Bazı insanlar sessizce çıkar hayatından.
Bir kavga olmaz, bir bağırış olmaz…
Sadece bir gün anlarsın:
Meğer sen konuşurken onlar çoktan gitmiş.
Bu apartmana yeni taşındığımda,
yeni evliydim, yeni bir hayata tutunuyordum.
Kapılar açıktı, çaylar sıcaktı,
gülüşler samimiydi sandım.
İki kişi vardı.
Dost sandım.
Bir gün sustular.
Bir gün uzaklaştılar.
Bir gün beni sattılar.
Ben konuşmadım.
Çünkü bazı ihanete söz değil,
sadece sessizlik yakışır.
Zaman geçti.
Bir çocuk doğurdum.
Dünyaya gözlerini açan küçücük bir kalp…
Kapımızı çalan olmadı.
“Hayır olsun” diyen olmadı.
Sonra babam öldü.
Bir insanın içindeki en büyük dağ yıkılır ya hani…
İşte öyle bir şey.
Kapım yine çalınmadı.
“Başın sağ olsun” diyen olmadı.
İnsan bazen bağırmak ister.
Ama bağırmaz.
Çünkü bazı kırgınlıkların sesi yoktur.
Dün kapıda karşılaştık.
Göz göze geldik.
Bir an düşündüm…
İnsanın içindeki öfke bazen bir tokat kadar yakın olur.
Ama ben onlara değil,
kendime sahip çıktım.
Kapıyı öyle bir çarptım ki
çeliğin sesi apartmana yayıldı.
Onların gözleri
Azrail görmüş gibi yuvalarından çıktı.
O an anladım.
Bazı kapılar
başkalarına kapanmaz.
İnsan bazen
kendi kalbini korumak için kapıyı çarpar.













