
Bir Toplum Suçla Nasıl Yaşamayı Öğrenir?
SUÇ NASIL KORUNUR?
Bir suçun yaşaması için yalnız fail yetmez.
Bir suçun yaşayabilmesi için koruma gerekir.
Suç bazen bir bıçakla işlenir.
Ama çoğu zaman sessizlikle korunur.
Toplumların karakteri tam da burada ortaya çıkar.
Bir suç ortaya çıktığında toplum çoğu zaman katili arar.
Bir isim bulunur.
Bir yüz bulunur.
Bir fail bulunur.
Dosya kapanır.
Vicdanlar rahatlatılır.
Oysa asıl soru çoğu zaman hiç sorulmaz:
Bu suç yıllarca nasıl saklanabildi?
Kimler sustu?
Kimler görmezden geldi?
Kimler müdahale etmedi?
Kimler “bana ne” dedi?
Bir suçun en güçlü koruyucusu çoğu zaman fail değildir.
Sessiz kalan çevredir.
Dünyanın birçok ülkesinde yapılan araştırmalar çocuklara yönelik şiddetin yalnız bireysel suçlardan ibaret olmadığını gösteriyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporlarına göre dünya genelinde her beş kadından biri çocukluk döneminde cinsel istismara maruz kalıyor.
Bu istatistik yalnız bireysel suçları değil, küresel bir toplumsal krizi gösteriyor.
Çocukların korunamadığı toplumlarda şiddet istisna değildir.
Bir düzen haline gelir.
Birçok suç ilk kez mahkeme salonlarında ortaya çıkmaz.
Suç çoğu zaman evin içinde saklanır.
Aile susar.
Komşu görmezden gelir.
Okul müdahale etmez.
Kurum dosyayı bekletir.
Toplum başka bir habere bakar.
Fransız sosyolog Pierre Bourdieu, toplumların bazen şiddeti görünmez hale getirdiğini söyler.
Bourdieu bu durumu “sembolik şiddet” kavramıyla açıklar.
Şiddet bazen açık bir saldırı değildir.
Bazen toplumun normal kabul ettiği davranışların içine saklanır.
Filozof Hannah Arendt ise bu durumu başka bir kavramla açıklar:
“Kötülüğün sıradanlığı.”
Arendt’e göre kötülük çoğu zaman şeytani planlarla değil, sıradan insanların sessizliğiyle büyür.
Şiddet sıradanlaştığında toplum onu artık görmemeye başlar.
Suç böyle büyür.
Suç böyle kök salar.
Suç böyle normalleşir.
Dünya tarihi bunun örnekleriyle doludur.
Güçlülerin dokunulmaz olduğu toplumlarda suç yalnız işlenmez.
Korunur.
Kesin olan gerçek:
Çocukları koruyamayan sistemler yalnız suç üretmez.
Suçu koruyan güç ilişkileri de üretir.
Bir toplum suçla yüzleşmediğinde suç ortadan kalkmaz.
Sadece yer değiştirir.
Gerçek şu kadar serttir:
Suç yalnız fail tarafından işlenmez.
Suç bazen toplum tarafından korunur.
Bir toplum suç karşısında susuyorsa yalnız bir suçluyu korumaz.
Geleceğini de koruyamaz.
Çünkü sessizlik yalnız bir tercih değildir.
Sessizlik çoğu zaman suçun ortağıdır.
Bir toplum suç karşısında sustuğunda yalnız bir insanı kaybetmez.
Vicdanını da kaybeder.
Sessizlik çoğu zaman tarafsızlık değildir.
Sessizlik çoğu zaman suçun sigortasıdır.
Suç işleyen bir el vardır.
O eli durdurmayan sayısız göz vardır.
Duymayan kulaklar vardır.
Görmeyen komşular vardır.
Sormayan kurumlar vardır.
Sorumluluk almayan bir düzen vardır.
Bir çocuk korunabileceği halde korunmadığında bu yalnız bir ihmal değildir.
Toplumsal bir başarısızlıktır.
Bir toplum çocuklarını koruyamıyorsa yalnız bir suçla karşı karşıya değildir.
Bir çürüme ile karşı karşıyadır.
Bir çözülme ile karşı karşıyadır.
Çünkü bir toplumun gerçek sınavı mahkeme salonlarında değil, çocuklarının hayatında verilir.
Bir çocuk bile korunamıyorsa bir toplum medeniyetten söz edemez.
… devam edecek












