Yaz aylarının gelmesiyle birlikte milyonlarca aile için okul araştırma dönemi başladı. Veliler, çocukları için en iyi eğitimi sunacak kurumu bulabilmek adına yoğun bir arayış içine girerken, okul seçiminde yapılan en büyük hata “en iyi okul” kavramına odaklanmak. Çocuğun akademik başarısı kadar ruh sağlığının da korunması gerektiğini vurgulayan Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden, okul seçiminde dikkat edilmesi gereken kritik kriterleri açıkladı.
Türkiye’de eğitim sisteminin LGS ve YKS gibi merkezi sınavlarla şekillendiğini belirten Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden, okul tercihinde yalnızca akademik başarı tablolarına bakmanın çocukların gelişim süreçlerinde önemli riskler yaratabileceğine dikkat çekti.
Çocuk İçin Geçerli Tek Bir Başarı Formülü Olduğunu Sanmak Büyük Yanılgı
Velilerin önemli bir bölümünün okul seçimini kurumların reklamları, sosyal medya görünürlüğü veya sınav dereceleri üzerinden yaptığını belirten Dr. Elgiz Henden, çocukların birbirinden tamamen farklı gelişimsel özelliklere sahip olduğunu vurgulayarak, “Bir okulun bazı öğrenciler için mükemmel sonuçlar üretmesi, her çocuk için doğru tercih olduğu anlamına gelmez. Eğitimde asıl başarı, çocuğun potansiyelini ortaya çıkaran ve onu kendi yolculuğunda destekleyen sistemi bulabilmektir.” dedi.
Sınav Başarısı Uğruna Çocukluğun Kaybedilmesine İzin Vermeyin
Türkiye’de sınav baskısının giderek daha erken yaşlara indiğini belirten Henden, özellikle ilkokul döneminde yoğun test programlarının çocukların öğrenme motivasyonuna zarar verebildiğini ifade etti. İlkokul yıllarının akademik yarıştan çok güvenli bağlanma, merak geliştirme ve öğrenmeyi sevme dönemi olduğunu belirten Henden, bu yaş grubunda öğretmen niteliğinin okulun fiziki imkanlarından çok daha belirleyici olduğunu söyleyerek, “Araştırmalar öğretmen-öğrenci arasında kurulan güven ilişkisinin uzun vadeli akademik başarı üzerinde güçlü etkileri olduğunu ortaya çıkardı. Çocuk önce öğretmenine güvenir, sonra öğrenmeye başlar.
Velilerin Gözden Kaçırdığı Kritik Detay: Öğretmen Sirkülasyonu
Bir okulun kalitesini anlamanın en önemli yollarından biri, öğretmen kadrosunun istikrarına bakmak. Sık sık değişen eğitim kadroları öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bir okulun binası, teknolojisi veya reklam gücü etkileyici olabilir. Ancak sürekli değişen öğretmen kadrolarıyla güçlü bir eğitim kültürü oluşturmak mümkün değildir. Çocukların güven duygusu ve aidiyet hissi süreklilikle gelişir.” şeklinde konuştu.
LGS Sürecinde Çocuklar Test Makinesine Dönüştürülmemeli
Ortaokul döneminin hem ergenliğe geçiş hem de LGS hazırlık süreci nedeniyle kritik bir eşik olduğuna dikkat çeken Henden, sınav başarısını merkeze alırken öğrencinin sosyal ve duygusal gelişiminin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Başarılı okulların öğrencileri sadece sınava hazırlamadığını, aynı zamanda sanat, spor, bilim ve sosyal faaliyetlerle desteklediğini söyleyen Henden, özellikle rehberlik servislerinin niteliğinin okul seçiminde mutlaka sorgulanması gerektiğini vurgulayarak, “Akademik başarı yanında psikolojik dayanıklılık da geleceğin en önemli becerileri arasında yer alıyor. Okulun rehberlik yaklaşımının veliler tarafından mutlaka incelenmesi gerekiyor. Deneme sınavı sonuçlarına göre öğrencileri etiketleyen, başarıyı yalnızca puanlarla ölçen sistemler çocuklarda kalıcı özgüven problemleri yaratabiliyor. İyi bir okul, sınav hazırlığını psikolojik destekle birlikte yürütür.” dedi.
YKS Döneminde Ezber Değil, Analitik Düşünme Kazandıran Okullar Öne Çıkıyor
Lise döneminin üniversiteye hazırlığın yanı sıra kariyer yöneliminin de şekillendiği yıllar olduğunu belirten Henden, günümüz dünyasında yalnızca bilgi yükleyen değil, düşünmeyi öğreten okulların fark yarattığını ifade etti. Yapay zeka, dijital dönüşüm ve hızla değişen iş dünyasının yeni beceriler gerektirdiğini vurgulayan Henden, analitik düşünme, problem çözme ve esneklik gibi yetkinliklerin artık sınav başarısının da temelini oluşturduğunu belirterek, “Bugünün öğrencileri yalnızca üniversite sınavına değil, henüz var olmayan mesleklere hazırlanıyor. Bu nedenle okul seçerken yalnızca bugünü değil, geleceği de düşünmek gerekiyor. Türkiye’nin sınav gerçeğini yok sayamayız. Ancak sınav başarısı uğruna çocuğun özgüvenini, merakını ve ruh sağlığını kaybetmesine de izin veremeyiz. Doğru okul; akademik başarı ile insani gelişim arasında denge kurabilen okuldur. Çünkü çocuklarımızın geleceği, yalnızca hangi okula gittiklerine değil, o okulda nasıl bir birey olarak yetiştiklerine bağlıdır.” diyerek sözlerini bitirdi.













