Eylül geldi, yine bir şiir yazdıracak kendine.
Yazmasam şairliğimden utanacağım.
Sihirli bir dokunuşu var
Eylül’ün.
Esen serin bir rüzgâr içimi okşayan,
denizin en güzel zamanı.
Kıpır kıpır bir çocuk gibi
giriyor hayatıma.
Arada kalmışlığın
en güzel hâli Eylül.
Yaz bitti diye
hüzünlenmiyorum.
Yazın telaşlı hengâmesi geride kalmış,
sokaklar bana kalmış.
Ege’nin bir sahil kasabasında
Eylülü dinliyorum.
Deniz başka güzel şimdi.
İnsanın ruhunu serinletiyor.
Doğanın renkleri
sanki daha canlı.
Her gün uyanmak istemediğin
bir rüya gibi.
Tatilin son demleri…
İnsan daha çok biliyor
Eylülün kadrini.
Hiç bitmesini istemediğim
bir hüzzam şarkı eylül.
Nakaratı dilime dolanan.
Yıldızlar kayıyor gökyüzünden,
ben dilek tutuyorum.
Çocukça bir dilek belki.
Eylül hiç bitmesin.
Ve insan
tam da bitecek diye bu rüya,
biraz daha kıymetle bakıyor denize,
biraz daha uzun dinliyor geceyi,
biraz daha içine çekiyor
o serin rüzgârı.
Eylül geldi.
Ben yine o hüzzam şarkının bitmesini istemiyorum.
Pikaptaki cızırtılı ses
“Dün gece mehtaba dalıp seni andım” diyor.
Yıldızlar kayıyor,
Eylül’ün gökyüzünde.
Ben dileğimi biliyorum.
Eylül hiç bitmesin istiyorum.













