YAZARLAR Semra Atasoy
12
14
16
18
13/03/2017 08:45
Biz nerede yanlış yaptık

8. Mart Dünya Kadınlar Günümüzü geride bıraktık. Kısmetse seneye tekrar kendimiz çalar, kendimiz söyleriz. Uzun bir süredir kadınlar olarak hayat içinde karşılaştığımız bunca sorunu, yıllardır çözemeyişimizin sebeplerini araştırıyorum.

Yüzlerce yıldır süregelen bu sorun, nasıl oluyor da günümüzde de hala büyük sorun olarak varlığını sürdürüyor?

Biz nerede yanlış yapıyoruz, neyi görmüyoruz, nasıl çözemiyoruz?

Geçtiğimiz günlerde İngiliz bir kadın akademisyenin, cinsiyete duyarlı çalışmalarla ve kadınlarla ilgili söyleşisi vardı. Kendisine, cevabını merak ettiğim ve zihnimi sürekli meşgul eden soruyu sordum.

“Kadınların yaşadığı sorunlar sadece bizim yaşadığımız bölgenin sorunu değil. Kadınlar, dünyanın her yerinde şiddetle tacizle tecavüzle baskıyla karşı karşıyalar. Japonya da kadınlar haklarını yüksek sesle ifade edemiyor ve erkeklerin yoğun şiddetiyle karşı karşıyalar. Çin’de çocuk doğurmalarına izin yok, Afganistan Pakistan ve Hindistan’da şiddet ve tecavüz korkunç boyutlarda. Ortadoğu da aynı şekilde. Amerika’da kadınlar şiddetle ve tecavüzle mücadele ediyorlar. Birkaç ülke dışındaki tüm dünyada kadınlar baskı altındalar. Kadınlar artık bu baskılarla mücadeleyi nasıl bir yere taşımalı ve nasıl bir platformda mücadele etmeli ki biraz iyileşme görülsün, şiddet ve tecavüz azalsın?”

Cevabı, sadece yol göstermeye çalışmaktan ibaretti. Kadınlar bulundukları yerde harekete geçip haklarını istemeli, Birleşmiş Milletlerin ülkelere yaptırım gücü yok maalesef, dedi.

Kadınlar zaten yıllardır bunu yapıyor. Lokal bölgesel yapılan çalışmalar, bulunduğu yerde biraz farkındalık yaratıyor fakat bu genele yayılamıyor ve zaman böyle, dalgaya karşı olduğumuz yerde kürek çekmekle geçiyor.

Hala aynı noktadayız.

Kadınlar mücadele etmeli diyen kadınlar, genellikle aileleri, babaları veya eşlerinin desteğini almış ve hayatın içinde varlık gösterebilmişler. Fakat Anadolu’da durum böyle değil, kadın her an eşinin veya babasının erkek kardeşlerinin gözetimi altında. Öyle, ben çalışıp para kazanmak istiyorum, demek kolay değil.

Erkek, çevrenin gözünde karısını çalıştırıyor durumuna düşmemek için o izni asla vermiyor.

Anadolu da şöyle bir düşünce var, erkek adam bir kadına bakamıyor mu? Bu düşünce ciddi bir mahalle baskısı oluşturuyor.

Üniversite okuyabilmek için babamı zor ikna etmiştim. Okul bitene dek babam geri çağıracak kaygısı taşımıştım. Evlendim, kısa bir dönem çalıştım.

Çocuklarım doğduğunda Diyarbakır’daydık, eğitim seviyesi yüksek bir eş aynen şunları söylemişti; çocuklara bakmak annenin görevidir. Asla bu kadar küçük çocuklar kreşe bırakılmayacak, eve de bakıcı gelmeyecek.

Annem ve kayınvalide desteği de onlardan çok uzak bir şehirde olduğum için gelmeyince iş hayatından ayrılıp çocuklarımı büyütmek zorunda kalmıştım iki üniversite diplomama rağmen.

Çocuklarım biraz büyüdüğünde öğretmenlik başvurusu yapmak için mahalle muhtarımızdan evrak almaya gitmiştim. Muhtar, çalışmak istediğim için evrak aldığımı öğrenince, “kocan sana bakamadı mı? Çoluğunu çocuğunu perişan ediyorsun,” demişti de adamla da tartışmıştım.

Babayla mücadele et, eşle mücadele et, çocukların bakımı konusunda ne aile ne eş, hiç kimse destek olmasın, buna rağmen yine de mücadele et ve kadınlar için dünya üzerinde şartları nasıl düzeltebiliriz diye sorduğumuzda, ailelerinden ve çevrelerinden her türlü desteği görmüş bu kadınlar, “kadınlar hakları için biraz çaba göstermeli, mücadele etmeli,” demesinler artık.

Çünkü bu kadınların bakış açısı, evde mahsur kalmış ve etrafındaki tüm erkeklerin göz hapsine alınmış kadınların yaşadıklarını anlayacak ve onlar için mücadele edecek kadar geniş değil.

Evinde mahsur kalmış kadının neler yaşadığını bilmek gerek, sonra kalkıp onları o mücadeleye nasıl katabiliriz konusuna inmek gerek.

Yerel yönetimlerin ve ülke politikalarının kadına yönelik düzenlenmesi için en tepeye baskı yapma vaktimiz geldi.

Her mahalleye, annelerin çocuklarını bırakabilmeleri için kreşler yapılmalı. Çalışmak isteyen kadınlara teşvikler olmalı. Okumak isteyip de okutulmayan çocukların ailelerine ciddi baskılar ve cezalar verilmeli. Tacizin, tecavüzün cezası arttırılmalı.

Devlet ve yönetimler düzeyinde bunlar yapıldığı halde hala kadın çalışmıyorsa, şiddet görüyorsa, o zaman kadınlar olarak tekrar sorarız, biz nerede yanlış yapıyoruz?

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :