Bir annenin “Çocuğum için ne yapabilirim?” sorusuyla başlayan girişimcilik yolculuğu, bugün uluslararası bir nöroteknoloji markasına dönüştü. Türkiye’de geliştirilen ve 15’ten fazla ülkede kullanılan Auto Train Brain’in kurucusu Dr. Günet Eroğlu, ilham veren bu hikâyeyi Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) öğrencileriyle paylaştı. Sunumunda bir projenin teknik başarısının ötesinde, somut bir toplumsal fayda üretmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Eroğlu; fikirden patente, Ar-Ge’den küresel pazara uzanan süreci adım adım örnekleyerek öğrencilere ilham verdi.
Türkiye’nin beyin gücü ve girişimcilik potansiyelinin yüksek olduğunu belirten Auto Train Brain CEO’su Dr. Günet Eroğlu, “Bugün dünyanın dört bir yanında başarı hikâyeleri yazan yerli girişimlerimiz, bu potansiyelin en somut kanıtıdır. Ancak sürdürülebilir bir başarı için stratejimizi doğru kurmalıyız. Yapay zekanın hızla geliştiği bu dönemde, bu teknolojiler artık işlerimizin sadece bir parçası değil, en büyük destekçisi ve hızlandırıcısı konumunda yer alıyor.
Herkesin yöneldiği popüler trendleri yüzeysel bir şekilde takip etmekten ziyade henüz çözülmemiş bir sorunu fark edebilmeniz lazım. Gerçek inovasyon, o sorunu sahiplenip ona katma değer üreten, özgün ve bilimsel bir çözüm geliştirmekle başlar. Biz de bu anlayışla hareketle hikayemizi bilimle birleştiren bir fayda modeli inşa ettik. Pazarın gürültüsüne değil, çözüm bekleyen sorunların sesine kulak vermeleri gençlere en büyük tavsiyem olur” dedi.
“Tanıdan Müdahaleye Geçişi Sağlayan Yapay Zekâ Geliştiriyoruz”
Birçok yapay zekâ modelinin beyin verisini analiz edip ‘bu disleksi’ diyebildiğinin altını çizen Dr. Eroğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim yaklaşımımız bunun ötesine geçiyor. Kapalı döngü dediğimiz bir sistem kurduk; yani sistem ölçüyor, müdahale ediyor, sonucu değerlendiriyor ve yeniden ayarlıyor. Bu adaptif yapı sayesinde her birey için kişiselleştirilmiş bir süreç ortaya çıkıyor.
Aynı zamanda geliştirdiğimiz model yalnızca karar üretmiyor, o kararın nedenini de açıklayabiliyor. Hangi beyin bölgesindeki değişimin iyileşmeye katkı sağladığını görebiliyoruz. Bu da yapay zekâyı daha şeffaf ve güvenilir hale getiriyor.
Biz yapay zekâyı insanlık yararına kullanıyoruz. Amacımız bir etiketten ibaret sonuçlar üretmek değil; bilimsel veriye dayalı, güvenli ve kişiye özel çözümler geliştirmek. Tanı koyan sistemlerden, müdahaleyi optimize eden sistemlere geçişin önemli olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.













