• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

L’Oréal Türkiye cesur bilim kadınlarını gelecek nesillerle buluşturuyor

Güncel Kadın by Güncel Kadın
2 Ocak 2026
in Güncel Haberler
0
L’Oréal Türkiye cesur bilim kadınlarını gelecek nesillerle buluşturuyor
0
SHARES
8
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

L’Oréal Türkiye cesur bilim kadınlarının hikayelerini geniş kitlelere duyurmak ve tanınmalarına destek olmak için Kırmızı Kedi Yayınevi işbirliğiyle “Bilimin İzinde Cesur Türk Kadınlarının Hikâyesi” adlı eseri okuyucularıyla buluşturdu. 34 bilim kadınının deneyimlerini, mücadelelerini ve başarılarını bir araya getiren kitabın satışından elde edilecek tüm telif gelirleri 8-12 yaş aralığındaki çocukların robotlarla geleceğe yönelik çözümler üretmesine destek olacak Bilim Kahramanları Derneği’ne bağışlanacak. 

L’Oréal Türkiye’nin UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğiyle yürüttüğü ve bu yıl 23. yılına ulaşan “Bilim Kadınları İçin” Programı kapsamında bugüne kadar ödül alan bilim kadınlarının hikayeleri kitaplaştırılarak gelecek nesillerle buluşuyor. Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından hazırlanan “Bilimin İzinde Cesur Türk Kadınlarının Hikâyesi” adlı eser, bilimin dönüştürücü gücünü ve kadınların bu alandaki öncü rolünü görünür kılmayı amaçlıyor. Kitap, Türkiye’nin dört bir yanından çıkıp bilimin ışığında dünyayı değiştiren kadın bilim insanlarının hikâyelerini bir araya getiriyor.

Kadınların Bilimdeki Gücüne Saygı Duruşu

Bugüne kadar 128 bilim kadınının projelerini ödüllendiren L’Oréal Türkiye, bu başarı öyküleriyle sadece bireysel başarıları değil, kolektif dönüşüm potansiyelini de görünür kılıyor. Programdan ödül alan 128 bilim kadınının 100’ü bugün profesör veya doçent olarak kariyerlerine devam ediyor. 128 bilim kadınının 34’ü deneyimlerini, mücadelelerini ve başarılarını “Bilimin İzinde Cesur Türk Kadınlarının Hikâyesi” kitabında anlatıyor.

Bu eser, bilimin yalnızca laboratuvarlarda değil, aynı zamanda azim, merak ve tutkunun birleştiği noktalarda da filizlendiğini gözler önüne seriyor.

Sosyal Sorumluluk ve Dayanışma

Bilimin İzinde Cesur Türk Kadınlarının Hikâyesi kitabının satışından elde edilecek tüm telif gelirleri, 8-12 yaş aralığındaki çocukların robotlarla geleceğe yönelik çözümler üretmesine destek olacak Bilim Kahramanları Derneği’ne bağışlanacak.

Böylece okurlar, yalnızca ilham veren hikâyelerle buluşmakla kalmayacak, aynı zamanda bilimin geleceğine de katkıda bulunacaklardır.

ARKA KAPAK

Unutma sen de yapabilirsin!..

Bilim, kimi zaman bir mikroskobun merceğinde, kimi zaman gece yarısı yanıp sönen bir laboratuvar ışığında, kimi zaman da bir genç kızın kalbinde filizlenen merakla doğar. Ama her zaman cesaret ister…

L’Oréal Türkiye’nin UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliğiyle yürüttüğü ve 23. yılına ulaşan “Bilim Kadınları İçin” Programının desteklediği bu kitap, genç kızlara “Sen de yapabilirsin!” demeyi, yeni nesillere yol göstermeyi ve bilimin cinsiyet kalıplarıyla sınırlanamayacağını bir kez daha hatırlatmayı amaçlıyor.

Bilimin İzinde Cesur Türk Kadınlarının Hikâyesi, L’Oréal Türkiye’nin “Bilim Kadınları İçin” Programından ödül alan, cesaretleri ile bilim yolunda ilerleyen bilim kadınlarının yolculuğunu anlatıyor. Onlar, toplumun görünmez duvarlarını aşarak kendi ışıklarını çoğaltan, bilime tutkuyla bağlanan ve geride umut dolu bir iz bırakan kadınlar.

Her biri kendi alanında çığır açarken, aynı zamanda gelecek kuşaklara “sen de yapabilirsin” diyor. Çünkü bu hikâyeler yalnızca bilimsel başarıların değil; sabrın, inancın, hayallerin ve eşitlik arayışının hikâyeleri…

Bu kitap, bilimin yalnızca akılla değil; yürekle, azimle ve umudun en saf haliyle var olduğunu hatırlatıyor. Her sayfa, bilime adanmış bir ömrün yankısını taşırken, aynı zamanda yarını kuracak genç kızlara fısıldıyor:

“Hayallerinin peşinden git, çünkü senin bilime, bilimin de kadınlara yani sana ihtiyacı var.”

Kitaptan alıntılar

Ayşegül Kutluay Baytak

Gazete Haberiyle Başlayan Bilim Yolculuğu

“Ayşegül, hayatındaki her şey senle mümkün…

Ve yine hayatındaki her şey senle imkânsızdır.”

 İlkokul yıllarıydı… Akşamları babasının dükkânı kapatıp eve dönüşünü bekleyen küçük bir kız çocuğu vardı. O gün babasının yüzünde alışılmadık bir heyecan sezdi. Babası elinde tuttuğu gazetenin sayfalarını özenle açtı, göz göze geldiler.

“Kızım,”  dedi, “Urfa’ya üniversite kuruluyormuş. Seni de üniversiteye göndereceğim.”

Tarih 3 Temmuz 1992… Gazetede yer alan kroki, Harran Üniversitesi’nin kuruluş planını gösteriyordu.

O sözler, küçük bir yürekte bir kıvılcım yaktı. Belki o gün, o sözlerin derinliğini kavramak zordu; ama yıllar geçtikçe kıvılcım büyüdü. Kararlılığa, sabra, sarsılmaz bir inanca dönüştü.

Aradan otuz yıl geçti. Takvimler 2022’yi gösterdiğinde, o krokinin çizildiği hayalin tam kalbinde, Harran Üniversitesi’nde profesörlük unvanını aldı. Bir zamanlar öğrenci sıralarında umutla dinleyen çocuk, artık kürsüde ders veren bir bilim insanıydı.

Kendi gençliğinin hayallerine dokunur gibi, ders anlattığı öğrencilerinin gözlerinde de aynı kıvılcımı görüyordu.

Bu yolculuk, yalnızca bireysel bir başarı değildi. Köklerine duyulan vefa, bilimin ortak geleceğine katkı sunma arzusu ve Şanlıurfa topraklarından yükselen evrensel bir sesin hikâyesiydi. 2016 yılında L’Oréal – UNESCO Bilim Kadınları İçin Programı’nın görkemli töreninde aldığı ödül, sadece bir satır değil; hayatının dönüm noktası, misyonunun evrensel yankısı oldu.

Ayşegül Kutluay Baytak’ın hikâyesi, başarılarla yazılmaktan öte; inanç, emek, vefa ve topraklarına duyulan gönül borcuyla dokunmuş bir hikâyedir.

Ahu Arslan Yıldız

Doğadan Öğrenmek:

Ayvadan Biyomürekkebe

“Tüm bilim dallarının aslında insanların hayatını

kolaylaştırmak için var olduğunu fark edince

bilime olan ilgim daha da arttı.”

20 Aralık 1980’de Bursa’da doğan Ahu Arslan Yıldız’ın çocukluğu, bilime ve hayata duyduğu merakın ilk ipuçlarını taşır. Küçükken izlediği bir filmde başarılı bir bilim kadınının dünyayı kurtardığını görür ve içinden geçirir: “Ben de böyle bir bilim kadını olsam, insanlara yardımcı olsam ne güzel olurdu.” O an, farkında olmadan hayatının yönünü belirlemiştir.

Okul yılları boyunca fen dersleri hep ilgisini çeker. Kimya, çoğu öğrenci için zor ve korkutucu bulunurken, o bu alanın formüllerden ibaret olmadığını erken fark eder. Üniversitede kimyanın aslında hayatın her alanında var olduğunu görür; diğer bilim dallarıyla iç içe olduğunu, insanların yaşamını kolaylaştırmak için var olduğunu kavradığında tutkusu daha da artar.

Ahu Arslan Yıldız’ın hikâyesinde aile desteğinin özel bir yeri vardır. Eşi Ümit Hakan Yıldız da aynı üniversitede akademisyenlik yapar. Onun desteği olmasa bu noktaya gelemeyeceğini sık sık dile getirir. Akademik hayatın en zorlu dönemlerinde, dersler, toplantılar ve küçük kızlarının bakımı arasında eşit sorumluluk paylaşımıyla ilerlemişlerdir. Bilimsel ortaklıkları da vardır; birçok projede birlikte çalışırlar.

2014 yılında Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde düzenlenen L’Oréal – UNESCO Bilim Kadınları İçin Uluslararası Ödülü töreni, onun hayatındaki unutulmaz anlardan biridir. O yıl ödül alan 15 genç bilim kadını sahnede yan yana durur. Fakat Ahu Arslan Yıldız için sahnede görünmeyen bir kişi daha vardır: karnındaki bebeği. Henüz hamile olduğunu öğrenmiştir. “Aslında sahnede 16 kişiydik,” derken yüzünde bir gülümseme belirir. Bu anı, bilimin ve anneliğin birbirine engel olmadığını gösteren sembolik bir sahnedir. Hem bir bilim kadını hem de anne olmanın mümkün olduğunu göstermek, onun için yalnızca kişisel bir mutluluk değil, aynı zamanda genç bilim kadınlarına da bir mesajdır.

Daha sonra kızının, aldığı tüm ödüllerde onunla birlikte sahnede olduğunu anlatırken, anne olmanın bilime engel olmadığını, aksine ona güç verdiğini vurgular.

Dilek Çökelliler Serdaroğlu

Boş Odadan Bilimle Doğan Işık

“Bilim, bana göre dik bir yamacı tırmanmak gibi.

Zor ama en sonunda gördüğünüz manzara

her şeye değer.”

Prof. Dr. Dilek Çökeliler Serdaroğlu köklü bir tüccar ailesinin içinden doğuyor. Kendini “tüccar aile soy ağacının ilk akademik kariyerlisi” olarak tanımlıyor. Esnaf bir annenin ve tamir edemediği cihazın neredeyse olmadığı bir babanın kızı olarak büyüdü. Bu atmosfer, ona hem üretmenin değerini hem de çalışmanın önemini erken yaşta öğretti.

1992’de Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği’ni kazandığında, akademik dünyayla ilk temasını kurdu. O günlerde internet, cep telefonu ya da bugünkü iletişim olanakları yoktu. Hiçbir üniversite kampüsünü görmeden, ailesinde akademik bir örnek olmadan Ankara’ya gidişi, adeta bilinmeyen bir yolculuğa çıkmak gibiydi. Bu yolculuğun onda yarattığı duyguyu şöyle özetliyor: “Bir genç olarak önümde hiçbir örnek görmemiştim ama içimde hep yeni bir yol açma isteği vardı.”

Gıda mühendisliğinde geçirdiği yıllar kolay değildi. “Ne yapmak istemediğinden emin olduğun an, ne yapmak istediğini bulma yolculuğu başlıyor” diyor. Lisansını uzatarak tamamladı, fakat bu süreç ona önemli bir şey kazandırdı: doğru alanı arayış.

1997’de “biyomühendislik” terimini ilk kez, 2007’de ise “biyomedikal mühendisliği” terimini duyduğunda hayatı değişti.

Sağlık alanında mühendislik becerilerinin kullanılabileceğini öğrendiği anı şöyle anlatıyor: “O an dünyam değişti. İşte o an ‘ben araştırmacı olmak istiyorum’ diyebildim.

Doktorasını tamamladıktan sonra kendini bir anda boş bir odada buldu. Ne bir kitap, ne bir defter, ne de bir masa lambası… Sadece dört duvar ve kendi inancı. “İskelenin kenarında, denizin dalgalarını izlerken seni suya iten ilk destek” diye tanımlıyor o günleri. İşte o sırada L’Oréal – UNESCO Bilim Kadınları İçin Programına başvurmaya karar verdi.

2009 yılında Dilek Çökeliler Serdaroğlu, “Polimerik Biyomalzemelerin Enfeksiyon Riskinin Azaltılmasında Yeni Bir Yaklaşım: NANO-BIO-MAT” adlı projesiyle Türkiye Bilimler Akademisi ve L’Oréal – UNESCO Bilim Kadınlar İçin Genç Yetenekler Ulusal Ödülü’nü kazandı. Bu çalışmada, beyin omurilik sıvısının boşaltılmasında kullanılan silikon şantların iç yüzeyine özel bir kaplama yaparak enfeksiyon riskini azaltmayı hedefledi. Böylece hastaların yaşam kalitesini yükseltecek, tıbbi cihazlarda güvenliği artıracak yeni bir yöntem geliştirdi.

Kazandığımı öğrendiğimde elimde artık bir dayanak vardı: bitirilmesi gereken bir proje, bana güven veren bir ödül.” diyerek o dönemde hissettiği heyecanı anlatıyor.

Bu ödül, ona kariyerinin başlangıcında en çok ihtiyaç duyduğu şeyi verdi: güven. Ardından zincirleme bir şekilde her şey gelişti: yeni projeler, makaleler, bölüm başkanlığı, profesörlük, Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü… Ve bütün bunların başlangıcı, o ilk destekti: L’Oréal Türkiye.

Hilal Türkoğlu Şaşmazel

İlkokulda Başlayan Bilim Merakı

“Bilim insanı olarak başarılı olmanın en önemli

şartı planlı ve öngörülü olmaktır. Her adımlarınızı

düşünerek ve önceden planlayarak atın; başarıya

giden yol, merak ve disiplinle birleştiğinde açılır.”

Hilal Türkoğlu Şaşmazel, İzmir’in Ödemiş ilçesinde dünyaya geldi. Öğretmen bir anne ve babanın üç kızından ortancasıydı.

Küçük yaşlardan itibaren öğrenme merakı, doğayı gözlemleme isteği ve sorular sorma dürtüsüyle çevresindekilerin dikkatini çekti. İlkokul yıllarında, annesinin öğretmenlik yaptığı laboratuvarda yaptığı küçük deneyler, onun gelecekteki bilim yolculuğunun kıvılcımlarını attı.

Henüz birinci sınıfta iken yaptığı deneylerden birinde sağ bileğinde hilal şeklinde bir iz kaldı. Başkaları için sıradan bir doğum lekesi gibi görünse de, bu iz aslında onun hayat boyu bilime duyduğu tutkuyu simgeleyen bir hatıra oldu. Ailesi, onun bu yönünü hep destekledi; kararlarını özgürce vermesine izin verdi. Böylece çocukluk hayali olan “bilim insanı olma” isteği, daha ilk yıllardan itibaren adım adım şekillenmeye başladı.

Hilal Türkoğlu Şaşmazel, 1998 yılında Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Ardından aynı üniversitenin Fen Bilimleri Enstitüsü Biyomühendislik Anabilim Dalı’nda 2001’de yüksek lisansını, 2007’de ise doktorasını tamamladı.

Doktora sürecinde TÜBİTAK’ın sağladığı uluslararası araştırma bursu ile Wisconsin/Madison Üniversitesi’nde bir yıl boyunca plazma-destekli üretim biriminde çalıştı. Bu deneyim, hem araştırma perspektifini genişletti hem de uluslararası bilim dünyasına açılmasının ilk adımı oldu.

Üniversite yıllarında lakabı “Madam Curie” idi. Çünkü ilham aldığı en önemli bilim insanı Marie Curie idi. Curie’nin azmi, kayıplarına rağmen bilime bağlılığı ve keşifleri, Hilal Türkoğlu Şaşmazel’in kendi yolunu aydınlatan en güçlü rehberlerden biri oldu. Curie’nin şu sözü, onun hayat mottosu haline geldi: “Hayatta korkulacak hiçbir şey yoktur. Sadece anlaşılacak şeyler vardır. Şimdi, anlamak zamanıdır.”

Müge Yemişçi Özkan

Her Sabah Yeni Bir Soruyla Uyanmak

“Her sabah yeni bir soruyla uyanmak,

hipotezlerin peşinden koşmak, genç bir

araştırmacının, çok değer verdiğim öğrencilerimin

gözlerinde o ışığı görmek hâlâ beni ilk günkü gibi

heyecanlandırıyor.”

Müge Yemişçi Özkan, Ankara’nın bahçeli evlerle dolu sakin bir mahallesinde tek çocuk olarak büyüdü. Gün boyu kendi hayal dünyasında kurduğu oyunlarla meşgul olur, masaları örtülerle kapatıp kendine evler yapar, uzak yolculuklara çıkarmış gibi düşlere dalardı. Bahçelerde ve sokaklarda arkadaşlarıyla oynadığı oyunlar, elma ve armut ağaçlarından kopardığı meyveler çocukluğunun en parlak anıları arasında yer aldı.

Televizyonun sınırlı olduğu o dönemde, izlediği birkaç çizgi film ya da Hollywood yapımı, onun için çok kıymetliydi. Belki de azın verdiği değer, hayatının sonraki dönemlerinde bilgiye ve öğrenmeye duyduğu iştahın temelini oluşturdu. Anne ve babasının eğitime verdiği önem, yolunun şekillenmesinde belirleyici oldu. Babası, öksüz ve yetim büyümüş; azmiyle İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’ni kazanıp başarıyla tamamlamıştı. Annesi üniversiteye gitmemiş olsa da eğitimin değerini her zaman yüreğinde taşımıştı. Anneanne ve dedesinin desteğiyle birlikte, küçük Müge sevgi ve inanç dolu bir çevrede büyüdü.

İlkokul ve ortaokul eğitimini TED Ankara Koleji’nde tamamladı. 1988 yılında mezun olduğunda, çoktan bilimin ışığına doğru kanat çırpmıştı. Fen derslerine duyduğu ilgi, deneylere olan merakı ve beynin nasıl çalıştığına dair soruları, onu Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne taşıdı.

Hacettepe’de başlayan bu yolculuk, beynin gizemini çözme tutkusu ile derinleşti. 1994’te mezun olduğunda nörolojiye yönelmesi kaçınılmazdı. 2002’de Hacettepe Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan uzmanlığını aldı. Bu yıllar yorucu nöbetlerle geçti, fakat aynı zamanda unutulmaz dostlukların, yardımlaşmanın ve dayanışmanın da yaşandığı bir dönemdi.

Ancak Müge Yemişçi Özkan için yalnızca klinik bilgi yeterli değildi. Sinir sistemini moleküler düzeyde anlamak, beyni daha derinlemesine incelemek istiyordu. Bu merak, onu Hacettepe Üniversitesi Nörolojik Bilimler ve Psikiyatri Enstitüsü’nde doktora yapmaya yöneltti. 2006’da tamamladığı doktora süreci, bilimsel merakının kurumsal bir karşılığa kavuştuğu dönem oldu.

2006–2008 yılları arasında Harvard Üniversitesi Massachusetts General Hospital’da doktora sonrası çalışmalar yaptı. Farklı bir kültürde yaşamak ve çalışmak, yalnızca bilimsel değil, insani açıdan da ufkunu genişletti. Çalışmalarındaki başarısı nedeniyle maaşına zam teklif edilse de, kararlarını hiçbir zaman maddi nedenlerle vermedi. Türkiye’ye döndüğünde, bilimsel tutkusunu ailesiyle, özellikle meslektaşı olan eşiyle birlikte taşıdı.

2008’de Türkiye’ye dönüşü, siyasi gelişmeler nedeniyle atamaların durduğu bir döneme denk geldi. Bir yıl boyunca işsiz kalsa da, laboratuvardaki çalışmalarını ücretsiz olarak sürdürdü. Aynı yıl anneliği deneyimledi. Hem akademisyenlik hem annelik, onun yaşamında yeni bir denge yarattı.

2010’da doçent, 2015’te profesör oldu. O günden bu yana Hacettepe Üniversitesi Nörolojik Bilimler ve Psikiyatri

Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda dersler veriyor. 2020’den itibaren Nörobilim ve Nöroteknoloji Mükemmeliyet Merkezi (NÖROM) bünyesinde yer alıyor. Kasım 2021’den beri Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü, 2023’ten bu yana Nörolojik ve Psikiyatrik Temel Bilimler Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapıyor. Öğrencilerle ilişkisi ise yalnızca derslerle sınırlı kalmadı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Bilimsel Araştırma Topluluğu’yla makale saatleri düzenledi, Amerikan Nöroloji Akademisi’ne bağlı SIGN yapılanmasının danışmanlığını üstlendi ve HÜNÖR’ün kurucusu oldu

 

Önceki Yazı

Mucizelerin en komik hali ‘’Güneşin Oğlu’’

Sonraki Yazı

Dilbilimci Seda Yekeler: Sevdiğinizle aynı dili konuşun ortak dil, ortak hayaller demek

Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sonraki Yazı
Dilbilimci Seda Yekeler: Sevdiğinizle aynı dili konuşun ortak dil, ortak hayaller demek

Dilbilimci Seda Yekeler: Sevdiğinizle aynı dili konuşun ortak dil, ortak hayaller demek

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Dilbilimci Seda Yekeler: Sevdiğinizle aynı dili konuşun ortak dil, ortak hayaller demek

Dilbilimci Seda Yekeler: Sevdiğinizle aynı dili konuşun ortak dil, ortak hayaller demek

2 Ocak 2026
L’Oréal Türkiye cesur bilim kadınlarını gelecek nesillerle buluşturuyor

L’Oréal Türkiye cesur bilim kadınlarını gelecek nesillerle buluşturuyor

2 Ocak 2026
Mucizelerin en komik hali ‘’Güneşin Oğlu’’

Mucizelerin en komik hali ‘’Güneşin Oğlu’’

2 Ocak 2026
Müslin Kumaş Nedir? Bebek Müslin Örtü, Müslin Ağız Mendili ve Emzik Askısı Seçimi

Müslin Kumaş Nedir? Bebek Müslin Örtü, Müslin Ağız Mendili ve Emzik Askısı Seçimi

2 Ocak 2026

Son Yazılar

Dilbilimci Seda Yekeler: Sevdiğinizle aynı dili konuşun ortak dil, ortak hayaller demek

Dilbilimci Seda Yekeler: Sevdiğinizle aynı dili konuşun ortak dil, ortak hayaller demek

2 Ocak 2026
L’Oréal Türkiye cesur bilim kadınlarını gelecek nesillerle buluşturuyor

L’Oréal Türkiye cesur bilim kadınlarını gelecek nesillerle buluşturuyor

2 Ocak 2026
Mucizelerin en komik hali ‘’Güneşin Oğlu’’

Mucizelerin en komik hali ‘’Güneşin Oğlu’’

2 Ocak 2026
Müslin Kumaş Nedir? Bebek Müslin Örtü, Müslin Ağız Mendili ve Emzik Askısı Seçimi

Müslin Kumaş Nedir? Bebek Müslin Örtü, Müslin Ağız Mendili ve Emzik Askısı Seçimi

2 Ocak 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Dilbilimci Seda Yekeler: Sevdiğinizle aynı dili konuşun ortak dil, ortak hayaller demek

Dilbilimci Seda Yekeler: Sevdiğinizle aynı dili konuşun ortak dil, ortak hayaller demek

2 Ocak 2026
L’Oréal Türkiye cesur bilim kadınlarını gelecek nesillerle buluşturuyor

L’Oréal Türkiye cesur bilim kadınlarını gelecek nesillerle buluşturuyor

2 Ocak 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.