Şiddetin kişilik sorunu gibi görülmesiyle ve tanımı yapılırken, nedenleri araştırılırken çocukluk yıllarımıza dönüyor uzmanlar.
Sorunun çocukluk yıllarımızda, kırılgan incinebilir oluşumuzun en kolay ve en çok olduğu, savunmasız bulunduğumuz, kendimizi tam teslimiyetle büyüklerimizin hoşgörüsüne, insafına bıraktığımız yıllarda arıyorlar.
Sevgiye en çok ihtiyaç duyduğumuz büyümek gelişmek birey olmak için tek kaynağımızın ailemiz olduğu, babamızı dünyanın en cesur, en bilgili, yani en.. lerle dolu olduğunu, annemizin de babamızdan farklı olmadığını düşündüğümüz yıllar da aranıyor bu günümüzün aydınlığı yada karanlığı.
Çocukluk yılları çok çabuk geçiyor geride kalışı göz açıp kapamak kadar hızlı. Ama etkisi bir ömür boyu..
Şiddete maruz kaldığımız da , şiddet uyguladığımızda hep çaresiz hep yenik durumdayız.
Bütün şiddet mağdurları aynı noktada birleşiyor, aynı çığlıkla sesleniyor. ‘ Bana şiddet uygulayamazsın. Buna hakkın yok.’
Tam burada biz kadınlar, şiddete dur derken, çocuklarımıza terbiye adıyla öğrettiğimiz şiddetin farkında olmamız gerekiyor..
Evet çocuğuna şiddet uygulamaya ona şiddeti öğretmeye hakkın yok. Nesilleri böyle bozmaya kimsenin hakkı yok.
Sözlü şiddet seven, şiddete dönüşebilecek aç gözlü, hırslı, kendinden başkasını düşünmeyen, sempati, empati geliştiremeyen, her şeye her zaman sadece kendisinin haklı olduğunu düşünen, kolay elde etme sevdasıyla büyüyen çocukları bizler yetiştiriyoruz.
Sonra bu çocuklarla, eş olarak, damat olarak komşu olarak, iş arkadaşı olarak karşılaşıyoruz. Bu karşılaşmada iş işten geçmiş oluyor, biz kadınlara mağdur rolü düşüyor.
Amacım yada yazımın amacı sorunu biz kadınlara yüklemek asla değil. Erkeklerin gizli birikmiş kinleri hırsları, yanlış eğitimleri yüzünden öfkeleri yerli yersiz, bize yada çocuklara yöneliyor. Kendi yaşıtı bir erkekle uzlaşabiliyor ama gücünü hissetmek için evde kolayca karısını çocuğunu hırpalıyor.
Böyle çocukların yetişmemesi için annelere büyük sorumluluk ve sabır görevi düşüyor. O çocuğun sevilen, sayılan mutlu bir birey olması için, hatta böyle büyümüş bireyin elinde can vermemek için sevgi ve sabır, itina hoşgörü ve dikkat gerekiyor.
Bu sevgi ve sabır zaten yavrusunu 9 ay karnında taşıyan, kanıyla canıyla besleyen annede var, hem de fazlasıyla. Kendimize inanmak kararlı olmak gerekli belki de.
İnsandan doğar çocuk, erkek de kız da insandan doğar. ANADAN KADINDAN…….
Sevgi ve saygılarımla













