Tarihi bilmeyenlerin şaşırdığı günlerden geçiyoruz. Aslında günümüzde tarih bilmeye de gerek yok, yapay zekâya soruyorsunuz size listeyi döküyor.
Ama burada yine zekâ lazım, yapay zekâya soru sormak için!
Şimdi sizlere neler olduğunu uzun uzun anlatmayacağım. Yapay zekâyla olan sohbetimi ekleyeceğim, sonra okuyanlar yorumlar nasılsa…
SORU: Son 20 yılda Ortadoğu’da hangi ülkelerde iktidar değişti, hangi devletler, Amerika ve İsrail’in saldırısına uğradı?
CEVAP: 2006–2025 yılları arasında Ortadoğu’da iktidar değişimi yaşayan, ABD ve İsrail’in doğrudan askerî operasyonlarına maruz kalan başlıca ülkeler aşağıda kronolojik özetlenmiştir.
🔻 İKTİDAR DEĞİŞİMİ YAŞANAN ÜLKELER:
- IRAK
2003 ABD işgali sonrası süreç rejimi kökten değiştirdi.
Saddam sonrası kurulan siyasal sistem defalarca hükümet değişimi yaşadı.
Devlet egemenliği zayıfladı, dış müdahaleye açık hale geldi.
- SURİYE
2011 iç savaş ile fiilen çok parçalı yapı oluştu.
Merkezi iktidar ayakta kaldı fakat ülke uzun süre fiilî bölünme yaşadı.
Türkiye, ABD, Rusya ve İsrail’in sahada askerî varlığı oldu.
- LİBYA
2011 NATO müdahalesi sonrası devlet yapısı çöktü.
Kaddafi devrildi, ülke uzun süre iki hükümetli iç savaş düzenine girdi.
Fiilî rejim değişimi gerçekleşti.
- MISIR
2011 devrim → Mübarek devrildi.
2013 askerî müdahale → yönetim tekrar değişti.
Bölgesel güç dengelerinde yön değişimi yaşandı.
- YEMEN
2011 sonrası iç savaş ve dış müdahalelerle merkezi devlet çöktü.
Birden fazla otorite ortaya çıktı.
🔻 ABD ASKERÎ OPERASYONLARINA UĞRAYAN ÜLKELER
- IRAK
2003 işgali sonrası ABD uzun süre askerî varlık bulundurdu.
İŞİD’e karşı operasyonlar 2014 sonrası yeniden yoğunlaştı.
- SURİYE
2014’ten itibaren hava saldırıları ve üs bölgeleri kuruldu.
Özellikle doğu Suriye’de askerî hareketlilik sürekli arttı.
- YEMEN
İHA saldırıları ve özel operasyonlar yapıldı. (El-Kaide hedefleri)
- AFGANİSTAN
Coğrafi olarak Güney Asya’da olsa da bölgesel güvenlik denkleminde Ortadoğu ile birlikte ele alındı.
2021’e kadar ABD işgali sürdü.
🔻 İSRAİL ASKERÎ SALDIRILARINA MARUZ KALAN ÜLKELER / BÖLGELER
- SURİYE
2013’ten itibaren yüzlerce hava saldırısı yapıldı.
İran bağlantılı hedefler ve askerî tesisler vuruldu.
- LÜBNAN
Özellikle Hizbullah ile çatışmalar yaşandı.
Sınır ötesi operasyonlar ve 2023 sonrası yoğun gerilim oluştu.
- FİLİSTİN
Gazze merkezli büyük ölçekli askerî operasyonlar yapıldı. (2008, 2012, 2014, 2021, 2023–2025).
- İRAN
Doğrudan savaş yok; ancak hedefli suikastlar ve örtülü operasyonlar yapıldı.
🔻 JEOPOLİTİK SONUÇ
Devlet parçalanması modeli: Irak, Libya, Yemen.
Sürekli düşük yoğunluklu savaş alanı: Suriye.
Vekâlet savaşları: İran–ABD–İsrail güç mücadelesi.
SORU: 1095 ile 1291 yılları arasında Kudüs ve çevresini Müslüman yönetiminden geri almayı amaçlayan Kutsal Topraklara yapılan Haçlı seferleri, günümüzdeki bu bölgelere mi yapılmıştı?
CEVAP: Evet. 1095–1291 arasındaki Haçlı seferlerinin hedeflediği “Kutsal Topraklar”, coğrafi olarak büyük ölçüde bugünkü Levant bölgesiyle örtüşür. Yani günümüzdeki İsrail–Filistin, Ürdün, Lübnan ve Suriye’nin güneyi, Haçlı Seferlerinin yapıldığı aynı stratejik alanın parçasıdır.
Papa’nın çağrısıyla başlatılan Haçlı Seferleri, 1095-1291 yıllarında özellikle şu merkezlere yapıldı:
Kudüs → ana hedef (dini ve sembolik merkez)
Antakya
Trablus
Şam
Akka
Bu bölge Doğu Akdeniz geçiş hattı, ticaret yolları ve kutsal mekânlar nedeniyle tarih boyunca jeopolitik çekim merkezi oldu.
Orta Çağ’daki Haçlı Seferleri ile günümüz Ortadoğu gerilimlerinin sahnesi aynı coğrafi topraklardır.
SORU: Haçlılar Orta Çağ’da Anadolu’ya da saldırı düzenledi mi ve Anadolu o saldırılardan nasıl etkilendi?
CEVAP: Evet. Haçlı orduları Kudüs’e ulaşmak için Anadolu’dan geçti ve bu nedenle Anadolu doğrudan savaş sahası oldu ve büyük ölçüde tahrip edildi. Etkileri, hem askerî hem demografik hem de ekonomik düzeydeydi.
İznik düştü: Haçlılar Bizans’la işbirliği içinde İznik’i kuşattı ve şehir el değiştirdi. Bu, Anadolu’daki Türk ilerleyişi için ağır bir darbeydi.
Eskişehir–Dorylaion muharebesi: Haçlılar, Anadolu Selçuklu Devleti kuvvetlerini Eskişehir civarında yenerek iç bölgelere ilerleme yolunu açtı.
İç Anadolu’nun tahribi: Haçlı orduları geçtikleri hat üzerinde köyleri, ekinleri ve gıda depolarını sistematik biçimde tüketti.
Bizans’ın yeniden ilerleyişi: Haçlı baskısı, Bizans’ın Batı Anadolu’da bazı merkezleri geri almasına imkân verdi.
Haçlı saldırıları nedeniyle Anadolu’da bulunan Selçuklu Devleti güvenlik nedeniyle merkezlerini Konya’ya taşıdı.
Türk kuvvetleri açık meydan savaşından kaçınarak geçiş güzergâhlarını zorlaştırdı. İç bölgelerde yeni tahkimatlar kuruldu, uç bölgeler esnek savunma hattına dönüştürüldü.
Özellikle II. Kılıç Arslan döneminde Bizans ve Haçlı baskısına karşı denge siyaseti izlendi.
HAÇLI SEFERLERİNİN ANADOLU ÜZERİNDEKİ SONUÇLARI
1) Demografik ve ekonomik kayıp
Tarım alanlarının yakılıp yıkılması, nüfus hareketleri ve ticaret yollarının kesilmesi bölgesel ekonomiyi zayıflattı.
2) Siyasi kırılganlık
Batı Anadolu’da Bizans etkisi geçici olarak güçlendi; Selçuklular iç Anadolu’ya çekildi.
3) Uzun vadeli jeopolitik sonuç
1204’te Haçlıların İstanbul’u ele geçirmesiyle Bizans parçalandı ve Latin İmparatorluğu kuruldu. Bu durum Anadolu’daki güç dengesini kalıcı biçimde sarstı.
Haçlılar Anadolu’yu hedef ülke olarak değil, zorunlu geçiş ve operasyon sahası olarak vurdu; ancak bu geçiş bile Anadolu’da şehir kayıpları, başkent değişimi ve ekonomik tahribat gibi derin sonuçlar doğurdu.
TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR!
Ne kadar doğru bir cümle…
Günümüzdeki Haçlı Seferleri bu kez Papa’nın emriyle değil, kukla Trump emriyle yapılıyor. Haçlı Seferlerinin adı değişmiş ama saldırı amacı ve nedenleri hala aynı.
Haçlı seferleri sırasında Anadolu ne yaşadıysa, günümüzde de benzer olaylar yaşanacak.
Bunu bilerek acilen gerekli tedbirlerin alınması, iktidar kavgasının bırakılması, aklıselim ve liyakatli insanların görev başına getirilmesi gerekmektedir.
Bu savaş, meydanlarda değil stratejik hamlelerle kazanılabilir yalnızca, Anadolum Türkiyem geçmişten ders alarak doğru hamlelerle güçlenerek zaferle çıkmalıdır.
Herkes önce aklını başına alsın sonra birbirine mukayyet olsun!
2030 yılında İstanbul’da Vatikan benzeri bağımsız bir devletçik kurma planlarını harekete geçirecekler. Birçok kişinin sürekli tekrarladığı SIRA TÜRKİYE’DE cümlesi bir kehanet değil planın işleyişinin yüksek sesle telaffuz edilmesidir.
Şu aralar yazdığım ESKİ DÜNYANIN SAHİBİ TÜRKLER kitabıma Türklerin neden yenilmez olduklarını anlattım. 2030-2045 yılları arasında tarih bir kez daha Türk milletinin yenilmez olduğunu kaydedecek.
Bu cümleme gülenlere de cevap vereyim, son gülen iyi güler…
Şimdi birlik beraberlik zamanı!
Şimdi uyanma zamanı!
Ve hazırlanma zamanı…
FIRTINA YAKLAŞIYOR!
Ve Türk fısıldadı: FIRTINA BENİM!













