İlayda Babacan Art Projects (IBAP) imzasıyla hayata geçirilen “İçimizde Büyüyen Orman” başlıklı grup sergisi, 13 Şubat – 15 Mart tarihleri arasında Pera’da bulunan Casa Foscolo Hotel’de gerçekleşiyor. Sergide Atilla Galip Pınar, Caner Şengünalp ve Damla Özdemir’in eserleri sanatseverlerle buluşuyor.
Küratörlüğünü İlayda Babacan’ın üstlendiği “İçimizde Büyüyen Orman”, IBAP tarafından gerçekleştirilen ikinci sergi olma özelliğini taşıyor. Bu proje, çağdaş sanata odaklanan küratoryal vizyonun sürdürüldüğü yeni dönemin önemli bir adımını oluşturuyor.
Neo-klasik mimariye sahip bir kültür mirası olan Casa Foscolo Hotel, tarihi dokusunu koruyarak yerli ve yabancı sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapıyor. Sanata verdiği değerle ön planda olan Casa Foscolo Hotel, “İçimizde Büyüyen Orman” sergisini izleyicilerle buluştururken aynı zamanda sergiye güçlü bir mekânsal bağlam da sunuyor.
Serginin sanatçılarından Atilla Galip Pınar’ın resimleri, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi varoluşsal bir düzlemde ele alıyor. Renk, form ve içerik üzerinden kurulan bu bağ, doğayı dışsal bir manzara olmaktan çıkarıp insanın içsel dünyasının bir yansımasına dönüştürüyor. Sanatçının üretimleri, serginin başlığındaki “içimizde” vurgusunu güçlü bir biçimde destekliyor.
Caner Şengünalp’in heykelleri, kutsalın artık gökten inmediği; parçalanarak bedenlere ve yeryüzüne dağıldığı bir anlatımı merkezine alıyor. Hayvan figürleri ve akışkan formlar aracılığıyla sanatçı, kutsalın günümüzde nasıl bir temsil krizine sürüklendiğini sorguluyor. İkonların çözülmesi, şeffaflaşması ve erimesi, kutsalın estetik bir kabuğa indirgenerek işlevsizleştirilmesini eleştirel bir bakışla ortaya koyuyor. Bu üretimler, sergideki “orman” metaforunun derin, karanlık ve çok katmanlı köklerini oluşturuyor.
Damla Özdemir’in üç boyutlu kolajları ise itaat ve itaatsizlik kavramlarını doğanın döngüleriyle birlikte düşünmeye davet ediyor. İlkbaharı çağrıştıran taze yapraklar ile sonbaharın solgun tonları, yaşamın iki zıt ama birbirine bağımlı hâlini temsil ediyor. Metal tel ve kolaj tekniğiyle beden ile doğa arasındaki görünmez bağları görünür kılan sanatçı, dönüşümün kaçınılmazlığını şiirsel bir dille ortaya koyuyor. Bu üretimler, ormanın mevsimsel değişimini, “büyümeyi” ve çözülmeyi aynı anda barındırıyor.
“İçimizde Büyüyen Orman”, kutsalın, doğanın ve bedenin birbirine karıştığı bir alan açıyor. Orman burada yalnızca bir doğa imgesi değil; insanın içinde kök salan, zamanla büyüyen, dallanan ve dönüşen bir varoluş metaforu olarak karşımıza çıkıyor. Sergi, izleyiciyi şu sorular etrafında düşünmeye davet ediyor:
İçimizde filizlenen bu orman, bizi kendimize yaklaştıran bir hafıza alanı mı, yoksa görmezden gelmeyi seçtiğimiz katmanları mı açığa çıkarıyor?
Kök salan bu içsel doğa, bir sığınak mı, yoksa kaçamadığımız bir yüzleşme alanı mı?












