Tarım kadın demektir

25 Ağustos 2018 Cumartesi 08:00
12
14
16
18

İnsanlık tarihini değiştiren, dünyanın ilk tapınağı ve tarımın ilk yapıldığı yer olarak bilinen Göbeklitepe’de karşımıza çıkıyor kadın. Kadının adı var, kadının eli var, kadının emeği var; tarımda ve tarihte…

Toplumun Ar-Ge merkezidir kadınlar. Bilgi bankalarıdır nesilden nesile aktarılan. Kocakarıdır o; kocamış kadın, yani bilge olan.

Bitkisel üretimde tohumdan sofraya her aşamada var olan kadın eli, hayvansal üretimde ise adeta birer Ar-Ge merkezi olan annelerimizin mutfaklarında, gastronomiye kattıklarıyla karşımıza çıkıyor.

Cumhuriyetin kurtarıcıları ve kurucularıdır ninelerimiz. Bizler de onların torunları olarak, bu ülkenin geleceği için çalışmaya devam edeceğiz.

Tarım kadın demektir. Kadın olmazsa tarım olmaz, üretim yapılamaz. Günümüzde tarımın var olduğu her yerde karşımıza çıkıyor bu durum. Tarlada gün ışımadan başlıyor kadınlarımız çalışmaya. İlginç olan şu ki; 21. Yüzyılda tarımsal üretimin ayrılmaz parçası olan kadın; geçmişe bakıldığında, tarihte tarımı keşfeden aslında.

 İnsanlık tarihinin yeniden yazılmasını sağlayan, ülkemiz sınırları içerisinde Şanlıurfa’da yer alan dünyanın ilk tapınağı ve ilk defa tarımın yapıldığı yer olarak tespit edilen Göbeklitepe’de, kadını görüyoruz. M.Ö 12000 yılında kadın evini bekliyor, kadın tarım yapıyor, buğdayı ekmeğe dönüştürerek doyuruyor ailesini.  Tarımın bulunuşunun tasvirinin yapıldığı Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde de hep kadın çıkıyor karşımıza. O dönemlerde de şimdiki gibi çok iyi bir gözlemci olan kadın, her yıl buğdayın hangi bölgede çıktığını belirlemiş ve ailesi için yerleşim yeri olarak orayı benimsemiş. Benzer bölgelere tohumu, tarımı taşımış ve geliştirmiş. Tohum o kadar önemlidir ki toplumlar için, kadınlar en kıymetli yerde saklarlar tohumları; çeyiz sandıklarında... Anadan kıza, nesilden nesile kadınlar taşır bilgiyi, bereketi. Ekmeği ilk bulan da kadın, ilk defa yapan da. Tarımın sürekliliğini başlatarak, insanoğlunun göçebelikten yerleşik hayata geçmesini sağlayan da… Bitkilerle o kadar iç içedir, o kadar iyi tanır ki kadın, sağaltıcıdır. Hastalıkları iyileştirir, şifa olur aile bireylerine…

İşte böylesine önemlidir kadınlar, toplumlar için…

Toplumsal bellektir adeta kadın. Bir toplumun tüm adetlerini, geleneklerini, kültürünü taşır DNA’sında. Toplumların bilgi bankalarıdır. Sadece tohumu saklamakla kalmazlar, nasıl ekilip biçileceğini, nasıl yetiştirileceğini, hasadını ve hatta sofraya nasıl gelirse lezzetli ve besleyici olacağını da bilirler.

Aynı zamanda Ar-Ge(Araştırma ve Geliştirme) uzmanıdır kadınlar. Hep yeni lezzetler yaratırlar, geçmişten gelen bilgileriyle. Tarımın nasıl yapıldığının yanı sıra, doğadan nelerin toplanacağı ve nasıl kullanılacağı bilgisine, deneyerek ulaşmıştır. Kocakarıdır o; kocamış kadın, yani bilge olan. Tarih boyunca insanoğlunun yaşamına dokunmuştur bilgisi ve tecrübesiyle.

“Kadın ve tarım,” tarih boyunca nasıl ayrılmadıysa, günümüzde de halen yoğun bir ilişki içerisinde. Ancak özellikle kırsal kesimde, hane halkının geçimlik işlerinde kadınların harcadığı emek yoğun çalışmalar göz ardı edilmekte. Aslında bir işçinin çalıştığından daha fazla mesai ve emek harcasa da, aile içinde ve toplumda bu durum görmezden gelinmekte. Kadınlar sabahtan öğlene tarlada, günün kalan kısmında ise evde çalışıyor. Arı gibi, hiç durmamacasına…  Yorulmaz hiç, çünkü hakkı yoktur yorulmaya… Sigortasız, çoğu zaman karın tokluğuna, ucuz iş gücüdür kadın.

Kadın sadece tarlada, bitkisel üretimde çalışmaz. Hayvancılıkta da payı, çok büyüktür. Hayvanların her şeyinden sorumlu olan kişidir. Hayvansal üretimin devamlığını sağlayan en önemli rol, kadındadır. Sabahın erken saatlerinde gün doğmadan hayvanları sağar, çocuklar sütlerini içip okula gitsinler diye… Hayvanların bakımından sağımına, doğumundan ıslahına kadar, her şeyi ile ilgilenir kadın. Evin hayvanı, onun oğlu kızıdır, öylesine bağlanır hayvanına. Elde ettiği eti ve sütü nasıl değerlendireceğini de, evin kadını bilir. Günümüzde peynir ustalarının çoğu erkek olsa da, insanoğlu tarih boyunca bilge kadınların ellerinden yemiştir lezzetli peynirleri.  Aslında en iyi ustalardır kadınlarımız. Kesilmiş sütten bile yarar sağlarlar. Kadınlarımızın mutfakları birer araştırma geliştirme(Ar-Ge) merkezleridir adeta. Lezzetlendirmek için yemeği; ot koyar, tereyağı karıştırır, koyun sütünü inek sütüne katar. Hem tüm yiyecekleri değerlendirir, hem de yeni tatlar yaratır. Tüm kadınlar kendi başlarına birer gastronomi uzmanıdır aslında.

Ülkemizde farklı sektörler incelendiğinde, çalışan kadın nüfusunun erkek nüfusa neredeyse eşit olduğu tek sektörün tarım olduğu görülmektedir. Tarımda çalışan kişilerin %48’i kadın, %52’ si ise erkektir.  Bu orana en yakın sektör hizmet sektörüdür ki; hizmet sektöründe yer alan kadın çalışan oranı sadece % 28’dir.  Toplumun beslenmesinde, gıda güvencesinde, ailelere ekonomik katkı sağlanmasında, ev içi ve ev dışı rolleri yerine getirerek sosyo-kültürel koşulların iyileşmesinde fonksiyon sahibidir. Böylesine önemli görevleri üstlenen kadınların yaşamında ne yazık ki; kayıt dışılık, sosyal güvenlik uygulamalarından yoksun olma, yoksullukla baş başa kalma, girişimci olamama, tarımda ağır koşullarda emek yoğun işlerde çalışma gibi bir çok handikap mevcut.

Tarım sektöründe çalışan kadın işçilerin, neredeyse %80’i ücretsiz aile işçisi olarak değerlendirilmekte. Bu durum, özellikle kadınlar hakkında ailelerde ve toplumda genel kanı olan, ucuz işgücü anlayışından kaynaklanmaktadır. Oysaki en ağır işçiliğin başında gelir, kırsaldaki kadın emeği. Kadınlarımızın en çok önem verdikleri konu değildir işin ağırlığı, zorluğu. Tarım kendi işidir kadının, ailesinin işidir.  Yapılacaktır bir şekilde ancak, gelecek kaygısı taşımaktadır birçoğu.  Emekli olmaktır hayali, yarın başına bir olay geldiğinde veya hastaneye gittiğinde sosyal güvencesi olsun ister kadın. Tarım sektöründe çalışan kadınların sosyal güvencesiyle ilgili olarak; Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin girişimleriyle kazanımlar sağlanmıştır, ancak bu konuya toplumda daha çok dikkat çekilmelidir. Kazanılan hakların daha iyi anlatılması, kırsaldaki sosyal güvenlik sorunlarıyla daha çok ilgilenilmesi ve yerinde tespit edilerek çözümler getirilmesi gerekmektedir. Biz de, 1500 ortaklı KÖY-KOOP Genel Merkezi olarak, bu sorunların tespitinde ve çözümünde bir paydaş sıfatıyla, elimizden geleni yapmaya hazırız.

Benim kurucu ortağı olduğum S.S. Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi 7 kişi ile, 7 bilge kadın ile kurulmuştur. Bu kooperatif, olayın sadece mandalina yetiştirmek ve toplamak olmadığını anlayan, bilge kadınlardan oluşmaktadır. Emeklerinin karşılıklarını alamadıklarını düşünen, her bir alın teri damlası elmastan değerli kadınlar, ortaklarımız. Kooperatifimiz sesini tüm Türkiye’ye duyurdu. Ülkemiz de bizlere ses verdi, saygı duydu ve destek oldu. Kooperatif Merkez Birliğimiz ’in tüm ortakları, sektöre ve insanlara örnek olalım diye bize görev verdiler. Hepsi sağ olsun.  Tüm ortaklarımıza ve tüm kadınlarımıza teşekkür ediyoruz. Biz de, ülkemiz ekonomisinde kooperatiflerin daha aktif rolü olmasını ve bünyelerinde kadınların daha fazla görev almasını istiyoruz. Dün bu amaç için çalışıyorduk; bugün ve gelecekte de bu amaç uğruna daha fazla çalışmaya devam edeceğiz.  Türkiye Cumhuriyeti’ni ninelerimiz kurtardı ve kurdu, bizler de bu ülkenin geleceğine inanan kadınlar olarak çalışmaya devam edeceğiz.

Kadınlar, ailenin ve toplumun temeli. Unutmayalım ki; kadın olmazsa, üretim, üretim olmazsa, tarım olmaz…

 

 

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Uluslararası ‘Şehirler için WRI Ross Ödülü’nün finalistleri arasında Eskişehir de var!
» Kış aylarında bağışıklık sisteminizi güçlü tutmak için ne yediğinize dikkat edin
» Karadeniz’in mistik ağacı Karayemiş belgesele konu oldu
» Randevu İstanbul 21. Yaşını kutladı
» Nlksoft bayiler toplantısı Gaziantep’te yapıldı
» GİLYA’dan stil sahibi hediyeler
» En iyi yılbaşı hediyesi kitaptır: Töz gibi
» Çocuklar ve aileleri içlerindeki ritmi keşfetti
» Burun hakkında 7 şaşırtıcı gerçek
» ‘Türkiye’nin Ödülü’
» Altın Zambak Ödül Töreninde Ayten Elibol ayakta alkışlandı
» H. Hayri İnönü: Önemli olan yüzde 30 kotasının seçimden sonra tutması”
» Yeşilay’dan bağımlılık için başucu kitabı
» İlişkilerin katili: Kıskançlık!
» Genç Yazar Ezgi Kaya, ilk kitabını yayınladı
» Rengigül Ural’ın büyük ilgi gören “Nisan Prens” kitabı, “Prince Avril” ismiyle yabancı okurları bekliyor
» Vakıfbank 3. Kez Dünya Şampiyonu!
» "Onlar sadece ağaç değil, aynı zamanda jandarma"
» Kadıovacık Halkı Taş Ocağına Karşı “Hayır” Dedi
» ‘Pantene Yıldızı Parlayanları’ Ödüllerini aldı
» Periler çok mutlu
» Görsel Dünyada, ‘Kadın Evde, Erkek Her Yerde’
» Aston Martin’in ilk ’suv’u ’DBX’ sahneye çıkmaya hazırlanıyor
» İngiliz efsane Aston Martin’in hikayesi…. Since 1913!
» Kafkas rüzgarı İzmir’de esecek