
Dünya bugün Afganistan’daki Taliban düzenini tartışıyor.
Kız çocuklarının okula gönderilmediği, kadınların çalışamadığı, dans etmenin günah, itiraz etmenin suç sayıldığı bir düzeni…
İnternetin kesilebildiği, kitapların susturulabildiği, muhalifin ölümle terbiye edildiği bir karanlığı.
Bu karanlık bize uzak bir coğrafyanın hikâyesi değil.
Bu, laikliğin ve aklın geri çekildiği her yerde tekrar edebilecek bir tarih uyarısıdır.
Taliban Afganistan’ı bir günde bu hale getirmedi.
Önce eğitimden taviz verildi.
Sonra kadın kamusal hayattan silindi.
Ardından hukuk, inancın tek yorumuna teslim edildi.
En sonunda toplum, korku ve itaat arasında nefessiz bırakıldı.
Bugün Afganistan’da olan şey, din değil; dinin siyaset ve iktidar aracı yapılmasının sonucudur.
…ve bu yüzden bu mesele, sadece Afgan halkının değil, laikliğini kaybetme riski taşıyan her toplumun meselesidir.
Çünkü özgürlük bir gecede yıkılmaz.
Önce “bir kereden bir şey olmaz” denir.
Sonra o “bir kere”, kural haline gelir.
TARİH UYARIYI DAHA ÖNCE YAZDI: İRAN
1979’da İran’da yaşanan devrim, sadece bir iktidar değişimi değildi.
Bir gecede kadınların kıyafetine, hayatına, kamusal varlığına müdahale eden yeni bir düzen kuruldu.
Dün modern şehir hayatının parçası olan kadınlar, ertesi gün zorunlu örtünmeye mecbur bırakıldı.
Direnenler ya susturuldu ya ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
Kalanlar ise onlarca yıldır sokaklarda aynı cümleyi haykırıyor:
“Bedenim, hayatım, seçimim!”
Bugün hâlâ İran’da bir saç teli yüzünden gözaltına alınan kadınlar var.
Bu, laikliğin kaybının kitaplarda yazan bir kavram değil, kadınların nefesine indirilen bir kilit olduğunu gösteren tarihsel bir örnektir.
Tarihte kadınları taşlayarak öldürmeyi bile meşru gören anlayışlar, bugün hâlâ farklı biçimlerde kadın hayatını cezalandırmaya devam ediyor.
CUMHURİYET NEDEN KURULDU, NEDEN HİLAFET KALDIRILDI?
Bu topraklarda bir asır önce verilen mücadele tam da bu ihtimale karşıydı.
Mustafa Kemal Atatürk hilafeti kaldırırken sadece bir kurumu değil, gökten geldiği iddia edilen bir siyasal yetkiyi tarihe gömdü.
Egemenliğin kaynağını semadan alırsanız, milleti tebaa yaparsınız.
Egemenliği millete verirseniz, yurttaş yaratırsınız.
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, bu yüzden sadece bir slogan değil, kaderin fetvalarla değil yurttaş iradesiyle yazılacağının ilanıdır.
Cumhuriyet; kadınların okula gidebilmesi, kız çocuklarının geleceğinin bir fetvaya bağlanmaması, kimsenin inancından dolayı korkmaması için kuruldu.
Cumhuriyet, bu topraklarda hilafetin ve dogmanın değil, aklın ve yurttaşlığın hüküm sürmesi için kuruldu.
Onu zayıflatan her adım ise toplumu, tarihte örneklerini gördüğümüz karanlıklara doğru savurabilecek bir risktir.
AFGANİSTAN’DA YENİ DÜZENİN ORTAK PAYDASI
Bugün Afganistan’da olan bitenin özü tek tek yasaklardan daha fazlasıdır:
- Kız çocukları ortaokuldan sonra eğitimden koparılıyor.
- Kadınların pek çok meslekte çalışması engelleniyor.
- Kamusal alanda kadın varlığı ağır kısıtlamalara bağlanıyor.
- Müzik, dans ve sanat günah ilan edilerek susturuluyor.
- Muhalif sesler baskıyla, korkuyla, cezayla bastırılıyor.
- İletişim ve bilgi akışı denetim altına alınıyor.
Hepsinin ortak noktası şudur:
Hayat, devlet eliyle tek tip bir inanç ve ahlak yorumuna göre yeniden düzenleniyor.
TEHLİKE UZAKTA DEĞİL, UYKUDA OLANIN YANINDA
Afganistan ve İran bize aynı dersi veriyor:
Bir toplumda önce kadın susturulur.
Sonra eğitim susturulur.
Sonra sanat susturulur.
En son herkes susturulur.
Bugün “ahlak” diyerek müziği hedef alanlar, yarın düşünceyi hedef alır.
Bugün “gelenek” diyerek kadını eve kapatmak isteyenler, yarın toplumu karanlığa hapseder.
Mesele ne Afganistan’dır ne de sadece Taliban.
Mesele, aklın yerine itaati koyan her anlayıştır.
Laikliği zayıflatan her adım, hukuku inancın tekeline veren her düzenleme, kız çocuklarının hayatını tartışma konusu yapan her zihniyet; toplumu özgürlükten değil, karanlıktan yana sürükler.
CUMHURİYET BİR YÖNETİM BİÇİMİ DEĞİL, BİR EMNİYET ŞERİDİDİR
Cumhuriyet sadece sandık değildir.
Cumhuriyet, yaşam tarzının devlet eliyle dayatılamamasıdır.
Cumhuriyet, kimsenin inancı yüzünden üstün ya da eksik sayılmamasıdır.
Laiklik ise din düşmanlığı değil; dinin devlet sopası yapılmasına karşı yurttaşı koruyan kalkanıdır.
Afganistan’da olmayan tam olarak budur.
Bu yüzden uyanık olmak zorundayız.
Çünkü tarih, en çok “bize olmaz” diyenleri cezalandırır.
SON SÖZÜM
Bu mesele sadece rejim meselesi değildir.
Kız çocuklarının yarını, kadınların nefesi meselesidir.
Türk tarihindeki kadınların izini süren, kadın cinayetlerini sayılar değil hayatlar olarak yazan bir kadın olarak biliyorum ki; dünyanın neresinde olursa olsun kadını yok sayan her düzen, önce vicdanı öldürür.
Laiklik zayıfladığında ilk susan hukuk değil, ilk kaybolan umut olur.
Özgürlük geri çekildiğinde en ağır bedeli önce kadınlar öder.
Uyanmazsak, itiraz etmezsek, sahip çıkmazsak; bugün uzakta sandığımız karanlık, yarın kapımızda olur.













