Kayıp Alfabeler, Kayıp Hafızalar
Unutulan Her Acı, Yeni Bir Karanlığa Yer Açar
Ahmet Güneştekin’in Kayıp Alfabe sergisi bana şunu düşündürüyor:
Toplumlar hafızalarını bir anda kaybetmez.
Önce kelimeler silinir.
Sonra o kelimelerin taşıdığı acılar.
En sonunda ise büyük felaketler, konuşulmayan ama tekrar eden bir karanlığa dönüşür.
Her büyük katliamın, her sürgünün, her toplu kıyımın üzeri örtüldüğünde yalnızca geçmiş karartılmaz; geleceğin de zemini hazırlanır. Çünkü unutulan her acı, yeni bir acıya yer açar. Hatırlanmayan her kırılma, kendini başka bir biçimde yeniden üretir.
Bugün dünyanın dört bir yanında savaşlar sürerken bunu daha açık görüyoruz. Yıkılan şehirler, yerinden edilen insanlar, sessizce eksilen hayatlar bize aynı soruyu yeniden sorduruyor: İnsanlık gerçekten hatırlıyor mu, yoksa sadece her yeni felakete kısa süreli bir dikkat gösterip sonra kendi gündemine mi dönüyor? Belki de çağımızın en büyük trajedilerinden biri burada saklı: Acının görüntüsüne maruz kalıyoruz, ama hafızasına sahip çıkmıyoruz.
Toplumların en büyük kırılmalarından biri de bu toplu unutma hali.
Sadece olanı unutmuyoruz; unutarak duyarlılığımızı da yitiriyoruz. Başkasının acısına karşı reflekslerimiz köreliyor. Hafıza zayıfladıkça vicdan da zayıflıyor. Ve insan, dünyanın yanışına bakarken bile kendi konforuna çekilmeyi öğreniyor.
Felsefe ve edebiyat bize bunu uzun zamandır söylüyor.
Walter Benjamin tarihin, ardı ardına biriken yıkıntılarla dolu olduğunu hatırlatır.
Hannah Arendt, kötülüğün bazen tam da sıradanlaştığı için büyüdüğünü söyler.
Milan Kundera ise hafızanın unutuşa karşı en güçlü direniş olduğunu düşündürür.
Bu yüzden bazı sergiler yalnızca sanat değildir.
Bir uyarıdır.
Bir yüzleşmedir.
Bir vicdan çağrısıdır.
Kayıp Alfabe, bana kaybolan harflerden çok, kaybolan yüzleşme cesaretini düşündürüyor.
Ve bugün, savaşların gölgesinde, belki de en büyük sorumluluğumuz hâlâ aynı:
unutmamak.
Çünkü unutan toplumlar yalnızca geçmişlerini değil, geleceklerini de kaybeder.
Ve insan, ancak başkasının acısını da kendi hafızasında taşıyabildiği kadar insandır.
Keşke hiçbir halkın hafızası silinmese, hiçbir acı görünmez kılınmasa, hiçbir dil yasla birlikte susmasa.
Keşke kayıp alfabeler olmasa.
Savaşın gölgesinde iyi bayramlar












