Aşk bazen hiçbir plana sığmayan o şey.
Tam hayatını bir düzene koymuşsun, “Artık böyle gider” demişsin… Sonra biri geliyor, bir gülüşüyle tüm planlarını çöpe attırıyor.
Sen de belki bir zamanlar şöyle düşündün:
– “Bu sefer farklı.”
– “Bu sefer gerçekten hissettiğim başka.”
– “Bu kişiyle bir ömür geçer.”
Ve belki de haklıydın. Çünkü aşk başladığında zaten hep “ömrümün sonuna kadar” diye başlar içimizden. Kimse “Bunun sonu ayrılık olur” diye yola çıkmaz.
Ama biliyor musun, aşk bazen bittiği için değil, yanlış beklentilerle büyütüldüğü için acıtıyor.
## Sevgi: Aşkın Sakin Kardeşi
Aşk ilk çarpma, sevgi devam etme hâli.
Aşk, ilk mesajı beklerken kalbinin hızlanmasıysa; sevgi, yanında otururken telefonunu unuttuğun sakinliktir.
Şöyle düşün:
– Aşk: “Acaba yazdı mı?” diye telefona bakmak.
– Sevgi: “Yanımda, zaten biliyorum” diye huzurla susabilmek.
Belki sen de bir ilişkinde aşkı kaybettin diye panikledin. “Eskisi gibi çarpıntı yok, acaba bitti mi?” dedin.
Oysa bazen biten aşk değil, sadece ilk günlerin heyecanı. Onun yerine gelen şey, daha derin, daha sessiz bir bağ: Sevgi.
Ama itiraf edelim, bazen de gerçekten biter.
Ve insan en çok şurada yanılır: “Sevgi var ama aşk yok, idare ederiz.”
Hayır, etmez. Çünkü içinde eksik kalan şey, gün gelir sesini yükseltir.
## Evlilik: Masalın Sonu Değil, En Zor Sayfası
Evlilik uzun zamandır “mutlu son” diye anlatılıyor ya, işte en büyük yanılgı orada başlıyor.
Asıl hikâye, imzadan sonra başlıyor. Ve kimse bunun kolay olacağını söylememişti aslında.
Evlilik:
– Sadece aynı evi paylaşmak değil,
– Aynı yorgunluğu, aynı borcu, aynı korkuyu da paylaşmak.
– Bazen kendini ikinci plana atıp karşındakini gözetmek.
– Bazen de “Ben de varım” diyebilecek kadar kendine sahip çıkmak.
Sen de belki şunlardan birini yaşadın:
– “Eskisi gibi ilgilenmiyor.”
– “Artık konuşmuyoruz.”
– “Sanki evde iki yabancıyız.”
İşin en acı tarafı da şu: Bazen sevgi varken bile yürümüyor.
Çünkü sadece sevmek yetmiyor; emek, saygı, iyi niyet, iletişim… Bunlar eksik olunca, sevgi tek başına yükü kaldırmıyor.
Evlilik, “yan yana gelmek”ten çok “yan yana kalabilme” sanatı.
Ve herkes sevebilir ama herkes yan yana kalamaz.
## Ayrılık: Bittiği Yerde Değil, İçinde Devam Eden Şey
Ayrılık, aslında sadece iki insanın ilişkiyi sonlandırması değil.
Ayrılık:
– Gece uyumadan önce artık adını sayıklamaman gereken kişiyle vedalaşmak,
– Alışkanlıklarından, hayallerinden, kurduğun ortak gelecekten vazgeçmek,
– “Biz” diye kurduğun cümleleri tek tek “ben”e çevirmek.
Belki sen de ayrıldığında şöyle hissettin:
– “Onsuz yapamam.”
– “Onsuz hayat anlamsız.”
– “Bir daha asla kimseyi böyle sevemem.”
Ama bak, hala buradasın.
Nefes alıyorsun, okuyorsun, hissediyorsun.
Demek ki hayat, “O giderse biter” dediğin yerde bile bitmiyor.
İçten içe biliyorsun:
Geçiyor.
Can yaka yaka, her hatırlayışta biraz daha sızlata sızlata, ama yine de geçiyor.
Ayrılık aslında seni iki şeyle yüzleştiriyor:
- Karşındaki insanı gerçekten kim olduğu ile,
- Kendini kim sandığın ile.
Belki ona fazla anlam yükledin.
Belki kendini ondan ibaret sandın.
Ama ayrılık, sana en acı ama en gerçek cümleyi fısıldıyor:
“Sen, kimseden ibaret değilsin.”
## “Neden Olmadı?” Sorusu
İnsan bir ilişkinin ardından en çok şu soruya takılıyor:
“Neden olmadı?”
– Ben eksik miydim?
– O mu kıymet bilmedi?
– Zaman mı yanlış yerdeydi, biz mi yanlış insandık?
Bazen hiçbir net cevabı yok bunun.
İki iyi insan, yanlış zamanda karşılaşabiliyor.
İki seven kalp, doğruyu yaşatamıyor.
Ve anlıyorsun ki:
– Sevmek yetmiyor,
– İyi niyet yetmiyor,
– Hatta bazen fedakârlık bile yetmiyor.
İki insanın aynı anda, aynı yöne bakması gerekiyor.
Aynı yükü taşımaya gönüllü olması, aynı masaya emek koyması gerekiyor.
Eğer tek taraflıysa:
Biri seviyor, diğeri alışıyorsa…
Biri çabalıyor, diğeri izliyorsa…
Orada bir gün mutlaka kalp kırılıyor.
## Kendini Kaybetmeden Sevmek
Sen hiç kendini kaybedecek kadar sevdin mi?
– Arkadaşlarını boş verip hep onu seçtin mi?
– Kendi hayallerini erteleyip onun hayallerine ortak oldun mu?
– “O mutlu olsun yeter” deyip kendi içindeki sesi susturdun mu?
İşte orada ufak ufak başlıyoruz kendimizi kaybetmeye.
Sevgi, birini hayatına almak demek; kendini hayatından çıkarmak değil.
Gerçek sevgi, şu dengeyi kurabildiğinde başlıyor:
> Hem onu seviyorum,
> Hem kendimden vazgeçmiyorum.
Eğer bir ilişki seni kendine yabancılaştırıyorsa, orada sevgi değil, bağımlılık başlıyor.
Ve bağımlılığın sonu genellikle ya büyük bir hayal kırıklığı, ya da yavaş yavaş tükenen bir iç dünya.
## Evlilik Hayal mi, Gerçek mi?
Evliliği bazen şöyle hayal ediyoruz:
– Romantik akşam yemekleri,
– Sonsuz anlayış,
– “Ne olursa olsun arkamda o var” hissi.
Ama gerçek hayatta evlilik:
– Bulaşık, çamaşır, fatura,
– Yorulmuş, sinirli, bazen suskun iki insan,
– Ve tüm bunların arasında ayakta kalmaya çalışan bir bağ.
Bu seni hayal kırıklığına uğratmasın.
Çünkü güzelliği tam da burada:
Gerçek hayatın karmaşasının içinde birbirine tutunabilmek.
Sor şu soruyu kendine:
> Ben ondan bir masal kahramanı yaratmaya mı çalışıyorum,
> Yoksa onunla birlikte gerçek hayatı paylaşmaya mı hazırım?
Eğer sadece “masal” peşindeysen, en küçük sarsıntıda hayal kırıklığı yaşarsın.
Ama “gerçek” istiyorsan, bil ki gerçek; bazen gözyaşı, bazen kavga, bazen de “Özür dilerim, haksızdım” demek.
## Ayrılıktan Sonra: Yeniden Başlayabilme Cesareti
Ayrılıktan sonra en çok şunlar olur:
– Müzik listelerini değiştirmek zorunda kalırsın.
– Gidilen mekanlar artık içini acıtır.
– Ortak anılar, sanki kalbinde bir film şeridi gibi dönüp durur.
Ve biri gelir sana şöyle der:
“Zamanla geçer…”
Haklıdır, ama o an hiçbir şey hislerini hafifletmez.
Ama bir gün fark edeceksin:
– Onunla gittiğin yere tek başına gidip eskisi kadar acımadığını,
– Adını duyduğunda kalbinin aynı hızda çarpmadığını,
– Bir şarkının artık sadece şarkı olduğunu.
İşte o gün, aslında kendine dönmeye başladığın gündür.
Ayrılık, seni eksiltmek zorunda değil.
Bazen seni, en çok kendinle tanıştıran şeydir.
## Son Söz: Sev, Ama Kendin Olarak Sev
Sana tek bir cümle bırakmak istiyorum:
> Kim gelirse gelsin, kim giderse gitsin…
> Kendini kaybetme.
– Seveceksen, içinden gelsin diye sev.
– Kalacaksan, zorunda olduğun için değil; gönlün istediği için kal.
– Gideceksen de, susarak tükenmek yerine, dürüstçe vedalaşarak git.
Aşk, güzeldir.
Sevgi, daha güzeldir.
Ama en güzeli, tüm bunların arasında kendine sadık kalabilmektir.
Sevgiyle kalın…












