar son dönemin popüler gıda trendi: Gerçekten sağlıklı mı?

Aşkım Tan

Aşkım Tan

Sonraki Yazı
Dr. Füsun Topçugil: Agar-Agar son dönemin popüler gıda trendi: Gerçekten sağlıklı mı?

Dr. Füsun Topçugil: Agar-Agar son dönemin popüler gıda trendi: Gerçekten sağlıklı mı?

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Filiz Cingi Yurdakul: İş hayatında hibrit model, mekan kurgusunu baştan yazıyor

Filiz Cingi Yurdakul: İş hayatında hibrit model, mekan kurgusunu baştan yazıyor

20 Şubat 2026
Özgül Dağlı: Gerçekten ihtiyacın var mı, yoksa moralin mi bozuk?

Özgül Dağlı: Gerçekten ihtiyacın var mı, yoksa moralin mi bozuk?

20 Şubat 2026
Psikolog Özgenur Taşkın : Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!

Özgenur Taşkın: Ramazan ayı psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabiliyor!

20 Şubat 2026
“Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi

“Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi

20 Şubat 2026

Son Yazılar

Filiz Cingi Yurdakul: İş hayatında hibrit model, mekan kurgusunu baştan yazıyor

Filiz Cingi Yurdakul: İş hayatında hibrit model, mekan kurgusunu baştan yazıyor

20 Şubat 2026
Özgül Dağlı: Gerçekten ihtiyacın var mı, yoksa moralin mi bozuk?

Özgül Dağlı: Gerçekten ihtiyacın var mı, yoksa moralin mi bozuk?

20 Şubat 2026
Psikolog Özgenur Taşkın : Üzgün ya da öfkeli olduğunuzda sorunun çözümü buzdolabında değil!

Özgenur Taşkın: Ramazan ayı psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabiliyor!

20 Şubat 2026
“Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi

“Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi

20 Şubat 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Filiz Cingi Yurdakul: İş hayatında hibrit model, mekan kurgusunu baştan yazıyor

Filiz Cingi Yurdakul: İş hayatında hibrit model, mekan kurgusunu baştan yazıyor

20 Şubat 2026
Özgül Dağlı: Gerçekten ihtiyacın var mı, yoksa moralin mi bozuk?

Özgül Dağlı: Gerçekten ihtiyacın var mı, yoksa moralin mi bozuk?

20 Şubat 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.