Anadolu yakasının kültür ve sanatta odak noktası DasDas, geçtiğimiz sene ilki gerçekleştirilen Kısalar Festivali’nin üretim ruhundan doğan oyunlara sahnesinde yer veriyor. Kısa formda üretilmiş, 20 dk.’nın altındaki ‘Üç Kısa’, 10 Ocak Cumartesi akşamı ilk kez DasDas’ta tiyatroseverlerle buluşacak.
Geçtiğimiz sene ilki gerçekleşen Kısalar Festivali, 20 dakikanın altında üreten tüm performansçıları görünür kılmayı, yeni şeyler deneme cesaretini ve yaratma hevesini taşıyan sanatçıları desteklemeye devam ediyor. Bu yıl festivalden seçilen 3 kısa oyun, tam da bu anlayışın somut bir çıktısı olarak, birlikte düşünme, üretme ve deneme süreçleriyle şekillendi.10 Ocak Cumartesi akşamı ilk kez tiyatroseverlerle buluşacak ‘Üç Kısa’ 20 dk.’nın altındaki performanslarla özgürlük fikrini ve sanatçılarla birlikte büyüyen yolculuğunu sahneye taşıyor.
‘Üç Kısa’da, baskılara rağmen uçmayı değil kafesinde yaşamayı seçen bir kuşun hikayesi, bir adamın savunması, güç ve manipülasyonun iç içe geçtiği bir suçun oyunu ve kusurlarıyla yüzleşerek bakış açısını dönüştürmeye çalışan bir performansçının çabası sahnede özgürlük teması etrafında birleşip bir sese dönüşüyor.
Künye
Yapım: Kısalar/Dasdas
Proje Tasarım: Aytek Şayan
Yönetmen: Fırat Aygün
Yazarlar/Oynayanlar: Beyza Elçin Işığan, Ece Yaşar, Elvan Yaz Yaşa
Yardımcı Yönetmen: Barış Kuş
Hareket Tasarım: Deniz Atlı
Işık Tasarım: Barış Kuş
Müzik: Emre Şufta
Proje Koordinatörü: Baran Can Eraslan
Yaratıcı Ekip:
Kosmokrator: Yalım Danışman, Meltem Salduz, Beyza Elçin Işığan
Kafes: Zeynep Kuyumcu, Harun Milli, Cenkay Yılmaz, Buse Kara, Ece Yaşar
İç Ses: Yasin Çıray, Tanz Kolektif,Elvan Yaz Yaşa
Kafes:
Kendi isteğiyle kafese girmiş bir kuşun hikayesi…
Kosmokrator:
Bir adam, bir savunma, bir suç. “Kosmokrator” suç, güç ve manipülasyonun iç içe geçtiği bir oyun.
İç Ses:
Kusurlarıyla yüzleşerek bakış açısını dönüştürmeye çabalayan bir performansçı.
ÜÇ KISA:
Üç ayrı hayat, üç ayrı sıkışmışlık, ama tek bir soru: İnsan ne zaman gerçekten özgürdür? Reji yaklaşımı, metinler arasındaki görünmez bağı görünür kılmaya odaklanıyor. Seyirci, üç ayrı hikayeyi izlerken tek bir yolculuğun içinden geçer gibi; parçalı ama ortak bir özgürleşme haritasına tanıklık ediyor. Bu özel birliktelik, farklı kadın deneyimlerini tek bir ses haline getirmek değil; aksine, her sesin kendi rengiyle birlikte, özgürlüğün ne kadar çoğul ve kişisel bir mesele olduğunu duyurmak için sahnede yan yana gelmesidir.













