Pera Müzesi, British Council Koleksiyonu’ndan 29 sanatçının yapıtlarını bir araya getiren Ortak Duygular sergisine paralel olarak hazırlanan “Görünmez Bağlar” başlıklı film programıyla; bireyler, kurumlar ve gelecek tahayyülleri arasında kurulan ilişkileri sinemanın farklı anlatı olanakları üzerinden ele alıyor. 9 Ocak – 8 Şubat arasında Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek program, İngiliz sinemasının altı önemli yapımını bir araya getirerek görünmeyen ama belirleyici bağların izini sürüyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Film ve Video Programları, British Council Koleksiyonu’ndan 29 sanatçının yapıtlarını bir araya getiren Ortak Duygular sergisine paralel olarak hazırlanan “Görünmez Bağlar” başlıklı film programıyla, bireyler, kurumlar ve gelecek tahayyülleri arasında kurulan ilişkileri sinemanın farklı anlatı olanakları üzerinden düşünmeye davet ediyor. 9 Ocak – 8 Şubat arasında Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek program, İngiliz sinemasının altı önemli yapımını bir araya getirerek görünmeyen ama belirleyici bağların izini sürüyor.
Sergiyle diyalog kuran bir seçki
“Görünmez Bağlar”, Ortak Duygular sergisinin üç bölümlü yapısını izleyerek ve bölüm başlıklarına sadık kalarak “Özeni Korumak”, “Tanıdık Yüzler” ve “Hayali Gelecek” başlıkları altında şekilleniyor. Program, sanatın korunmasından kimliklerin temsil biçimlerine, bireysel hafızadan kolektif gelecek kurgularına uzanan geniş bir düşünsel alan açıyor.
Özeni Korumak: Kurumlar, koleksiyonlar ve bakım pratikleri
Programın ilk bölümü “Özeni Korumak”, sanat koleksiyonculuğunun politik boyutlarını ve kurumların özen kavramını hangi pratikler üzerinden ürettiğini mercek altına alıyor. Usta belgeselci Frederick Wiseman’ın “National Gallery” filmi, Londra’nın en köklü kültür kurumlarından birinin gündelik işleyişini gözlemci kamerasıyla takip ederken, müzeyi hem yaşayan bir organizma hem de kolektif bir öğrenme alanı olarak ele alıyor. Restorasyon süreçlerinden küratoryal tartışmalara uzanan film, sanatın toplumsal rolüne dair temel soruları görünür kılıyor.
Tanıdık Yüzler: Kimlik, hafıza ve kişisel anlatılar
Karen Archy’nin “Toplum tarafından geride bırakılmış birini tanıyor muyum?” sorusundan hareketle şekillenen “Tanıdık Yüzler” bölümü, Britanya sinemasında kadın, kuir ve beyaz olmayan anlatıların izini süren dört filmi bir araya getiriyor.
Virginia Woolf’un romanından uyarlanan ve yönetmenliğini Sally Potter’ın üstlendiği “Orlando”, kimliğin ve cinsiyetin akışkanlığını yüzyıllara yayılan bir hikâye üzerinden ele alırken; Derek Jarman’ın ölümünden birkaç ay önce tamamlanan filmi “Mavi”, AIDS’le geçen bir yaşamın içsel tanıklığını tek bir renk alanı ve ses aracılığıyla aktarıyor. Terence Davies’in yarı otobiyografik yapıtı “Uzun Günün Sonu”, 1950’lerin Liverpool’unda bir çocuğun dünyasını anıların kırılganlığıyla perdeye taşırken; Joy Gharoro-Akpojotor’un ilk uzun metrajı “Hayalperestler”, göç, aşk ve dayanışma temalarını güncel bir politik bağlamda ele alıyor.
Hayali Gelecek: İnsan, teknoloji ve yabancılaşma
Programın “Hayali Gelecek” başlığını taşıyan üçüncü bölümü, nesnelerin, teknolojinin ve insan olma hâlinin geleceğine dair spekülatif yaklaşımlara odaklanıyor. Nicolas Roeg imzalı “Dünyaya Düşen Adam”, David Bowie’nin unutulmaz performansıyla, yabancılaşma, tüketim kültürü ve insanlık hâllerini bilimkurgu anlatısı üzerinden yeniden düşünmeye açıyor.













