Zorlu PSM YouTube kanalı için:
https://www.youtube.com/watch?v=qKFHgyS33mQ
Zorlu PSM’nin sahne heyecanını paylaşan özel isimleri bir araya getirdiği YouTube serisi “Sahne Tozu Yutanlar” bu hafta, yönetmenliğini Onur Ünlü ve Nagihan Gürkan’ın birlikte üstlendiği, İlayda Alişan, Deniz Celiloğlu, İbrahim Selim, Beyti Engin, Ali Yoğurtcuoğlu, Zeynep Kankonde gibi başarılı isimleri buluşturarak sezonun ilgiyle takip edilen yapımlarından biri olan Güneşin Oğlu oyunun oyuncusu Deniz Celiloğlu ve oyunun eş yönetmeni Nagihan Gürkan’ı bir araya getiriyor.
Birbirinden farklı dijital içerikleriyle seyircilere farklı deneyimler sunan Zorlu PSM, “Sahne Tozu Yutanlar” programında, deneyimli isimlerin samimi sohbetleriyle sahnede olmanın ruhunu izleyicilerle paylaşıyor.
Sahne heyecanını paylaşan sanatçıların hem birbirlerine merak ettiklerini sordukları hem de sahnenin kendileri için anlamını paylaştıkları Zorlu PSM’nin YouTube serisi “Sahne Tozu Yutanlar”da bu hafta; yönetmenliğini Onur Ünlü ve Nagihan Gürkan’ın birlikte üstlendiği, İlayda Alişan, Deniz Celiloğlu, İbrahim Selim, Beyti Engin, Ali Yoğurtcuoğlu, Zeynep Kankonde gibi başarılı isimleri buluşturarak sezon boyunca Zorlu PSM’de sahnelenen Güneşin Oğlu oyunun oyuncusu Deniz Celiloğlu ve oyunun yönetmeni Nagihan Gürkan’ın keyifli sohbetleri yer alıyor.
Deniz Celiloğlu; “Yeni Bir Yaratımın Arifesinde Kendimi Uzun Zamandır Bu Kadar İyi Hissetmemiştim.”
Nagihan Gürkan’ın Deniz Celiloğlu’na ” Bir oyuncu olarak kaybolduğun anlarda kime gidersin? Sanki önce yönetmenine gidermişsin gibi hissediyorum, yanılıyor muyum?” sorusuna “Aslında hayır, belki de o kaybolmuşluğun içinden kendi başıma çıkmam gerekiyordur hatta bazen bu durumla bizzat çarpışıyorum. Ben kaybolduğumda genellikle kendi içime kaçarım. Ama şöyle de bir durum var, diyelim ki bir oyuncu olarak bir şey keşfettim, bir cümleyi söyleme biçimine veya bir paragrafın duygusuna dair henüz “prematüre” diyebileceğimiz bir his buldum ve bunu provaya getirdim. Tam o noktada yönetmen, “Hayır Deniz, benim istediğim ya da aklımdaki şey bu değil,” derse bir yol ayrımına girerim: sezgilerimin peşinden mi gitmeliyim, yoksa yönetmenim beğenmediği için o hissi orada bırakıp onun doğrultusuna mı dönmeliyim? İşte bu karar, tamamen çalıştığın yönetmenle arandaki ilişkiye bağlı olarak değişiyor. Yaptığımız işi gerçekten çok seviyorum, uzun zamandır yeni bir yaratımın arifesinde kendimi bu kadar iyi hissetmemiştim. Oyuncu olmaktan ve bu süreçten büyük keyif alıyorum.
Nagihan Gürkan “Farklı Bakış Açılarımız Bizi Çatışmaya Değil, Dengeye Götürdü.”
Deniz Celiloğlu’nun Nagihan Gürkan’a “Eş Yönetmenlik nasıl bir duyguymuş? Yani çok istiyorum gerçekten bir yönetmen konumunda olabilmek ve bir hikaye tasarlayıp onu baştan sona anlatabilmek. Ama eş yönetmenliği ben mesela düşünemiyorum. Kararlar alınırken nasıl alınıyor, ortaklık nasıl kuruluyor. Bir kitabı iki kişinin yazması gibi geliyor o anlamda zor buluyorum. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? ‘’ sorusuna “Aslında çok bilinen bir tanım değil. oyunu Onur Ünlü ile birlikte yönetiyoruz. Daha önce Mert Fırat’la Romeo ve Juliet’i yapmıştık, oradan bir deneyimim var. Süreci tek başına yönetirken tüm riski ve sorumluluğu aldığını biliyorsun, bu da karar vermeyi bir bakıma kolaylaştırıyor. İki kişi olduğunda ise doğal olarak bir “ortaklaşma” arıyorsun. Burada aynı dili konuşmak çok kritik. Ama ben Onur Ünlü’yü Polis filminden beri takip eden, o filme bayılıp peşinden koşan biriyim. Üstelik Güneşin Oğlu da çok sevdiğim bir metindi. Dolayısıyla Onur Ünlü ile çalışmayı, bu projeyi yapmayı çok isterim diyerek, yönetmenlik kısmındaki olası zorlukları göze alıp bu yola girdim. Dilimiz çok tuttu. İş yapma biçimlerimizin farklı olması bizi bence güzel dengeledi. Ben bazen detaylarda boğulma potansiyeli taşıyan biriyim, sahnede ya da oyuncuyla çalışırken oralara dalıp gidebiliyorum, o ise bambaşka bir noktadan bakıyor.” yanıtını verdi.













