
Soma’dan Zonguldak’a: örtülen dosyalar, süren ölümler
Bugün Soma’nın yıldönümü değil. Manşetlerde de bir maden faciası yok.
Ama bazı acılar takvimle ölçülmez.
Devlet unutabilir; dosyalar tozlanabilir; raporlar raflarda kalabilir. Fakat yakınlarını kaybedenlerin yası bitmez, toplumun vicdanı da susmamalıdır.
Bu yazı geçmişi kurcalamak için değil, unutmanın bedelini hatırlatmak için yazılıyor. Çünkü unutulan her facia, bir sonraki facianın ön hazırlığıdır.
Soma’yı yeniden gündeme almamızın nedeni nostalji değildir. Neden, bugünün iş cinayetleri tablosunda Soma’nın hâlâ yaşaması; Sayıştay’ın o gün yazdığı tespitlerin bugün de neredeyse kelimesi kelimesine tekrarlanmasıdır.
Yani mesele tek bir facia değil — süreklilik gösteren bir düzen. Soma istisna değil; bir modeldir
SOMA NEYİ GÖSTERDİ?
13 Mayıs 2014’te Manisa Soma’da 301 işçi hayatını kaybetti. Resmî söylem bunu “kaza” dedi.
Oysa facianın hemen ardından açılan dosyalar şunları işaret ediyordu:
- Yetersiz iş güvenliği,
- Yüzeysel risk analizleri,
- Kâğıt üzerinde eğitim,
- Denetimin şirket beyanına bağımlı olması,
- Kamu gözetiminin gevşekliği.
Bu tablo istisna değildi, Türkiye’deki maden rejiminin fotoğrafıydı.
SAYIŞTAY NE NE DEMİŞTİ?
Soma’dan önce yayımlanan Sayıştay raporları, madencilikteki yapısal sorunları zaten yazıyordu:
- Denetim mekanizmalarının yetersizliği,
- Risk analizlerinin biçimsel kaldığı,
- Eğitim süreçlerinin göstermelik olduğu,
- Kamu otoritesinin özel şirketlere aşırı güven duyduğu.
Başka bir deyişle: facia yaşanmadan önce uyarılar vardı.
Sayıştay görmüştü. Ama sistem duymadı.
DÜNÜN ÖRTÜSÜ, BUGÜNÜN ÖLÜMLERİ
Soma bir geçmiş sayfası değildir. Soma, kapanmamış bir dosyadır.
Soma’dan sonra pek çok soruşturma ya sürüncemede kaldı ya yaptırımsız bitti ya da kamuoyunun gözünden uzaklaştı. Fail bulunmuş gibi yapıldı; ama sistemin suçu tartışılmadı.
İşte bu örtbas kültürü, bugün süren iş cinayetlerinin zeminini hazırladı.
Bugün madenlerde yalnızca maden işçileri ölmüyor. Bugün inşaatlarda yalnızca vasıfsız emekçiler ölmüyor.
Bugün ölenler arasında:
- Çocuk işçiler var — okuması gereken yaşta, borç batağında çalışan, korunmayan, sigortasız bedenler.
- Emekliliğini yaşaması gereken insanlar var — geçinemediği için şantiyeye, atölyeye, depoya geri dönen ve ağır iş yükü altında hayatını kaybedenler.
- İyi eğitim almış gençler var — mühendis, tekniker, mimar, teknisyen olarak işe girip, iş tanımının çok ötesinde risklere zorlanan ve bedelini canıyla ödeyenler.
Bu ölümler tesadüf değil. Bu ölümler, dün hesap sorulmayan bir düzenin bugünkü faturasıdır.
Dün soruşturma dosyaları rafa kalktıysa, bugün şantiyelerde mezar kazılıyor.
Dün Sayıştay’ın uyarıları ciddiye alınmadıysa, bugün çocuk işçiler moloz altında kalıyor.
Dün şirketler korunup işçiler feda edildiyse, bugün emekliler hayatta kalmak için ölümü göze alıyor.
BUGÜNÜN TANIKLIĞI: ZONGULDAK
Bu yazı kaleme alınırken Zonguldak’tan yeni bir haber geldi. Daha önce mühürlenmiş bir kaçak ocak su bastı; bir işçi hayatını kaybetti, biri ağır yaralandı.
Yani devlet tehlikeyi görmüş, ocağı mühürlemiş — ama işçiler yine ölmüş.
Bu tek bir “kaza” değildir. Bu, denetimsizliğin, yaptırımsızlığın ve cezasızlığın canlı kanıtıdır.
Mühür kâğıtta kalırsa, mezar sahada kazılır.
Zonguldak’taki bu ölüm, Soma’dan bugüne değişmeyen gerçeği bir kez daha gösteriyor:
Sayıştay gördü; sistem duymadı — ve insanlar ölmeye devam ediyor.
NEDEN DEĞİŞMEDİ?
Eğer devletin kendi denetim kurumu yıllardır aynı sorunları yazıyorsa, neden sahada bir şey değişmedi?
Neden her yıl benzer ölümler yaşandı?
Neden aynı ihmaller tekrarlandı?
Neden raporlar yaptırıma dönüşmedi?
Bu noktada “kaza” kelimesi masum bir tanım olmaktan çıkıyor; sorumluluğu örtmenin diline dönüşüyor.
Soma bir trajedi değildi sadece. Bir yönetim zaafının aynasıydı.
SOMA’DAN BUGÜNE NE DEĞİŞTİ?
Soma’dan sonra yeni yasalar çıktı, yönetmelikler yenilendi, denetimler “artırıldı.”
Ama tablo değişmedi.
Her yıl yüzlerce işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmeye devam etti. Aynı sektörlerde, aynı ihmaller, aynı sonuçlar tekrarlandı.
Bu bize şunu gösteriyor:
Sorun mevzuat değil; uygulama, yaptırım ve hesap verme kültürü.
Başka bir deyişle:
Sorun kurallar değil — kuralları işletmeyen sistem.
MERKEZ TEZ
Bu yüzden bu başlık anlamlıdır:
SAYIŞTAY GÖRDÜ; SİSTEM DUYMADI.
Çünkü pek çok ölüm mezar kazılmadan önce raporlara yazılmıştı. Sayıştay’ın satırlarında, müfettiş dosyalarında, raflarda duran uyarılarda.
Ama kimse duymak istemedi.
Bugün Soma’yı hatırlatmak bir yas ritüeli değildir. Bu, geleceğe yönelik bir uyarıdır.
Bir ülkede çocuk işçiler ölüyorsa, emekliler çalışırken can veriyorsa, eğitimli gençler iş tanımı dışında risklere itilip hayatını kaybediyorsa; bu artık kaza değil — politik tercihtir.
…ve bu tercihin kökü, dün kapatılan dosyalardadır.
Çünkü bu ülkede bazı ölümler kaza değildir; raporlarla belgelenmiş bir düzenin sonucudur.
Sayıştay gördü; sistem duymadı — ve insanlar ölmeye devam etti.












