Yetişkinlerin boşanma veya ayrılık süreçlerinde kardeşlerin ayrılabildiğini belirten uzmanlar, bu durumun çocuk için duygusal güvenliğin kaybı anlamına geldiğini söylüyor.
Kardeşlerin çoğu zaman çocuk için bir duygusal destek kaynağı olduğunu aktaran Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Bu bağın kopması; yalnızlık, terk edilme hissi, kaygı ve öfke gibi duyguların yoğunlaşmasına neden olabilir.” dedi. Erken yaşlarda yaşanan ayrılıkların, bağlanma biçimlerini etkileyerek ileriki yaşlarda ilişkilerde zorluklara neden olabileceğine dikkat çeken Tunçel, kardeşlerin birlikte büyürken paylaşmayı, empatiyi ve çatışma çözmeyi öğrendiğini, ayrı büyüyen kardeşlerin ise zamanla duygusal olarak uzaklaşabildiğini vurguladı.
Kardeşlerin ayrılması, duygusal güvenliklerini zedeliyor!
Boşanma sürecinin çocuk için önemli bir kayıp ve yeniden uyum gerektiren bir durum olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Bu süreçte kardeşlerin de birbirinden ayrılması, çocuğun ‘güvenli alanlarından’ birinin daha kaybı anlamına gelir.” dedi.
Kardeşlerin çoğu zaman çocuk için yalnızca bir aile üyesi değil, aynı zamanda bir duygusal destek kaynağı olduğunu aktaran Tunçel, “Bu bağın kopması; yalnızlık, terk edilme hissi, kaygı ve öfke gibi duyguların yoğunlaşmasına neden olabilir. Uzun vadede bu durum, çocuğun ilişkilerde süreklilik ve güven algısını zedeleyebilir. Özellikle erken yaşlarda yaşanan bu tür ayrılıklar, bağlanma örüntülerini etkileyerek daha kaygılı veya kaçıngan bağlanma stillerinin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Çocuk, ‘yakın olduğum insanlar bir gün gider’ şeklinde bir inanç geliştirebilir. Bu da ileriki yaşlarda arkadaşlık ve romantik ilişkilerde mesafe koyma ya da aşırı bağımlı olma gibi uç davranışlara yol açabilir.” şeklinde konuştu.
Kardeşlerin birlikte kalabilmesi, çocuğun psikolojik dayanıklılığı açısından koruyucu bir faktör!
Kardeş ilişkisinin, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi için benzersiz bir alan olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Çocuklar kardeşleriyle birlikteyken paylaşmayı, çatışma çözmeyi, empati kurmayı ve duygularını düzenlemeyi öğrenirler. Aynı zamanda kardeşler, özellikle zor zamanlarda birbirleri için ‘tanıdık ve güvenli bir liman’ işlevi görür.” dedi.
Birlikte büyüyen kardeşler arasında oluşan ortak anıların, kimlik gelişimini desteklediğini ve aidiyet duygusunu güçlendirdiğini kaydeden Tunçel, “Bu bağ, çocukların stresle başa çıkma becerilerini artırır ve yalnızlık hissini azaltır. Dolayısıyla kardeşlerin birlikte kalabilmesi, çocuğun psikolojik dayanıklılığı açısından koruyucu bir faktör olarak değerlendirilebilir.” ifadelerini kullandı.
Temas eksikliği, kardeşler arasında duygusal mesafeyi artırır!
Ayrı büyüyen kardeşler arasında zamanla duygusal uzaklaşma veya yabancılaşma görülebildiğine değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Düzenli temas ve ortak yaşantı eksikliği, kardeşler arasında zamanla duygusal mesafenin artmasına neden olabilir. Özellikle küçük yaşlarda ayrılan kardeşler, birbirlerini yeterince tanıyamayabilir ve ilişki yüzeysel kalabilir.” dedi.
Bunu önlemek için ebeveynlerin bilinçli bir çaba göstermesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Tunçel, “Düzenli görüşmeler, ortak etkinlikler, tatiller ve mümkünse rutin bir iletişim planı oluşturulmalı. Günümüzde dijital iletişim araçları da bu bağı desteklemek için kullanılabilir. Ancak burada önemli olan sadece temas sıklığı değil, temasın niteliğidir yani çocukların birlikte kaliteli zaman geçirebilmesi gerekir. Ayrıca ebeveynlerin kardeş ilişkisini destekleyici bir dil kullanması ve taraf tutmaktan kaçınması da kritik rol oynar.” açıklamasını yaptı.
Kardeşler birlikte kalmalı veya bağlarının desteklenmesine önem verilmeli!
Ayrılığın etkisinin çocuğun bireysel özelliklerine göre değişkenlik gösterdiğini de sözlerine ekleyen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, şunları söyledi:
“Küçük çocuklar ayrılığı daha somut bir kayıp olarak yaşarken, ergenler bunu daha karmaşık duygularla (öfke, suçluluk, sadakat çatışması) deneyimleyebilir. Erken çocukluk döneminde yaşanan ayrılıklar, bağlanma üzerinde daha derin etkiler bırakabilir.
Cinsiyet tek başına belirleyici değildir; ancak toplumsal roller nedeniyle bazı çocuklar duygularını ifade etmekte daha zorlanabilir veya daha fazla içselleştirebilir.
Daha hassas, içe dönük veya kaygıya yatkın çocuklar ayrılıktan daha fazla etkilenebilir. Daha esnek ve sosyal çocuklar ise destekleyici çevre varsa daha kolay uyum sağlayabilir.
Sonuç olarak, kardeşlerin ayrılması her çocuk için aynı etkiyi yaratmaz; ancak genel olarak bu durum, çocuğun duygusal güvenliği üzerinde risk oluşturur. Bu nedenle mümkün olan durumlarda kardeşlerin birlikte kalması, mümkün değilse de bağlarının aktif şekilde desteklenmesi büyük önem taşır













