Figüratif çalışmalarıyla çağdaş resim alanında dikkat çeken Ayşe Betil, insan duygularını merkeze alan anlatımıyla öne çıkıyor. Sanatçı, resimlerinde yüz ve içsel hâller üzerinden şekillenen diliyle izleyiciye doğrudan bir karşılaşma alanı sunarken, yazarlık üretiminde de duygunun izini süren bir anlatım kuruyor.
Sanat dünyasında kendine özgü bir yer edinen Ayşe Betil, bugüne kadar ortaya koyduğu eserlerle dikkat çekiyor. Figüratif anlatımı merkeze alan çalışmalarıyla öne çıkan Betil, üretimlerinde yalnızca görsel bir etki yaratmayı değil, izleyiciyi derinlikli bir anlatının içine davet etmeyi amaçlıyor.
Duygunun İzinde Şekillenen Bir Sanat Yolculuğu
Sanat yolculuğunun başlangıcına ve üretiminde duygunun belirleyici rolüne değinen Betil, resim ve yazıyla kurduğu ilişkiyi şu sözlerle dile getiriyor: “Benim için önce kâğıt ve kalem vardı. İlkin çizmek ve daha sonra da yazmak, daima hayatımın bir parçası oldu. Resimlerimi ve yazılarımı çok uzun bir süre kimseyle paylaşmak istemedim ve kendime sakladım. Daha sonra bunları paylaştığımda, yaptığım işlerin sadece kendi duygularıma değil, başka insanların duygularına da temas ettiğini görünce, hayatımın bu yöne doğru akacağını hissetmiştim.”
İnsan yüzlerinin üretimindeki yerini de vurgulayan Betil, anlatısının merkezine duyguyu yerleştirdiğini ifade ediyor: “İnsan yüzleri her zaman ilgimi çekmiştir. Başka şeyler resmetsem de hiçbiri bana bir çehre kadar zevk vermez. Bunu da şuna bağlıyorum; yüz, duyguların en hakiki yansıması bana göre. Öykülerimde de daha çok duyguların üzerine eğilirken buluyorum kendimi. Karakterin hisleri, onun nerede olduğundan hatta nasıl göründüğünden çok daha dikkate değer benim için.”













