Yoğun iş temposu yalnızca zihni değil, bedeni ve özel yaşamı da etkiliyor. Eczacı ve Homeopat Ezgi Nevçehan, artan stresin hormonal dengeyi bozarak performans kaybına yol açtığına dikkat çekiyor.
Günümüz iş dünyasında başarı, neredeyse kesintisiz bir tempo ile ölçülüyor. Toplantılar, hedefler, sorumluluklar ve bitmeyen mesajlar arasında zihinsel yük artarken, bedenin bu tempoya nasıl uyum sağladığı çoğu zaman göz ardı ediliyor. Özellikle beyaz yakalı çalışanlarda, iş hayatındaki yükselişle birlikte özel yaşamda motivasyon kaybı, performans kaygısı ve cinsel isteksizlik daha sık görülmeye başladı.
Stres Artıyor, Özel Yaşam Alarm Veriyor
Eczacı ve Homeopat Ezgi Nevçehan, stresin artık yalnızca toplantı odalarında değil, yatak odasında da kendini gösterdiğini vurguladı. Nevçehan, “Son yıllarda özellikle beyaz yakalı erkeklerde sıkça karşılaştığımız bir tablo var: İş hayatında yükseliş devam ederken, özel yaşamda motivasyon kaybı, performans kaygısı ve cinsel isteksizlik ortaya çıkıyor. Bu durum tesadüf değil. Stres artık yalnızca toplantı odalarında değil, yatak odasında da kendini göstermeye başladı” dedi. Cinsel performans sorunlarının yalnızca fiziksel nedenlerle açıklanmasının yetersiz kaldığını belirten Nevçehan, yoğun stres altındaki bedenin bir noktadan sonra performans üretmek yerine kendini korumaya geçtiğini ifade etti. “Uzun süreli stres, kortizol hormonunun yükselmesine neden olurken; testosteron ve östrojen dengesini baskılayabiliyor. Bu hormonal kayma yalnızca cinsel isteği değil, özgüveni, motivasyonu ve genel yaşam enerjisini de aşağı çekiyor. İş hayatındaki stres, fark edilmeden hormonal sistemi sabote ediyor” diye konuştu.
Homeopatide ‘Benzerin Benzeri ile Tedavi’ Yaklaşımı
Homeopatinin temelini oluşturan ‘benzerin benzeri ile tedavi’ ilkesinin, kişinin kendi iç dengesini yeniden kurmayı hedeflediğini belirten Nevçehan, performans artışında kişiye özel seçilen remedilerin önemli rol oynadığını dile getiriyor.
“Danışanlarımızda en sık karşılaştığımız durum, kişinin kendiyle olan bağının zayıflamış olması. Oysa zihinsel, duygusal ve bedensel uyum sağlandığında performans kendiliğinden yükselir. Biz bunu bazen ‘gümüş pozisyonundan altın pozisyona geçmek’ olarak tanımlıyoruz. Doğru homeopatik yaklaşımlarla kişinin potansiyelini yeniden ortaya çıkarmak mümkün,” diyor.
Gümüşten Altına Geçiş Performans Kaygısında Yeni Bir Yaklaşım
Nevçehan’a göre performans, yalnızca iş hayatındaki başarı grafikleriyle ölçülebilecek bir kavram değildir. Kişinin kendisiyle kurduğu bağ zayıfladığında, bu durum hem özgüven kaybı hem de fiziksel yetersizlik hissi olarak ortaya çıkabilir. Homeopatide “altın remedisi” olarak adlandırılan özel yaklaşımlar ise kişinin içsel gücünü yeniden kazanmasına ve bunu hem iş hem de özel yaşamına yansıtmasına destek olur.
Beyaz yakalı çalışanların iş ve özel yaşamı hormonal düzeyde tamamen birbirinden ayırmasının mümkün olmadığını vurgulayan Nevçehan, “Stres yalnızca ruh halini değil; bağışıklık sisteminden cinsel sağlığa kadar tüm vücut dengesini etkiliyor. Bu nedenle kalıcı bir iyilik hali için bütüncül bir tedavi yaklaşımı şart. Performans, zorlamayla değil; homeopatinin kişiye özgü yaklaşımıyla yaşam enerjisinin yeniden dengelenmesiyle güçlenir” dedi.













