Dormen tiyatrosunda kulisteyiz, sahneye çıkmamıza son 10-15 dakika. Kemanımı çıkartmak için kutuyu açtım ve kemanımın kıvrımında küçük beyaz bir gül gördüm. Yüzümde oluşan tebessümle kulisteki arkadaşlarıma sorduğumda ‘’Haldun hocadan herkese bir gül‘’ dediler. Koşarak gidip kostümünü saatler öncesinden giyerek oturmuş, Haldun hocaya sarılıp nezaketi için teşekkür ettim, aynı hızla arkamı dönüp kulise koşarken yüksekçe bir sesle ‘’herkese iyi sahneler!’’ dedim. ‘’Bir dakika bir dakika’’ dedi Haldun hoca durdurup, ‘’iyi sahneler konsere çıkacak müzisyenlere denir, sen birazdan tiyatro sahnesine çıkacaksın ve herkese iyi oyunlar demelisin şekerim’’ dedi. ‘’Doğru hocam, haklısınız, herkese iyi oyunlar!’’ diyerek sahneye koştum. Otuz saniye içerisinde, ayak üstü, kaşla göz arasında, bir jargona ait dilin doğru hitabını tatlılıkla üzerime atıverdi.
Muhteşem öğretmenler sadece kitaplarda yazılanları değil, dışındaki öğretileri de karşıya yer ve zaman gözetmeksizin aktarabilenlerdir. Nasıl oturacak kalkacaksın; kime ne diyecek demeyeceksin; provaya, oyuna kaçta geleceksin; başardığında ne, başaramadığında ne yapacaksın; sahnede ne, sahne arkasında ne yapacaksın. Onu izlemek bile öğretilerin ta kendisiydi. Tiyatroya duyduğu aşkı, yaşama bakış açısı, yaşı kaç olursa olsun öğrenmeye olan iştahı, tutkusu, çalışkanlığı, azmi, centilmenliği, zarifliği, gerektiğinde sıfırdan başlayışları, disiplini, asilliği, pozitifliği, neredeyse bir asra yaklaşan o büyük bilgi ve tecrübeyi kibirden uzak, nezaketle karşıya verişi…
Yetiştirdiği yüzlerce öğrenciye ve sonraki nesillere ilham olabilecek, özel bir ruh… Ülkenin nadir kalan son beyefendilerinden, öyle ki hem saygıdeğer hem sevgideğer…
Türkiye’de kadın olmanın zorluğu sadece bir dönemin değil, her dönemin zorluğu olmuştur. Dün başka koşullarla, bugün başka koşullarla, sonuç olarak eril toplum düzeni içerisinde her daim zor…
Türkiye’de Müslüman bir kadın olarak ilk kez, bir tiyatro sahnesine tüm yasaklamalara rağmen çıkabilme cesaretini gösteren Afife Jale’nin yaşadığı zorlukları hatırlatmak, bu gücü, tutkuyu ve cesareti sembolleştirmek adına kuruculuğunda öncülük ettiği Afife Tiyatro ödülleriyle bugünün tiyatro tutkunu kadınlarının onore edilmesine, motive edilmesine zemin hazırladı.

Herkese cesaret veren, yüreklendiren ’’Yaparsın şekerim‘’ cümlesi adeta mottosuydu. Öyle ki, bu muhteşem cümle yakın zamanda hayatının belgeselleştirildiği harika yapımın da ismi oldu.
Ekoller ölmez. Ekoller el verir, el değiştirir, sonsuzlaşır. Yetiştirdiği, dokunduğu yüzlerce öğrencisi Dormen ekolünün sadece tiyatro değil, yaşam felsefesini de sonraki kuşaklara aktaracağı köprü olacaktır.
Asilliğine yaraşır anma ve uğurlama töreninde değerli ailesi ve dostlarının yanı sıra gözbebeği öğrencileri de veda konuşmalarıyla bulundular. Onlardan bir de Murat Ovalı’ydı. Feriköy’de Dormen tiyatrosunda çalıştığım yıllar geldi gözümün önüne, hepimiz genceciğiz, Murat Ovalı da 17-18’lerinde tiyatro tutkunu bir gençti, Haldun hoca bu tutkusunu fark etmesinden itibaren onu yanından hiç ayırmadı. Murat, hocanın etrafında deli fişek gibi çalışır, çalışır, çalışırdı. Ustası ne derse en özenlisini, en mükemmelini önüne koyardı. Sahne önü kadar sahne arkasını da öğrenmişti. Bugün, herkesin gözü kapalı güvenerek emanet edeceği ülkenin en önemli sanatsal faaliyetlerini başarıyla gerçekleştiren nadir isimlerden. Çünkü hocası, Haldun Dormen…
Konuşurken, titreyen sesiyle, karşıdan hissedilen boğazındaki düğümüyle, gözlerimizi yaşartan Murat Ovalı, son kez uğurladığı ustasının, dilinden düşürmediği bir cümlesini daha hepimize hatırlattı.
‘’Biz işimize bakalım şekerim’’
Biz işimize bakalım. Haldun Dormen’in destur edilesi cümlesi… Kimin ne dediğiyle ilgilenmeden, boş cümlelere değil dolu işlere odaklanarak, sorunun değil çözümün parçası olarak, az laf çok işle üreterek, geriye değil, ileriye bakarak, başkalarıyla değil kendimizle ve yapacaklarımızla ilgilenerek. Biz işimize bakalım.
Ve hepimize ilham veren, Türk tiyatrosunun çalışkan beyefendisini uğurluyoruz.
Güle güle hocam, güle güle hocaların hocası Haldun Dormen…













