Nesrin Orun’dan Sarsılmışlığın Derin Anatomisi
Ankara’da edebiyatın önemli buluşma mekânlarından Mülkiyeliler Birliği, yazar Nesrin Orun’u ağırladı. Orun’un kitabı “Sarsılmışlar Bahçesi’nde Şenlik” üzerine gerçekleştirilen söyleşisi ve imza günü, yoğun katılımla yapıldı. Yazar, kitabının arka planını ve yazınsal tercihlerini aktararak sarsılmışlık kavramını ontolojik bir düzlemde ele aldığını belirtti.
“Bazen İç Dediğimiz Mesele Dışarıdan Daha Tehlikeli”
Konuşmasına kitabın çıkış noktasını anlatarak başlayan Orun, öykülerde geçen basit bir “Nasılsın?” sorusunun kimi insanlar için bir kapı araladığını söyledi. “Bir kısmı aslında konuşma, anlaşılma imkânı arayan insanlar. Belki de bir ‘Nasılsın’ sorusunu bekliyorlar. O kadar beklemiş ki, ilk önüne gelene anlatmaya başlıyor.” dedi. Bu durumun modern insanın içe kapanışını gösterdiğini kaydeden yazar, dışarıda kırılan bireyin içine çekildiğini ancak iç dünyanın da ayrı bir cehennem olabildiğini belirtti. Orun, yazar Engin Geçtan’a atıfla “Bazen iç dediğimiz mesele dışarıdan daha tehlikeli bir hâl alabiliyor.” ifadelerini kullandı.
Bireysel Kırılmadan Kolektif Yaraya
Kitabın okurlar üzerindeki etkisine de değinen Orun, bir okurunun kitabı okuduktan sonraki ruh haliyle espri yaptığını, “İnsan insana bunu yapar mı?” dediğini aktararak, kitabın temel sorusunun da bu olduğunu vurguladı. İnsan insana neler yapar ve o yapılanlardan sonra yara alan, kırılan kişi nasıl yaşar sorusunu merkeze aldığını belirten yazar, bunun bireysel olduğu kadar toplumsal, sistemsel bir boyutu bulunduğunu söyledi. “Dışarıda kırıldığımızda dayanışma, iyileşme zemini bulamadığımız için içimize kapanıyoruz. Kurtuluşu bireyselleştiriyorlar ama mesele toplumsallığın da kırılmış olması. Çıkış yine toplumsal dayanışma ve diyalogla olacak.” dedi.
Orun : “Kırılmanın Yaşı Yok”
Söyleşide, kitaptaki masalsı atmosferin kabusla gerçek arasında gidip geldiği kaydedildi. Orun, özellikle çocukluk kırılmalarının insanın bütün hayatını şekillendirdiğini belirterek, ileri yaşta yaşanan kırılmaların da kişiyi başka bir yalnızlığa sürüklediğini ifade etti. “Çocukken yaşanan ciddi bir kırılma sizi şekillendirir. İleri bir yaşta yaşadığınız bir kırılma da hayatla kurduğunuz ilişkiyi yeniden belirler.” dedi. Mekânı bilinçli olarak belirsiz tuttuğunu belirten yazar, anlatılan duyguların evrensel olduğunun altını çizdi.
“Dilin Sınırları Zorladım”
Dil meselesine de değinen Orun, alışılmış kalıpların dışına çıkmaya çalıştığını söyledi. Edebiyatın yalnızca edebiyat olmadığını belirterek, “Edebiyatın içinde sosyoloji, psikoloji, felsefe ve hatta antropoloji var. Bunları görmeden klasik anlamda edebiyat yapılamaz” dedi. Orun, metinlerinde suskunluk alanları bıraktığını, bazı kavramları çok katmanlı kullanarak okuru yeniden okumaya davet ettiğini kaydetti.
“Umutsuzluğu Nereye Koyacağız”
Günümüz edebiyatında umutlu ve mutlu biten metinlerin öne çıktığını ifade eden Orun, hayatın her zaman hatta çoğu zaman umutla sonuçlanmadığını belirtti. “Hayat bazen hiçbir şekilde umutla sonuçlanmıyor. Onu nereye koyacağız? Onlarla nasıl yaşayacağız? Onu sorgulamak istiyorum,” dedi.
Yazma serüvenine ilişkin soruya yanıt verirken çocukluk yıllarından beri okumaya yazmaya meraklı olduğunu belirten Orun, “İnsan yaşama ve ölüme katlanmak için yazar” sözünü yineledi. Orun, yazmanın kayıplarla baş etme ve varoluşla yüzleşme, bir tür iyileşme biçimi olduğunu da ifade etti.
Sarsılmışlık Ontolojik Bir Hâldir
“Sarsılmışlık” kavramını ontolojik bir düzlemde değerlendiren yazar, bunun yalnızca psikolojik bir hâl olmadığını belirtti. “Temelden gelen bir sarsıntı bütün varoluşunuzu etkiler. Birey artık o kırılmış beden ve ruhla nasıl yaşayacak, mesele bu” diyen Orun, Kitabın adındaki “şenlik” kelimesine ilişkin olarak ise Anadolu’da kullanılan “Acı acıda dinlenir, acı acıya yoldaş arar” sözünü hatırlatarak, sarsılmış insanların bir araya geldiği yerde bir dayanışma ve sağalma, iyileşme hâlinin doğabileceğini söyledi.
Söyleşi, soru-cevap bölümünün ardından imza günüyle sona erdi. Okurlar, kitaplarını imzalatırken yazarla sohbet etme fırsatı buldu. “Sarsılmışlar Bahçesi’nde Şenlik”, kırılganlık ve dayanışma üzerine kurduğu katmanlı anlatımıyla edebiyatseverlerden ilgi ve övgü gördü.
Dipnot Yayınları etiketiyle yayımlanan “Sarsılmışlar Bahçesi’nde Şenlik”, toplam 14 öyküden oluşuyor. Kitapta yer alan “Sevgi” adlı öykü ise Myrina Yayınları 2025 Öykü Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Çocukluk kırılmalarından ileri yaş yalnızlığına, aile içi çatlaklardan toplumsal sıkışmışlığa uzanan geniş bir tematik çerçeve sunan eser, “sarsılmışlık” hâlini yalnızca psikolojik değil varoluşsal bir düzlemde ele alıyor. Masal ile kâbus arasında gidip gelen atmosferi, suskunluk alanları bırakan çok katmanlı, imgelerle yüklü dili ve sonuçsuzluk ihtimalini dışlamayan anlatımıyla kitap, okuru “insan insana ne yapar?” sorusuyla baş başa bırakıyor.












