Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları bu ay Anı, Kılavuz, 21. Yüzyıl Kitaplığı, İnceleme-Araştırma, Türk Edebiyatı Klasikleri, Modern Klasikler, Çağdaş Dünya Edebiyatı ve Çocuk gibi dizilerine yeni kitaplar ekliyor.
Anı
ŞERLOK HOLMES İLE CİNGÖZ RECAİ’NİN İZİNDE BİR KİTAP KURDU
– YAZAR, ÇEVİRMEN, MÜHENDİS, BİBLİYOFİL
Erol Üyepazarcı
Erol Üyepazarcı, Türkiye’de matbuat tarihinin son 75 yılına yakından tanıklık etmiş, yazar ve çevirmen olarak emek vermiş bir bibliyofil. Türkiye’de polisiye ve popüler roman konusunda önde gelen uzmanlar arasında. Tarihçi Reşad Ekrem Koçu’nun hem öğrencisi olmuş hem de efsanevi İstanbul Ansiklopedisi’nin yayın sürecini takip etmiş, katkı vermiş bir isim. Kendi ifadesiyle “bibliyofili ile bibliyomani arasındaki ince sınırda dolaşan bir kitap sevdalısı”…
Üyepazarcı hatıralarında, öğrencilik yıllarından başlayarak yaşamında büyük yeri olan yayın dünyasını, Garbis Fikri’den Hilmi Çığıraçan’a, Remzi Bengi’den Aznif Hanım’a Babıâli ve Beyoğlu kitapçılarını, eski Sahaflar Çarşısı ile Muzaffer Ozak, İbrahim Manav, Raif Yelkenci gibi mesleklerinin duayeni olmuş sahafları, Ercüment Ekrem Talu, Osman Nuri Ergin, Cahit Kayra ve Mina Urgan gibi pek çok yazarla tanışıklıklarını ve bir yönetici olarak Anadolu’da yerli üretimin gelişmesine dair yaşadıklarını anlatıyor.
Eskilerin deyimiyle ‘mecânin-i kütüb’den yani kitap âşıklarından Erol Üyepazarcı, Şerlok Holmes ile Cingöz Recai’nin İzinde Bir Kitap Kurdu adını verdiği kitabında, okurunu 20. yüzyılın ortalarından itibaren Pertevniyal Lisesi’ndeki tarih derslerinden alarak, siyasi ve toplumsal olayların gölgesindeki Teknik Üniversite sıralarında, eski İstanbul’un kahvelerinde, sinemalarında, mürettiplerin, musahhihlerin, müvezzilerin koşuşturduğu Babıâli sokaklarında dolaştırıyor ve kitapçı dükkânlarındaki küçük taburelerde dinlediği sahafiye anılarla buluşturuyor.
Kılavuz Dizisi
BEYİN
Michael O’Shea
İngilizce Aslından Çeviren: Gamze Doğan
Beyin nasıl çalışır? Beynimiz hâlâ evrim geçiriyor mu? İnsan beyni diğer canlıların beyinlerinden ne kadar farklıdır? Beynimizin 100 trilyon ara bağlantı aracılığıyla birbiriyle iletişim kuran toplam 100 milyar sinir hücresi içerdiğini biliyor muydunuz?
Oxford Üniversitesi’nin bu kısa giriş kitabında yazar Michael O’Shea hepi topu 1,2 kilogram ağırlığındaki bu büyüleyici organın işleyişine ışık tutuyor. Güncel beyin araştırmalarındaki temel konular özetleniyor ve nörobilim alanında yürütülen araştırmaların geleceğimize muhtemel etkileri tartışmaya açılıyor. Zihnin bileşenleri, beyinde bağlantıların kuruluşu, bellek mekanizması, duyumsama, algılama, eyleme süreçleri gibi konular duru bir bilimsel dille aktarılıyor.
21. Yüzyıl Kitaplığı
KARA TUTMASI
Nikolaj Schultz
Çeviren: Hande Koçak
2022 yazı. İklim değişikliği kaynaklı sıcak hava dalgaları Paris’i kavururken Danimarkalı sosyolog Nikolaj Schultz, uykusuz gecelerden ve zihnini kemiren sorgulamalardan uzaklaşmak, “biraz açılmak” ve ferahlamak için yönünü Akdeniz’deki Porquerolles Adası’na çevirir. Ancak adaya ayak basar basmaz, bu geçici cennete sığınan binlerce kişi gibi kendi ziyaretinin de adanın yavaş yok oluşuna katkıda bulunduğunu fark eder. Hyères takımadalarının incisi Porquerolles’de falezler her yıl birkaç santimetre aşınmakta; artan kıyı faaliyetleri, altyapı düzenlemeleri ve turizm baskısı plajların kendini yenilemesini sağlayan doğal süreçleri zayıflatmaktadır.
İklim meselesinin sadece çevresel değil, aynı zamanda varoluşsal bir kriz yarattığı bir çağda yaşıyoruz. Schultz bu krizi istatistiklerle ya da soyut kuramlarla değil, yaşanan deneyimin içinden kavrayan etnografik-anlatısal bir deneme sunuyor. Antroposen çağında özgürlüğün nasıl sorumluluk doğurduğunu, her eylemin nasıl iz bıraktığını, kaçışın nasıl imkânsızlaştığını kişisel anlatıyla düşünsel denemeyi harmanlayan özgün bir dille ele alıyor.
Güçlü siyasal ve toplumsal teşhisler de barındıran kitapta üretim merkezli modern sınıf anlayışının çöktüğü öne sürülüyor: Artık kimin hangi topraklarda yaşayabileceği, kimin sele, yangına, kuraklığa maruz kalacağı etrafında şekillenen yeni “jeososyal sınıflar”la karşı karşıyayız. Günümüzün temel çatışmaları yalnızca emek ile sermaye arasında değil, yaşanabilir bir dünyaya erişim etrafında dönüyor.
Kara Tutması okuru teselli etmiyor, daha değerli bir şey sunuyor: Antroposen’de yaşamanın, düşünmenin ve sorumluluk almanın ne anlama geldiğine dair sarsıcı bir berraklık.
“Bizi ekolojik aciliyetle yüzleşmek üzere harekete geçirebilecek bir kitap varsa, o da Kara Tutması’dır. Kolay okunan bir metnin estetik hazzını, derin bir varoluşsal angajmanla benzersiz bir biçimde birleştiriyor.” – Slavoj Žižek
Modern Klasikler Dizisi
DUVARGEÇEN
Marcel Aymé
Fransızca Aslından Çeviren: Alev Özgüner
Duvargeçen, Marcel Aymé’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında Paris’in Montmartre semtinde geçen fantastik öyküsüdür. İmgelemle mizahın iç içe geçtiği, özgürlük ve isyankârlık temalarıyla dikkat çeken bu öykü, okura unutulmaz bir edebi deneyim vaat eder. Öykünün kahramanı Dutilleul’ün savaş zamanı duvarlardan geçerken aslında toplumsal sınırları ve normları da ihlal etmesi mânidardır. 1941 yılında Lectures 40 dergisinde yayımlanan Duvargeçen, zamanla Marcel Aymé’nin en sevilen yapıtlarından biri haline gelirken, Paris’e de damgasını vurmuştur. Zira aktör ve heykeltıraş Jean Marais tarafından yapılan ve 1989 yılında Montmartre’da yerini alan “Duvargeçen” heykeli, bugün semtin bohem ruhunun simgesi ve zengin kültür mirasının bir parçası olarak kabul edilir.
Duvargeçen daha sonra yazarın gerçeküstü mizahi öykülerinden oluşan bu 1943 tarihli derlemenin de başlığı oldu. Bu öykülerde savaşın dehşeti kendini hissettirir. Aymé’nin açlık ve yokluk çeken karakterleri bir yandan da ülkeyi yönetenlerin absürd kararları yüzünden bunalırlar. Ancak Aymé’nin gerçeklikle düşsel olanı harmanladığı büyülü dünyasında, en ağır trajedi karşısında bile her zaman bir kurtuluş yolu bulunur.
ORLANDO
Virginia Woolf
İngilizce Aslından Çeviren: Emrah İmre
Orlando’da sınıfsal, kültürel ya da cinsel kimliklerin hiçbirinin sabit ve değişmez olmadığını, aksine insanı insan yapan tüm kimliklerin dönüşüm içinde olduğunu tartışır Virginia Woolf. Biri diğerinden kesin sınırlarla ayrılan geçirimsiz dünyalar hiçbir zaman söz konusu değildir: İnsanın dünyadaki yaşam serüveni; geçişleri, karşılıklı alışverişleri, müphem ve tekinsiz varoluş sahalarıyla esasta bir etkileşimler toplamıdır. Bir “erkek” olarak başladığı yaşamına bir “kadın” olarak devam eden, fakat “erkek oluşu” büsbütün tasfiye etmeyen, bilakis kadın ve erkek dünyalarını kendi ruhunda ve bedeninde kaynaştıran Orlando aynı zamanda “tarihsel” bir kişiliktir de. Metinde dört yüzyıla yayılmış bir yaşamın bilançosu çıkarılır.
Woolf, Orlando karakteri özelinde modern dünyanın insan tasarımının altını üstüne getirir: Özellikle kuşak saplantısıyla malul, mülkiyetin yanı sıra, siyasi ve hukuki imtiyazlarla da donanmış, incelmiş zevklerini dünyanın başına kakan burjuva aile formu ve birey imgesi keskin bir ironiyle, üstelik dışarıdan değil, içeriden ve yerinde gözlemlerle deşifre edilir. Gerçeklik ve fantezinin içi içe geçtiği Orlando çağdaş edebiyatın emsalsiz metinlerinden biridir.
İnceleme – Araştırma
BEBEĞİN KİŞİLERARASI DÜNYASI
Daniel N. Stern
Çeviren: Işık Doğangün
İnsan gelişimi, yalnızca biyolojik bir süreç değil, her anı yoğun ilişkisel örüntülerle şekillenen bir varoluş biçimidir. Daniel Stern’ün klasikleşmiş eseri Bebeğin Kişilerarası Dünyası, modern psikoloji ve psikanalizin bu örüntüleri anlamaya dönük en etkili sentezlerinden birini sunar.
Stern, gelişimin aşamalar halinde ilerlediği geleneksel modellere karşı çıkarak, kendiliğin katmanlar halinde biriken deneyimlerle kurulduğunu savunur. Beliren kendilik, çekirdek kendilik, öznelerarasılık ve anlatısal kendilik gibi kavramlarla bebeklik dönemindeki zihinsel yaşamın zenginliğini görünür kılar. Mikro-analitik bebek gözlemlerini, nörobiyolojik bulguları ve klinik deneyimi yan yana getirerek, erken ilişkilerin nasıl içsel temsillere dönüştüğünü şaşırtıcı bir berraklıkla gösterir. Yeni baskıya eklenen kapsamlı Giriş bölümü, ayna nöronlardan öznelerarasılığın erken biçimlerine kadar güncel araştırmaları değerlendirir.
Bebeğin Kişilerarası Dünyası terapistler, araştırmacılar, ebeveynler ve insan doğasına merak duyan herkes için önemli bir kaynak olmayı sürdürüyor.
Çağdaş Dünya Edebiyatı
PEMBE ÇAMUR
Fernanda Trías
Çeviren: Emrah İmre
Fernanda Trías, Uruguay ve Meksika’da kazandığı pek çok ödülün ardından on yedi dile çevrilen ve dünya çapında başarı kazanan Pembe Çamur’la kıyamet yaklaşırken hafızasına, azmine ve yüreğindeki merhamete sarılanların hikâyesini anlatıyor.
Dünya giderek felakete sürüklenmektedir. Şehirlerde rüzgârlar mide bulandırıcı kokular taşımaya başlamış, nehirlerin kabaran suları renkleri kızıla çalan tuhaf yosunlarla dolmuştur. Gıda sıkıntısına çare olma iddiasındaki bir fabrika, herkesi doyuracağı söylenen pembe bir çamura benzeyen, içeriği belirsiz bir gıdanın üretimine başlar.
Esrarengiz bir salgın sonucu harabeye dönmüş şehirlerden birinde bir kadın geçimsiz annesine, bir türlü uzak duramadığı eski kocasına ve bakıcılık yaptığı doymaktan aciz bir çocuğa yani hayatında kalan son insanlara çaresizce tutunmaya çalışmaktadır.
Türk Edebiyatı Klasikleri
ARABA SEVDASI
Recaizade Mahmut Ekrem
Günümüz Türkçesine Uyarlayan: Pınar Güven
Bihruz Bey yarım yamalak eğitim görmüş, şımarık, hayalperest ve mirasyedi bir vezir çocuğudur. Çalıştığı daireye arada bir uğrayan bu Tanzimat gencinin şık giyinmek, lüks arabasıyla mesirelerde boy göstermek, Beyoğlu’ndaki mağazalardan pahalı siparişler vermek ve konuşurken Fransızca sözcükler kullanmak gibi özenti zevkleri vardır. Bir gün piyasa etmek için Çamlıca Bahçesi’ne giden Bihruz Bey lüks bir landoda çok güzel bir kadın görür ve hemen âşık olur. Adının Periveş olduğunu öğrendiği ve yüksek sınıftan sandığı bu kadınla iletişim kurmaya çalışır ancak sonuç alamaz. Zamanla yemeden içmeden kesilir ve kafasında hayali sevgilisiyle yaşadığı bir dünya kurar. Yalancılığıyla meşhur arkadaşı Keşfi Bey’den sevgilisinin öldüğünü öğrenince bu ölüme kendi aşkının ve sevgilisine gönderdiği mektupta yanlış seçilen bir şiirin sebep olduğuna inanır. Kendini affettirmek için bu sefer de Periveş’in mezarını aramaya başlar.
Recaizade Mahmut Ekrem, şiir, tiyatro, hikâye ve roman türlerinde yazdığı eserlerinden en önemlisi olan ve romantizmden realizme geçiş köprüsü olarak değerlendirilen Araba Sevdası’nda yarattığı Bihruz tipiyle bir yandan özenti alafrangalık eleştirisi yaparken öte yandan dönemin edebiyat dünyasında yaygın olan romantik akımla da alay etmekten geri durmaz.
“Bütün roman bir şakaya benzer. Hatta ölüm bile bir şakadır ve yalandır. Aşk bir şakadır yahut yanlışlıklar komedisidir. Fakat gizli zembereklere gelince iş değişir. Terbiye ve değerler yokluğunda Recaizade en sarih dille konuşur.” – Ahmet Hamdi Tanpınar
Özel Dizi
MELÂHAT & EŞREF ÜREN – YAN YANA
Ali Kayaalp
Çeviren: Tülin Er
EREN & BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU – YAN YANA
Ömer Faruk Şerifoğlu
Çeviren: Tülin Er
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin süreli sergisi “Yan Yana”, sanat dünyamızdan iki önemli çiftin, Melahat ve Eşref Üren ile Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserlerini bir araya getiriyor. Açıldığı günden bu yana büyük ilgi gören serginin İş Sanat koordinasyonunda hazırlanan kitabı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu.
Müzenin iki katına yayılan serginin kitabı da iki cilt olarak tasarlandı: Üren seçkisinin küratörlüğünü yapan Dr. Öğr. Üyesi Ali Kayaalp ve Eyüboğlu seçkisinin küratörlüğünü üstlenen Ömer Faruk Şerifoğlu ciltleri yayına hazırladı. Çiftlerin sanat yolculuğuna dair kapsamlı birer incelemeyle açılan kitaplarda eser görsellerine, arşiv fotoğrafları, mektuplar, karikatürler, şiirler, eskizler ve belgeler eşlik ediyor. Türkçe-İngilizce çift dilli olarak hazırlanan kitabın tasarımını, serginin de tasarımcısı Timuçin Unan yaptı. Kitaptaki eser fotoğraflarını ise Hadiye Cangökçe ve Tolga İldun çekti.
Çocuk
KÜÇÜK SİNCAP VE DENİZ KIZI – SÖĞÜT ORMANI MACERALARI
KÜÇÜK BAYKUŞ VE TEKBOYNUZ – SÖĞÜT ORMANI MACERALARI
Yazan: J. S. Betts
Resimleyen: Georgie Fearns
Çeviren: Ayşe Başçı
Söğüt Ormanı Maceraları, iki yeni kitapla devam ediyor. Bu ormanda, hayallerin ötesinde maceralara atılmaya hazır mısınız?
Molly ile kardeşi Tom, ne zaman büyükannelerini ziyaret etseler, Söğüt Ormanı onları yepyeni dostluklarla ve beklenmedik güzelliklerle karşılıyor. Küçük Sincap ve Deniz Kızı macerasında, küçük bir sincabı kurtarırken yolları bir deniz kızı ile kesişiyor. Küçük Baykuş ve Tekboynuz macerasında ise ormanda yuvasız kalmış bir baykuşu kurtardıklarında macera yeniden başlıyor ve içindeki gücü keşfetmek isteyen bir tekboynuz ile karşılaşıyorlar. Her iki kitabın sonunda da eğlenceli etkinlikler minik okurları bekliyor.













