Kuran’da, daima dik yazılan, noktası olmayan ve kendisinden sonra gelen harflerle birleşmeyen bir özellikte olan ELİF harfi gibi dik olabilmek şu rüya ve dünya âleminde…
İnsanlık her gün kendisini daha da karalamaya devam ediyor. Özellikle son dönemlerde nereye baksak irin, nereye baksak fitne, nereye baksak ikiyüzlülük…
Nisa Suresi, 58. Ayet der ki;“Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor.
Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!
Doğrusu Allah, işitendir, görendir.”

Buraya bir ayet eklememin nedeni, Kuran’ı referans göstererek herkesi küçümseyenlerin geldiği noktayı vurgulamak içindi.
2 kadın profili yazacağım;
Bir tanesi, nezaketine insanlarla iletişimine hayranlık duyduğum ve yürekten sevdiğim, üzerine atılı hala ispatlanamamış iddialarla tutuklu yargılanan ilçe belediye başkanımızın kıymetli eşi…
Diğeri ise fan fin fona 145 milyon yatırıp 2 milyar kazanacak kadar zeki kurnaz ve bu konularda inanılmaz başarı elde etmiş milletin vekilliğini yapmış daha yüksek koltuklara oturmuş bir kadın.
Fan fin foncu Hanım, türbanıyla dini referans göstererek insanların desteğini almış ve yüksek makamlara dek yükselmiş. Fakat birkaç hafta önce fonlardan kazandığı muazzam para ile gündem olunca aslında ne kadar yüksek ticari zekâsı olduğunu öğrendik. Hakkında henüz bir işlem yapılmadı. Türbanıyla oy topladı. Üniversite yıllarımızda türbanla sınava sokulmayan arkadaşlarımızın haklarını da korumak için mücadele ederdik fakat o yıllarda türbanı için mücadele edenler geldikleri koltuklarda kadınlarla ilgili hiçbir çalışma yapmadılar ve paranın cazibesine kapılarak devlet olanaklarını haksızlıklarda, kendi ticari kazançlarında kullandılar.
Henüz tutuklanmadı.
Fon mağdurlarının sayısı her gün yükseliyor. Tüm parasını, mal varlığını kaybeden gariban insanlar, onların eşleri çocukları anne ve babaları hepsi mağdur oldular. Kısaca halk mağdur edildi. Ve bu devasa boyutlardaki haksız kazanç ispatlandı fakat haksız kazanç elde edenler tutuklanmadı. Bu sistemi kuran birkaç kişi tutuklandı yalnızca.
Tutuklu belediye başkanı ise ispatlanamamış iddialarla tutuklu olarak yargılama sürecini bekliyor.
Bir tarafta devlet olanaklarını kendi çıkarları için kullanarak milyarlarca lira haksız kazanç elde edenler,
Diğer tarafta, oğlunu okuldan almış, sessizce ve mahzun bir halde evine dönen, tüm bu süreçte ELİF gibi dimdik duran, çocuğuna örnek olan, çocuğunun vatanına küsmemesi için çabalayan ve adaleti bekleyen eşi cezaevinde bir başka kadın.
Oğlu ile okuldan çıktıklarında tesadüfen karşılaştım bu kıymetli kadınla. ELİF gibi dimdik, çocuklarına annelik yapan, adaleti bekleyen bu naif kadına baktım, bir de günlerdir basında okuduğumuz, tüm akrabalarını özel kalem müdürü yaparak devleti zarara uğratan, yetmemiş fonlardan haksız kazançlarla gariban vatandaşı mağdur edip kendisini zenginleştiren makamlara dek yükselmiş diğer kadını düşündüm.
Adaletin terazisi nasıl da kaybetmişti dengesini elif olamayanlar yüzünden…
Elimizde Kuran tutarak oy topladıysak eğer elif gibi dimdik olmalıydık. Neyse ki yanlışın yanlış olduğunu ve Cumhurbaşkanımıza “hata yapan bizden de olsa neşteri vur” diyen partili arkadaşları konuşmaya, rahatsızlıklarını dile getirmeye başladı.
Yanlış yapan bizdense susalım, mantığı tüm siyasi partileri bir kangren gibi sarmış durumda.
Gözümüzün önünde devletimizi zarara uğratanları, devlet malını kendi çıkarı için kullananları, bizden deyip savunmaya geçiyor taraftarları. Tüm partilerde bu durum maalesef aynı!
Oysa ki bizden dahi olsa ne zaman ki yanlışa dur diyeceğiz, işte o zaman ülkece milletçe kazanacağız.
Mağdurken ELİF gibi dik durabilmek değil mesele, mesele güçlüyken de Elif olabilmekte idi…












