Ben hızlı değilim.
Hiç olmadım.
Herkes bir şeylere yetişmeye çalışırken
ben hep bir kelimenin içinde kaldım.
Harflerin üzerinden atlayamadım.
Çünkü onlar benim için
sadece işaret değildi
bir şey saklıyorlardı.
Bir kelimeye takılırım bazen.
Uzun uzun bakarım.
Çünkü içinde
söylenmeyen bir şey hissederim.
Buna disleksi diyorlar.
Bir eksiklik gibi anlatıyorlar çoğu zaman.
Ama ben öyle hissetmiyorum.
Sanki zihnim fazla görüyor,
fazla duyuyor,
fazla düşünüyor.
Evet, harfler yer değiştiriyor bazen.
Cümleler kayıyor.
Anlam gecikiyor.
Ama o gecikmenin içinde
ben başka bir şey buluyorum:
Derinlik.
Çünkü ben bir metni sadece okumuyorum.
İçine giriyorum.
Orada dolaşıyorum.
Bazen kayboluyorum
ama çoğu zaman
kendime rastlıyorum.
Herkes hızlı olmayı bir meziyet sanıyor.
Ben değilim.
Çünkü hızlı olan her şey
biraz yüzeyde kalıyor.
Ben yavaşım.
Ama gördüğüm şeyler
derinde.
Belki de mesele
benim hızım değil.
Belki mesele,
kimsenin kimseyi
kendi hızına zorlamadığı
bir dünya.
Çünkü ben
yavaş okuyorum
ama hayatı
derin anlıyorum.












