
KIZ ÇOCUKLARI NEREDE?
Bir başka sessiz alarm da burada.
Kız çocuklarının okullaşma oranında,
yüzde altının üzerinde düşüş yaşanıyor.
Bu sadece bir eğitim sorunu değildir.
Bu, toplumsal gerilemenin açık göstergesidir.
Kız çocuklarını okuldan çektiğinizde,
sadece bugünü değil,
bir ülkenin yarınını karartırsınız.
…ve bunu da kimse “kader” diye açıklayamaz.
YOKSULLAŞTIRIP, EĞİTİMİ PAHALI HALE GETİRMEK
Bir yanda halk sistemli biçimde yoksullaştırılıyor.
Diğer yanda eğitim giderleri hızla artıyor.
Servis, kırtasiye, kitap, kıyafet, özel ders…
Devletin karşılaması gereken yük,
ailenin sırtına bırakılıyor.
Sonuç ne oluyor?
Eğitim, bir hak olmaktan çıkıp,
ayrıcalığa dönüşüyor.
Bu da bir tesadüf değil.
Çünkü pahalılaştırılan her hak,
Erişilemez hâle gelir.
**BU BİR EĞİTİM TARTIŞMASI DEĞİL,
BİR BEKA MESELESİDİR**
Akıl yoksa adalet olmaz.
Vicdan yoksa hukuk olmaz.
Empati yoksa toplum olmaz.
Bir nesli matematikten, felsefeden, ahlaktan koparırsanız;
o nesli değil, ülkeyi silahsızlandırırsınız.
Ama ironik olan şudur:
Zihni boşaltılan çocuğun eline silah verilir;
sonra da sonuçlara şaşırılır.
Bu ülke cehaleti çok gördü.
Ama örgütlü cehalet ve örgütlü vicdansızlık,
rn tehlikelisidir.
Karneden Atatürk’ü silenler,
müfredattan aklı çıkaranlar,
çocuğun zihninden empatiyi alanlar bilsin:
Bu ülke bir gün kaybederse,
sınırdan değil, sınıftan kaybedecektir.
HUKUK YOKSA, HİÇBİR ŞEY YOK.
Evet, bunu büyük harflerle yazıyorum.
Çünkü bugün konuştuğumuz her şeyin cevabı burada.
Bunu kim, ne zaman, nasıl yeniden yerine oturtur;
Bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
Bu çöküş bir günde olmadı.
Her şeyin bir öncesi vardı elbette.
Ama 2017 referandumu,
bu ülkenin hukukla olan bağının koptuğu andır.
“Tek adam” denilen şey;
sadece bir yönetim modeli değil,
hukukun askıya alınmasıdır.
…ve dürüst olalım:
Bu noktaya gelinmesinde yalnızca iktidar değil,
muhalefetin sessizliği, dağınıklığı ve gecikmiş refleksi de suç ortağıdır.
Hukuk giderken duramayan herkes,
bugün çocukların eline kalem yerine silah geçmesine
şaşırma hakkını da kaybetmiştir.
Çünkü hukuk yoksa;
eğitim olmaz,
adalet olmaz,
vicdan ayakta kalmaz.
..ve vicdanın olmadığı yerde,
bir ülke sınıftan kaybeder.
Bir okur şöyle yazmıştı:
“Kabul edilemez. Tepki göstermek yetmez; o karneleri kabul etmemek gerekir.”
Haklı.
Çünkü bazı şeylere sadece itiraz edilmez;
meşrulaştırılmaları reddedilir.
Atatürk’süz bir karne,
yalnızca eksik değil;
yok hükmündedir.
Kabul etmeyerek başlar itiraz.
Normalleştirmedikçe büyür direnç.












