• İletişim: info@guncelkadin.com.tr
Güncel Kadın
Advertisement
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj
No Result
View All Result
Güncel Kadın
No Result
View All Result

Duygu Şengül: Nehrin doğası: Akışta kendini var etmek

Duygu Şengül by Duygu Şengül
5 Ekim 2026
in Yazarlar
0
Duygu Şengül: Nehrin doğası: Akışta kendini var etmek
0
SHARES
7
VIEWS
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp PaylaşLinkedin'de PaylaşPaylaşPaylaş

İnsanın varoluşu, durduğu yerde biçim almaz, durağan değildir. Zamanın ve insan deneyimlerinin içinde durmaksızın yatak değiştiren, debisi farklılaşan bir nehirdir.

İnsanın kendi hakikatine giden yolu tek bir durağa sabitleme arzusu, bir yanılsamadan başka bir şey değildir. Çelişkilerimiz; kendimize dahi yabancılaştığımız anlık tepkilerimiz ve yaşadıklarımızdan süzülen beklentilerle kırıklıklar, benliğin eksilip yeniden tamamlandığı o büyük dönüşümün izleridir.

Değişimin kaçınılmazlığı ve benliğin sabit bir tanıma sığmayacak dinamik yapısı, insanı zihinsel ve ruhsal düzeyde bitimsiz bir arayışa sürükler. Bu arayış, zamanın akışıyla ve içinde yaşadığımız çağın ruhuyla kurduğumuz ilişki üzerinden de şekillenir. Zaman yalnızca koparılan takvim yaprakları veya ilerleyen yelkovan değildir; insanın iç dünyasına sızan, algılarını değiştiren ve her uğrakta kendimize bakışımızı dönüştüren bir akıştır. Zamanın ruhunu kavramak, devinimin getirdiği her yeniliğe uyum sağlamak değil; çağın ve anın üzerimizde yarattığı dönüşüm baskısını, kendimizi genişletebileceğimiz bir imkân olarak görebilmektir.

Sürekli değişen bir dünyada sabit bir benlikte ısrar etmek, akıntıya karşı kürek çekmenin de ötesinde, suyun doğasını reddetmektir.

Felsefe tarihi boyunca insanın oluş, zaman ve değişim karşısındaki konumunu anlamlandırma çabası, benliğin tamamlanmış ve değişmez bir yapı olmadığı fikrine farklı kapılardan ulaşmıştır. Bu düşünceyi farklı yönleriyle ele alan bazı filozoflara bakmak, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin neden sürekli yeniden kurulmak zorunda olduğunu da gösterir:

Søren Kierkegaard, Ölümcül Hastalık‘ta insanı sonlu ile sonsuz, geçici ile ebedî, özgürlük ile zorunluluk arasındaki ilişkiden oluşan bir sentez olarak ele alır. Ancak Kierkegaard için insanın bu bileşimi tek başına yeterli değildir; benlik, bu ilişkinin kendisiyle ilişki kurmasıyla ortaya çıkar. Böylece insanın varoluşu, tamamlanmış bir yapıdan çok, kendisiyle sürekli ilişki hâlinde olan bir oluş olarak belirir.

Friedrich Nietzsche‘de insanın oluşu, kendini aşma düşüncesiyle birlikte belirginleşir. Böyle Buyurdu Zerdüşt‘te insanın aşılması gereken bir varlık olduğunu söyler; Şen Bilim‘de ise “olduğun kişi ol” çağrısıyla insanın kendisini hazır ve tamamlanmış bir kimlik olarak bulmasından çok, kendi oluşuna katılması fikrini öne çıkarır. Bu açıdan insan, ulaşıp yerleşeceği son bir kimlikten çok, kendi üzerine yeniden çalışmak zorunda olan bir varlıktır.

Michel de Montaigne, Denemeler‘inde insanı sabit bir görüntü içinde tutmaya çalışmak yerine, değişen hâlleriyle ele alır. “Of Repentance” bölümünde kendisini anlatırken “varlığı değil, geçip gidişi” resmettiğini söyler; insanın düşüncelerinin ve hâllerinin günden güne, hatta andan ana değişebileceğini kabul eder. Dün verdiğimiz bir hükmün bugün bize yabancı gelmesi, yalnızca bir tutarsızlık değil; deneyimin insanı dönüştüren doğasının da bir göstergesi olabilir.

Martin Heidegger için insanın varoluşu zamandan bağımsız düşünülemez. Varlık ve Zaman‘da Dasein’ın zamansallığı, onun geçmişi taşıması, şimdide eylemesi ve geleceğe doğru kendi imkânlarına açılmasıyla birlikte düşünülür. İnsan yalnızca olmuş olanın taşıyıcısı değildir; henüz gerçekleşmemiş olanaklara doğru kendisini de kurar. Bu nedenle varoluş, bitmiş bir kimliğin korunmasından çok, imkânlar içinde sürdürülür.

Bu düşünceler aynı şeyi söylemez. Fakat farklı yollarla aynı önemli soruya yaklaşırlar: İnsan, kendisini nasıl olur da tamamlanmış ve değişmez bir varlık olarak görebilir?

Geleceğe açık olmak, değişimin kaçınılmazlığını varoluşun merkezine koymaktır. Zamanın ruhuyla temas etmek, nehrin akış hızına kapılmak değil; suyun taşıdığı değişimin içinde kendi yönünü arayabilmektir.

Çoğu zaman insan, geçmişin imgelerine tutunarak bugünün gerçekliğinden kaçma eğilimi gösterir. Oysa zamanın sunduğu en temel hakikat, hiçbir ânın bir öncekini aynen tekrar etmeyeceğidir. Beklentilerin karşılıksız kalması, geçmişte doğru bulduğumuz bir kararın bugün bize yabancı gelmesi ya da hiç beklemediğimiz davranışlar sergilememiz; ruhun zamanla kurduğu temas içinde yeniden biçimlenmesinin sonuçlarıdır.

Aramak, nihai ve değişmez bir sonuca ulaşmak için değil; yolda olmanın, dönüşmenin ve zamana tanıklık etmenin doğasını kabullenmek içindir. İnsan, kendinin hem fırçası hem boyası hem de tuvalin kendisidir. “Ben kimim?” sorusu, cevabı verilip rafa kaldırılacak kilitli bir dosya değil; her yeni tecrübede, her kırılmada ve zamana bırakılan her izde yeniden yazılan canlı bir metindir.

Değişimi bir savrulma veya kayıp değil; varlığın asıl zemini ve zamanla kurulan en güçlü bağ olarak kabullendiğimizde, içsel huzursuzluk yerini başka bir kavrayışa bırakır. Kendini bilmek; kendine dair katı, sarsılmaz ve değişmez tanımlar üretmek değil, zamanla birlikte kabuk değiştiren benliğin her evresine şahitlik edebilmektir.

İnsan, nehrin kıyısında durup suyu endişeyle izleyen bir seyirci değildir. O nehrin, o zamanın ve o değişimin içindedir. Kendi hakikatini arama serüveni, sonunda varılıp durulacak bir liman değil; Herakleitos’un işaret ettiği o kesintisiz akışın içinde sürdürülen bir yolculuktur. “Ben kimim?” sorusunun tek ve son bir yanıta kavuşmaması bir çaresizlik değil; benliğin tek bir tanıma, tek bir durağa hapsedilemeyecek kadar canlı olduğunun göstergesidir.

İnsan, dünün yanıtlarına tutunarak suyun doğasını reddetmek yerine, zihninin ve ruhunun her uğrakta yeniden biçimlenişine tanıklık edebilir. Varoluş; geçmişin birikimiyle şimdide eyleyen ve geleceğe doğru kendini sürekli yeniden kuran canlı bir organizma gibidir. İnsan, akan suyun karşısında duran değil; geçen zamanın, değişen benliğin ve kendi hakikatini arama çabasının içinde akandır. Arayışın asıl gayesi tamamlanmak değil, bu akışın içinde kendine yabancılaşmadan var olabilmektir.

 

Önceki Yazı

Loft Art’ın 5. Yılına özel “Arşiv” Sergisi kapılarını açtı

Sonraki Yazı

Günsu Saraçoğlu: Bazı vedalar zamana sığmaz…Betül Ketenci’ye ithafen…

Duygu Şengül

Duygu Şengül

Sonraki Yazı
Günsu Saraçoğlu: Bazı vedalar zamana sığmaz…Betül Ketenci’ye ithafen…

Günsu Saraçoğlu: Bazı vedalar zamana sığmaz…Betül Ketenci’ye ithafen…

Plugin Install : Widget Tab Post needs JNews - View Counter to be installed
  • Popüler
  • Yorum
  • En Son
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

21 Kasım 2024
İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

İstanbul’u Kanatları Altına Alan Ressam İrem Çamlıca : “İstanbul Yeri Göğü Altın Şehir”

4 Eylül 2024
Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 28 Temmuz-3 Ağustos Gökyüzü Gündemi

Astroloji Yolculuğu: Gökyüzünden Haberler 2024’de Burçları Neler Bekliyor?

27 Temmuz 2025
Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

Sizi Daha Genç Gösterecek Saç Renkleri

22 Ocak 2024
Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

Semra Kosovalı: Seçim sonucu ve gelecek

0
Duygu Şengül: Türkiye’de kadının var olma sorunu

Duygu Şengül : Duygu’sal Aforizmalar

0
Ayşe Demir: DO-ra-to

Ayşe Demir: DO-ra-to

0
Buket Keskinol: Toprak Ana Gaia

Buket Keskinol : İskenderunlu olmak

0
Semah Tuğsel: Sanatta ve hayatta “Disiplinler Arası” kavramı

Semah Tuğsel: Sanatta ve hayatta “Disiplinler Arası” kavramı

6 Ekim 2026
Günsu Saraçoğlu: Bazı vedalar zamana sığmaz…Betül Ketenci’ye ithafen…

Günsu Saraçoğlu: Bazı vedalar zamana sığmaz…Betül Ketenci’ye ithafen…

6 Ekim 2026
Duygu Şengül: Nehrin doğası: Akışta kendini var etmek

Duygu Şengül: Nehrin doğası: Akışta kendini var etmek

5 Ekim 2026
Loft Art’ın 5. Yılına özel “Arşiv” Sergisi kapılarını açtı

Loft Art’ın 5. Yılına özel “Arşiv” Sergisi kapılarını açtı

5 Ekim 2026

Son Yazılar

Semah Tuğsel: Sanatta ve hayatta “Disiplinler Arası” kavramı

Semah Tuğsel: Sanatta ve hayatta “Disiplinler Arası” kavramı

6 Ekim 2026
Günsu Saraçoğlu: Bazı vedalar zamana sığmaz…Betül Ketenci’ye ithafen…

Günsu Saraçoğlu: Bazı vedalar zamana sığmaz…Betül Ketenci’ye ithafen…

6 Ekim 2026
Duygu Şengül: Nehrin doğası: Akışta kendini var etmek

Duygu Şengül: Nehrin doğası: Akışta kendini var etmek

5 Ekim 2026
Loft Art’ın 5. Yılına özel “Arşiv” Sergisi kapılarını açtı

Loft Art’ın 5. Yılına özel “Arşiv” Sergisi kapılarını açtı

5 Ekim 2026
Güncel Kadın

Güncel Kadın

Sosyal Medya

Kategoriler

  • Anasayfa
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel Haberler
  • Güncel Sağlık
  • Güzellik
  • İş Dünyası
  • Magazin
  • Moda
  • Röportaj
  • Sağlık
  • Sanat
  • Yaşam
  • Yazarlar

Son Haberler

Semah Tuğsel: Sanatta ve hayatta “Disiplinler Arası” kavramı

Semah Tuğsel: Sanatta ve hayatta “Disiplinler Arası” kavramı

6 Ekim 2026
Günsu Saraçoğlu: Bazı vedalar zamana sığmaz…Betül Ketenci’ye ithafen…

Günsu Saraçoğlu: Bazı vedalar zamana sığmaz…Betül Ketenci’ye ithafen…

6 Ekim 2026
  • İletişim: info@guncelkadin.com.tr

© 2023 Güncel Kadın.

No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Güncel Haberler
  • İş Dünyası
  • Ekonomi
  • Moda
  • Güzellik
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Sanat
  • Röportaj

© 2023 Güncel Kadın.