Bugün tatil 1 mayıs … işçiler çalışıyor memurlar ve işveren tatil.. Ama üzülmeyin işler biraz iş dünyasının dinamikleri itibariyle de değişiyor. Bir zamanlar ayrıcalığın işareti olan boş zaman, yerini tuhaf bir biçimde zaman kıtlığına bıraktı.
Eskinin aristokratı çalışmak zorunda olmadığı için saygı görürken bugünün ‘seçkini’ tam tersine, başını kaşıyacak vakti olmadığıyla övünüyor.
Gözde ABD’li sosyolog Thorstein Veblen 1899’da yazdığı Aylak Sınıfın
Teorisi’nde üst sınıfın statüsünü ‘çalışmak zorunda olmamak’ üzerinden kurduğunu anlatıyordu. Bugün ise bu denklem tersine döndü.
Yeni seçkinler, en çok çalışanlar, en yoğun olanlar, en uykusuz olanlar…
Çünkü bilgi ekonomisinde meşguliyet
bir insan sermayesi göstergesine dönüştü. Çok meşgul olmak “Bana ihtiyaç var. Ben vazgeçilmezim. Ben değerliyim” algısına yol açtı.
Boş zaman artık özgürlük değil; şüphe uyandıran bir boşluk.
Karl Marx’ın tarif ettiği emek sömürüsü ortadan kalkmış değil; yalnızca biçim değiştirmiş durumda. Eskiden işçinin ürettiği artı-değere el konulurdu. Artık bireyin yalnızca emeğine değil, zamanına, dikkatine ve nihayetinde kimliğine el konuluyor.
Üstelik bu kez zorla da değil, gönüllü bir adanmışlık söylemiyle.
Artık çalışanlar karşılığını alamadığı emeği, bir statü göstergesi olarak sergiliyor, yorgunluğu, tükenmişliği bir rozet gibi taşıyor.
Güney Koreli düşünür/yazar
Byung-Chul Han’in Yorgunluk
Toplumu’nda anlattığı gibi, birey artık kendi kendisinin hem patronu hem de kölesi.
Sosyal medyada bir anda viral olan 2018 tarihli bir video bu tabloyu neredeyse ibretlik bir açıklıkla ortaya koyuyor. Son günlerde viral olan bir bividen oda bir yönetici, işe alım kriterlerini anlatırken şirketi bir ‘ütopya’ olarak tanımlıyor.
Ardından da şu cümleyi kuruyor:
“Sağlık sigortası ve primler için gelmeyin”
Ütopya neydi: kusursuz, ideal, adil ama gerçekte var olmayan düzendi.
Ütopya, 18 saat çalışılan ve temel hakların küçümsendiği bir yer olamaz.
Gerçek ütopya, insanın hem üretimiyle hem de varlığıyla değer gördüğü bir düzen olmalı: Boş zamanın yeniden bir hak olarak tanındığı, çalışmanın hayatı tüketmediği bir düzen












