• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Aydan Baktır: Emoji krallığında şiddetli yalnızlık

Aydan Baktır by Aydan Baktır
25 Ekim 2026
in Yazarlar
0
Aydan Baktır: Emoji krallığında şiddetli yalnızlık
0
SHARES
10
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

“Şiddetin karşısında en güçlü söz, susmamaktır.”

Sevgili arkadaşım Gülder Başar, bu hafta dijital şiddeti kadınlara anlatan bir sempozyumun açılışını yaptı. Konu, hem yaşadığımız çağ hem de hepimizin çevresinde gördüğü kırılganlıklar nedeniyle beni uzun zamandır düşündürüyor. Özellikle benden genç kadınların ve genç kızların, bu görünmez şiddetin karşısında ne kadar savunmasız kalabildiğini görüyorum.

Dijital dünya hayatımıza hız, bilgi, iletişim ve yeni yakınlıklar getirdi. Ama beraberinde henüz bütün şifrelerini çözemediğimiz bir yalnızlık da getirdi. İnsan artık aynı anda yüzlerce kişiyle konuşabiliyor; fakat bazen hiç kimse tarafından gerçekten duyulmuyor. Ekranlarımız kalabalık, içimiz ise hayli tenha.

Bir genç kız düşünün: Telefonu çalıyor. Bir an gözleri parlıyor; arayanın beklediği kişi olduğunu sanıyor. Ekrana bakıyor, o değil. Yüzünde küçük, kırgın, bıkmış bir ifade beliriyor. Belki sadece birkaç saniye sürüyor bu. Ama o birkaç saniyenin içinde beklemek, görünmek istemek, sevilmek istemek, merak edilmek istemek, sonra da yeniden hayal kırıklığına uğramak var.

Bu çağda telefonun sesi yalnızca bir bildirim sesi değil bazen. “Beni düşünen biri var mı?” sorusunun sesi.

Bizim çocukluğumuzda hayat daha çok dışarıda akardı. Aileler, kuzenler, komşular, sokak oyunları, mahalledeki büyükler… İnsanlar birbirlerinin hayatına bugünkü kadar müdahil değildi belki ama daha çok temas vardı. Birbirimizi sever, bazen kırılır, bazen küser, sonra da yüz yüze bakarak barışırdık. Her duygumuzun kaydı tutulmaz; her kırgınlığımız izlenmez, her anımız başkalarının hükmüne açılmazdı.

Bugünün çocukları ve gençleri ise çoğu zaman daha küçük ailelerin, daha dar sosyal çevrelerin ve ekran üzerinden büyüyen ilişkilerin içinde yetişiyor. Elbette her aile böyle değil; mesele anne babaları suçlamak da değil. Ama sevgi, ilgi ve sınır arasındaki hassas dengeyi kurmak giderek zorlaşıyor. Bazı çocuklar çok korunuyor, bazıları yeterince görülmediğini düşünüyor; bazıları sevginin emek, güven ve karşılıklılık olduğunu öğrenmeden, sürekli onay bekleyen bir ruh hâline sürüklenebiliyor.

Sonra sosyal medya devreye giriyor. Beğeniler, mesajlar, görüldü işaretleri, takipten çıkmalar, story’ler, aniden kesilen cevaplar… İnsan kendi değerini bunların içinden okumaya başlıyor. Birinin geç cevap vermesi yalnızca geç cevap vermesi olmuyor; “Demek ki önemli değilim” duygusuna dönüşüyor. Bir fotoğrafın altındaki yorum yalnızca yorum olmuyor; kişinin bedeni, hayatı ve itibarı üzerinde bir yargıya dönüşüyor.

Dijital şiddet tam da burada başlıyor.

Bazen sevgi diye sunulan ısrarda. Bazen “Neredesin?” diye başlayan ve konum takibine dönüşen kontrol arzusunda. Bazen şifre istemekte, bazen izinsiz fotoğraf paylaşmakta, bazen eski bir görüntüyle tehdit etmekte, bazen de bir insanı sessizce dışarıda bırakmakta… Israrlı mesajlar, sahte hesaplar, aşağılayıcı yorumlar, ifşa tehdidi, çevrimiçi taciz, siber zorbalık ve dijital takip; bunların hiçbiri merak ya da aşk değildir. Bunlar sınır ihlalidir.

Belki en acı olanı da şu: İnsanlar birbirlerinin hayatından her an haberdar oldukça, kendilerine işkence etmeye de daha yatkın hâle geliyor. Kim nerede? Kiminle? Ne giymiş? Eğleniyor mu? Benim mesajımı görmüş mü? Onsuz ne kadar mutlu görünüyor? Eskiden bazı cevapları bilmemek mümkündü. Şimdi ise insan, kendisine iyi gelmeyeceğini bile bile ekranı açıp kendi yarasını yeniden kaşıyabiliyor.

Her şeyin aleni yaşandığı bu çağda duyguların mahremiyeti de zedeleniyor. Bir ayrılık, eskiden iki insanın ve yakın çevresinin meselesiyken; şimdi bir şarkı, bir story, bir imalı cümle, silinen bir fotoğraf ve yüzlerce izleyicinin sessiz tanıklığıyla yaşanabiliyor. İnsan yalnızca üzülmüyor; üzüntüsünü seyirlik hâle getiriyor. Sonra o üzüntüyü bertaraf edemiyor. Çünkü yara kapanmadan, ekran onu yeniden açıyor.

Çağdaş edebiyat da bu ruh hâlini dikkatle izliyor. Patricia Lockwood’un No One Is Talking About This adlı romanında, hayatını neredeyse tamamen dijital dünyanın içinde yaşayan bir kadın anlatılır. İnternetin o sonu gelmeyen, gürültülü ve bazen çok komik akışı, gerçek hayatın ağır bir acısıyla karşılaştığında bir anda anlam değiştirir. Roman bize şunu sorar: Sürekli konuşuyor olabiliriz ama gerçekten neyi söylüyor, kimi duyuyoruz?

Lauren Oyler’ın Fake Accounts adlı romanı ise dijital kimliklerin, sosyal medyada kurduğumuz kişiliklerin ve insanın kendi kendine söylediği küçük yalanların dünyasına bakar. Ekranda gördüğümüz şeyin ne kadarı gerçektir? Bir insanı takip etmek, onu tanımak anlamına gelir mi? Yoksa bazen en çok baktığımız kişiyi en az mı tanırız?

Geçen yıl yayımlanan Netflix dizisi Adolescence de bu meselenin ne kadar ürkütücü bir yere varabileceğini gösterdi. Dizide on üç yaşındaki bir erkek çocuk, okuldan bir kızı öldürmekle suçlanır. Hikâye bu korkunç şiddeti yalnızca tek bir nedene bağlamaz. Sosyal medya üzerinden yaşanan küçümseme, dışlanma, yayılan görüntüler, ergenlikteki kırılganlık, reddedilme korkusu ve internette dolaşan zehirli erkeklik dili; hepsi o çocuğun dünyasında birbirine karışır.

Bu, şiddeti mazur göstermek değildir; hiçbir incinmişlik, hiçbir dijital paylaşım, hiçbir reddedilme şiddetin gerekçesi olamaz. Ama dizinin sorduğu soru çok önemlidir: Bir çocuğun zihni hangi yalnızlıklarda, hangi aşağılanmalarda, hangi ekranların önünde ve hangi sözlerin etkisiyle bu kadar karanlık bir yere savrulabilir?

Çünkü dijital şiddet artık yalnızca kadınların maruz kaldığı ısrarlı mesajlar, takip, ifşa ya da aşağılayıcı yorumlardan ibaret değil. Genç kızların, genç kadınların, genç erkeklerin; hatta yaş farkı olmaksızın hepimizin ilişki kurma biçimini değiştiriyor. Reddedilmeye tahammül edememek, karşı tarafın sınırını ihlal etmek, ekrandaki bir görüntüden gerçek hayata dair hüküm vermek, insanları birer profil fotoğrafına ve yorum satırına indirmek… Bunların hepsi ruhu yavaş yavaş örseleyen yeni bir şiddet dili yaratıyor.

Euphoria da edebiyat değil elbette; ama gençlerin ekran çağındaki kırılganlığını sert ve çarpıcı biçimde gösteren bir hikâye. Orada yalnızca cinsel şiddet değil; bağımlılık, zorbalık, dışlanma, bedenle kavga, kendine zarar verme ve görünme arzusu vardır. Gençler birbirlerine çok yakın gibi görünür ama aslında çoğu, kendi içindeki sessizliği tek başına taşır.

Ruhu üşüten de belki budur: Çok fazla haber, çok fazla görüntü, çok fazla insan; ama yeterince güvenli ilişki yok. Çok fazla temas var, ama yeterince şefkat yok. Çok fazla “görülme” var, ama gerçekten görülme yok.

Dijital şiddetle mücadele yalnızca hesap kapatmakla, şifre değiştirmekle ya da hukuki başvuru yollarını bilmekle sınırlı değil elbette. Bunlar hayati derecede önemli. Ama daha derinde, çocuklara ve gençlere sevginin kontrol etmek olmadığını; merakın takip etmek olmadığını; “hayır”ın bir cevabı olduğunu; insanın değerinin bir bildirimin gelip gelmemesiyle ölçülemeyeceğini anlatmamız gerekiyor.

Aileden taşıdığımız saygı, merhamet, dayanışma ve insan onuru fikrini dijital çağın dili içinde yeniden kurmak zorundayız. Çünkü teknoloji değişebilir. İletişim biçimleri değişebilir. Ama insanın güven içinde sevilme, sınırlarına saygı duyulma ve incitilmeden yaşama hakkı değişmez.

Belki de bugün birbirimize verebileceğimiz en kıymetli şey, biraz daha dikkatli bir yakınlık: Aramadığında eksilen, yazmadığında yok sayan değil; orada olduğunu hissettiren, dinleyen, sınırı gözeten, insanı ekranın soğuk ışığından çıkarıp hayata yeniden bağlayan bir yakınlık.

Kaynakça

* UN Women, Tipping Point: Online Violence Impacts, Manifestations, and Redress in the AI Age, 2025.

* Birleşmiş Milletler, Safeguarding Childhood Online: How Cyberbullying Threatens Children’s Safety Globally, 2026.

* Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Mental Health of Adolescents, 2025.

* Patricia Lockwood, No One Is Talking About This, Riverhead Books, 2021.

* Lauren Oyler, Fake Accounts, Catapult, 2021.

* Adolescence, yaratıcılar Stephen Graham ve Jack Thorne, Netflix, 2025.

* Euphoria, yaratıcı Sam Levinson, HBO, 2019–.

* Sherry Turkle, Alone Together: Why We Expect More from Technology and Less from Each Other, Basic Books, 2011.

* Byung-Chul Han, Şeffaflık Toplumu ve Yorgunluk Toplumu.

Birleşmiş Milletler, çevrimiçi zorbalığın okul bittiğinde de çocukların evine ve odasına kadar uzanabildiğini; WHO ise ergenlikte destekleyici aile, okul ve sosyal çevrenin ruh sağlığı açısından belirleyici olduğunu vurguluyor.

Önceki Yazı

Aylin Saraçoğlu: En Büyük Bayramımız kutlu olsun!

Aydan Baktır

Aydan Baktır

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Aydan Baktır: Emoji krallığında şiddetli yalnızlık

Aydan Baktır: Emoji krallığında şiddetli yalnızlık

25 Ekim 2026
Aylin Saraçoğlu: En Büyük Bayramımız kutlu olsun!

Aylin Saraçoğlu: En Büyük Bayramımız kutlu olsun!

25 Ekim 2026
Dr. Seval Karasatı: Benlerdeki değişimlere dikkat!

Dr. Seval Karasatı: Benlerdeki değişimlere dikkat!

24 Ekim 2026
Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu: Lumpektomi ile mastektomi arasındaki farklar

Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu: Lumpektomi ile mastektomi arasındaki farklar

24 Ekim 2026

Son Yazılar

Aydan Baktır: Emoji krallığında şiddetli yalnızlık

Aydan Baktır: Emoji krallığında şiddetli yalnızlık

25 Ekim 2026
Aylin Saraçoğlu: En Büyük Bayramımız kutlu olsun!

Aylin Saraçoğlu: En Büyük Bayramımız kutlu olsun!

25 Ekim 2026
Dr. Seval Karasatı: Benlerdeki değişimlere dikkat!

Dr. Seval Karasatı: Benlerdeki değişimlere dikkat!

24 Ekim 2026
Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu: Lumpektomi ile mastektomi arasındaki farklar

Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu: Lumpektomi ile mastektomi arasındaki farklar

24 Ekim 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Aydan Baktır: Emoji krallığında şiddetli yalnızlık

Aydan Baktır: Emoji krallığında şiddetli yalnızlık

25 Ekim 2026
Aylin Saraçoğlu: En Büyük Bayramımız kutlu olsun!

Aylin Saraçoğlu: En Büyük Bayramımız kutlu olsun!

25 Ekim 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.