
ARALIK’TA yüzde 0,89; Ocak’tA yüzde 4,84
Bu bir teknik tartışma değil; bu bir güven krizi, hatta bir kamu vicdanı krizidir.
Aralık 2025’te TÜİK aylık enflasyonu yüzde 0,89 diye açıkladı.
Bir ay sonra, Ocak 2026’da aynı kurum yüzde 4,84 dedi.
Bu tabloyu ne matematik açıklıyor ne ekonomi… Bu tablo, iktidara uyumlu istatistiğin çıplak resmidir.
Şunu sormak zorundayız:
- Aralık’ta hayat ucuzladı da kim fark etti?
- Marketler kapalı mıydı?
- Faturalar tatilde miydi?
- Kiralar dondu mu?
- Okul kırtasiye listeleri küçüldü mü?
- Hastanelerde katkı payları düştü mü?
- Yoksa TÜİK sadece saraya güzel bir yıl sonu tablosu mu hediye etti?
Gerçek şu:
Enflasyon Aralık’ta da vardı. Açlık Aralık’ta da vardı. Yoksulluk Aralık’ta da vardı.
Ama TÜİK bunları değil, iktidarın rahatını gördü.
“Sürpriz” Ocak değil; sorunlu olan Aralık’tır
Ocak aylarının zam ayı olduğu herkesin bildiği bir gerçektir.
Bu yüzden mesele Ocak’ın yüksekliği değil; Aralık’ın neredeyse “sıfır ay” gibi pazarlanmasıdır.
Çünkü ekonomi takvim yaprağıyla değişmez.
Ama TÜİK bize sanki değişirmiş gibi bir masal anlattı.
Mesaj açıktı:
“Yıl bitti, iyi gidiyoruz.”
Oysa halk için gerçek şuydu:
Aralık’ta da pahalıydı; Ocak’ta ise daha da pahalı.
TÜİK – ENAG makası neden büyüyor?
Ocak 2026 için bağımsız ENAG aylık artışı yüzde 6,32, yıllığı yüzde 53,42 açıkladı. TÜİK ise aynı ay için yüzde 4,84 ve yüzde 30,65 dedi.
Bu fark tesadüf değildir; siyasaldır.
Çünkü enflasyon sadece bir sayı değildir. Enflasyon, kimin sepetine göre ölçüldüğüdür.
TÜİK’in sepetinde konutun, gıdanın, ulaşımın; ayrıca eğitim (okul) ve sağlık harcamalarının ağırlığı, yoksulun gerçek hayatını ne kadar yansıtıyor?
Bir anne her dönem çocuk başına binlerce liralık kırtasiye, servis, yemek ve katkı payı ödüyorsa; bir emekli ilaç farkına, muayene ücretine, tahlil bedeline nefes nefese kalıyorsa…
Bu hayat maliyeti “ortalama” bir yüzdeyle anlatılabilir mi?
Bu soruyu sormak gazetecilik değil, yurttaşlık görevidir.
“Yıllık enflasyon düştü” manşetinin sahteciliği
Ocak 2026’da TÜİK yıllık enflasyonu yüzde 30,65 açıkladı.
Bazı medya kuruluşları bunu “enflasyon düştü” diye pazarladı.
Ama aynı ayın kalemlerine bakalım:
- Konut: yüzde 45,36
- Gıda: yüzde 31,69
- Ulaştırma: yüzde 29,39
Buna iki kalemi daha ekleyelim:
Eğitim (okul):
Servis ücretleri, yemek, kitap, kırtasiye, kayıt bağışları ve kurs ücretleri…
Birçok aile için bu kalem, kira kadar ağırdır.
Sağlık:
Katkı payı, ilaç farkı, özel hastane ücretleri, tahlil ve görüntüleme bedelleri…
Bir hastalık bugün orta sınıfı bile yoksulluğa itebilmektedir.
Şimdi açık konuşalım:
Bir ülkede konut yüzde 45 artmışsa, bir anne pazarda daha az sebze alıyorsa, bir baba çocuğunun okul masrafını düşünüyorsa, bir emekli ilaçlarını kısmak zorunda kalıyorsa, “Enflasyon yüzde 30” demek şu anlama gelir:
“Yangın var ama ortalama sıcaklık normal.”
Enflasyon düşük görünürse kim kazanır?
Bu sorunun cevabı nettir:
- Maaş artışları düşük kalır.
- Emekli zammı kısılır.
- Kiraya yapılan baskı meşrulaştırılır.
- Sosyal yardımların reel değeri erir.
- Devletin bütçe yükü kâğıt üzerinde hafifler.
Yani düşük enflasyon rakamı; halktan alıp iktidara nefes aldıran bir mekanizmadır.
Bu yüzden mesele teknik değil, ahlakidir.
TÜİK ölçüyor mu, uyumluyor mu?
TÜİK resmi bir kurumdur.
Ama güven resmiyetle değil, şeffaflıkla kazanılır.
Bugün tartışma “yüzde 4,84 mü, yüzde 4,89 mu?” detayı değildir.
Asıl sorun şudur:
Bu ülkede enflasyon rakamı halkın gerçeğine yaklaşmıyorsa, sorun rakamda değil; yaklaşmayan devlettedir.
…ve bir ülkede devlet gerçeği örtmeye kalkarsa, yurttaş sonunda şunu söyler:
“Siz enflasyonu açıklıyorsunuz; ben hayatı yaşıyorum.”
MECLİS SORU ÖNERGESİ
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na;
Aşağıdaki sorularımın Hazine ve Maliye Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim:
- Aralık 2025’te yüzde 0,89 açıklanan aylık enflasyon hangi veri setiyle hesaplanmıştır?
- Ocak 2026’da yüzde 4,84’e çıkan enflasyonun temel kalemleri nelerdir?
- TÜİK sepetinde gıda ve konutun ağırlığı nedir?
- TÜİK sepetinde eğitim (okul) ve sağlık giderleri nasıl temsil edilmektedir?
- Bağımsız ENAG ile TÜİK arasındaki fark neden bu kadar büyüktür?
- TÜİK verilerinin siyasi müdahaleye açık olduğu iddialarına ilişkin Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?
- Halkın gerçek yaşam maliyetini daha doğru ölçmek için alternatif bir yöntem veya revizyon çalışması yapılması düşünülmekte midir?
Aralık’ta masal yazıp Ocak’ta gerçeğe sığınamazsınız. Bu ülkede enflasyon TÜİK bülteninde değil; halkın boğazında düğümleniyor — okulda, pazarda ve hastane kapısında.
Saygılarımla,













