YAZARLAR Semra Atasoy
12
14
16
18
15/08/2017 10:05
Hayatın sırrını soran ve arayanlardanım

Yazarlar şairler ve ressamlar hayata farklı bir yerden bakarlar çünkü Teta frekans aralığında uzun vakit geçirirler. Günlük hayatın içinde koşturanlar Beta ve Alfa frekansında, uyku ise Delta frekansında geçer. Hepsinin titreşimleri farklıdır.
Yalnızca yazarlar şairler ve ressamlar Teta frekansında uzun kalırlar ve bunu bilinçli olarak değil farkında olmadan o frekans aralığında yaşarlar.
Bu yüzden herkes yazar şair ressam olamaz, ilham denilen olay da bu frekansın özelliğidir ve bu frekansı bilinçli kullandığınızda evrenin dünyanın ve ilahi sistemin birçok sırrına da ulaşırsınız basamak basamak...
NELER Mİ ÖĞRENDİM bu frekans aralığında!! 
Yazsam yer yerinden oynar...
Bu yüzden kitaplarımı okumanızı öneririm. Ulaştığım gerçekleri romanlarımda insan zihninin kabul edeceği kılıf içine sokarak yazıyorum.
ŞU AN YAŞADIĞINIZ HAYAT, GEÇMİŞTE SÖYLEDİKLERİNİZİN VE YAPTIKLARINIZIN YANSIMASIDIR...
Şöyle rahat bir zamanınızda oturun kendinize sorun, kimi yargıladınız, kimi hor gördünüz, kime yardım etmediniz, elinize geçen gücü fırsatı bencilce mi kullandınız yoksa insanlara yardım ederek mi, kendiniz dışında birine faydanız oldu mu?
Yargılandıklarınızı yaşayacaksınız...
Hor gördüklerinizin durumuna düşeceksiniz...
Bilerek yardım etmediğiniz kişilerin yardımına muhtaç kalacaksınız...
Elinize geçen bencilce kullandığınız gücünüz en büyük cezanız olacak...
Kendiniz dışında kimseye fayda sağlamadıysanız kimseden fayda göremeyeceksiniz...
Sistem öyle harika ve ince matematik hesabı yapıyor ki hiç kimsenin ne kralın ne de kölenin kurtulamadığı kadar güzel işliyor...
BU DURUMU BAŞIMA GELEN BİR YAŞANMIŞLIKLA ANLATAYIM;
14 yaşındayım, köye gittik, halam sobanın üzerinde un helvası kavuruyor. Çılgınca un helvası sevenlerdenim, halam helvayı kavurdu, koca tahta kaşıkla nerdeyse yarısını alıp tepsiye koydu, kızıyorum helva bitti diye. Halam cevap veriyor; abin şerbetli sevmiyor, böyle kavrulmuş üzerine şeker serperek yemeyi seviyor.
Hay zıkkım yesin diyecek haldeyim, gitmiş helvanın yarısı, köy kalabalık, kime yeter derdindeyim. 
Vee yıllar sonra yıl 2013 kendi evimde mutfakta helva kavuruyorum, kaşıkla yarısını alıp tabağa koyuyorum, sahne o an zihnimde donup kalıyor 14 yaşımda un helvası tenceresinin başında yaşadığım o sahneye dönüyorum halama ve abime olan kızgınlığımı görüyorum...
Oğlum şerbetli sevmiyor kavrulmuş haline şeker dökerek yiyor…
Ve o an fark ediyorum, geçmişte söylediğimi şu an yaparken sistemin ince hesabı karşısında şok oluyorum. 
Helvayı bırakıp yukarı bakıyorum;
“Bu kadar mı ya, küçük bir kızın masumca söylediği sözleri bile atlamayacak kadar hiç affetmiyor musunuz,” diyorum ağlayarak.
SİSTEM AFFETMİYOR, UNUTMUYOR VAKTİ GELDİĞİNDE YAŞATIYOR...
Çok sevdiğim bir yeğenim var, insanlara bakıp eğlenirdi “armut’a bak,” diyerek. Her seferinde yapma söyleme başına gelir, der sustururdum. 
Evlendi, beni arıyor şaşkın şaşkın; “abla ben armut dedikçe hep diyordun ya yaşatır Allah, doğruymuş evlendim eşimin soyadı Armutçu!”
Damat bu hikâyeyi duyunca bahçeye bir de armut ağacı diktiJ
Şimdi çok rahatım, insanların davranışlarına bakıp gelecekte neyi yaşayacaklarını görebiliyorum.
BU YÜZDEN AĞZINIZDAN ÇIKANA ve YAPTIKLARINIZA ÇOOK DİKKAT EDİN, Evren'in silgisi yok, silmiyor unutmuyor tek tek yaşatıyor...

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :