Keşmekeşin içinde ilmeklenen o gizli bağ,
Hayatın ta kendisi.
Hayat bu,
er ya da geç tahsil eder kendi bedelini.
Gözden kaçan o küçük tercih,
bir kader çizgisi gibi keser yarınımızı.
İnsanın en çetin mahkemesi kendi ıssızlığı,
orada ne bir tanık aklayabilir ruhu,
ne de sahte bir teselli örtebilir gerçeği.
Kimi bembeyaz bir huzur büyütür o tenhalıkta,
Kimi kendi yüreğinin dar zindanında çeker cezasını.
Hiçbir söz, hiçbir niyet, evrenin o sonsuz, o kara odasında,
kaybolup gitmez, birikir, birikir…
Oysa lekesiz bir beyazlıkla ayak basarız hayata;
karanlık, kendi ellerimizle kirletmektir o temiz kumaşı.
Hiçbir ah karşılıksız kalmaz bu yankılı odada;
zaman, suskun düğümleri çözerken sabırlıdır.
Kendi ektiğin tohumun meyvesini toplarken anlarsın gerçeğini.
Kaçtığını sandığın o geçmiş,
geleceğini ilmek ilmek ören ipin ta kendisidir.













