YAZARLAR Semra Atasoy
12
14
16
18
24/05/2017 07:52
Ey sevgili, sordun mu, aşk teninde mi kalbinde mi?

“Aşkı tende arayana değil, ruhta can bilenlere arat bizi.”

Mevlâna yeryüzüne baktı tebessümünün kenarına kıvrılıp takılı kaldığı buğulu gözleriyle.

Hilalin hemen ucuna oturmuş âlemi izliyordu sevecenlikle, sonra başını kaldırdı, adına uzay dedikleri, esrarengiz harelerin dalgalandığı karanlık sonsuzluğun içindeki görünmez güneşine baktı ve ardından hüzün dolu kederli sesi yankılandı tüm evrende;

“Şems! Şems! Cancağızım, ciğerparem, perendem, neredesin? Gel artık! Gel, Gel bak! Yalnızca biz değilmişiz sevgiliyi arayan, sevginin, sevgilinin sıcacık ışığına koşan. Gözün göremediği kalbin işitmediği biçare âlemde sevgiliyi ararlar hâlâ, canın en hassas teline dokunabilen dosta koşarlar. Koşarlar da o sevgiliye bir türlü kavuşamazlar. Bak Şems, bizim aşkla aradığımızı yeryüzünde bulan olmamış hâlâ. Divane olmuş yürekler, dost diye haykırırlar. Hepsi bekleşir durur VUSLATI, ciğerleri dağlanır vuslat vuslat diye!

“Şems! Şeems! Dön artık, asırlardır ben de beklerim vuslatı.”

Ey sevgili,

Şeytanın öğretmeni…

Meleğin kalbi…

Sevilesi mi?

Hem de ne sevilesi.

Tehlikeli ki

Ne tehlikeli.

Sevgiliye ulaşmak için attığı çalımlarla şeytanı şaşırtan,

Sevdiğinin koynundayken meleği ağlatan,

Kadın…

Sordu VUSLATI!

Cevap verdi beriki;

Mevlâna’dan ötürü Kadın, Mevlâna’dan ötürü.

Kulağımıza aşkı fısıldadı. Gerçek aşkın peşinde o pişti, o yandı. Gözümüzün üzerindeki yedi kat perdenin birkaç katını o açtı. Bize gerçek sevginin ve sevgilinin ışığını ucundan da olsa o gösterdi. O ışıkla ruhları yıkananlar bir daha iflah olmadılar, o günden beri yanarlar vuslat vuslat diye!

Mevlâna’dan sonra,

Kimse yaşayamadı o ânı.

Şimdi sen de bekle VUSLATI!

Sordun mu hiç,

GÜNEŞ TENDE DOĞAR MI?

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :