YAZARLAR Rukiye Üstündağ
12
14
16
18
02/10/2018 19:55
İyi ki ölüyoruz !

Varoluşumuzdan bu güne nasıl dayandınız biz insanoğluna merak ediyorum. Hava, su, toprak, ateş ve yaşayan tüm canlılar. Az çektirmedik size. Siz verdiniz biz yok ettik. Bütün kötülüklerin ANASI biz İNSANOĞLU.

Sayamam ki, yazamam ki, hangi kalem bunu ifade edebilir. İyi ki ölüm var, iyi ki ölümsüzlük yok…
Yaşadığımız ve uzun sandığımız hayat öyle kısa ki göz açıp kapayana kadar doğuyor, büyüyor, yaşlanıyor ve ölüyoruz. Bu yaşamla ölüm arasında ki hayata sıkıca sarılıyor ve tamamı çıkarlarımız doğrultusunda, yaşama birey, birey yön veriyoruz. Ama iyi ki ölüyoruz. Yeryüzünde beyni olan hiçbir canlı insanoğlu kadar acımasız olamaz. Güç kazanmak kimileri için tarifi imkansız soğuk, sıcak savaşlarla, kavgalarla bitmiyor, tükenmiyor. Babadan oğula geçiyor. Daha çok, daha çok, daha çok GÜÇ. Düşünsenize öleceklerini bildikleri halde bedenlerini ve ruhlarını ele geçirmiş şeytan ile yaptıkları anlaşmayı. Birde sonsuz yaşayabilselerdi eğer vay bu dünyanın hali. İyi ki ölüyoruz. Çorabımızı bile götüremediğimiz diğer sonsuzluğa geçerken hoca soruyor ‘ ey ahali bu merhumu nasıl bilirdiniz’ ne demek nasıl bilirdiniz. Yaradan sizin söylemlerinizle mi onu cennete yada cehenneme gönderecek sanıyorsunuz. Kimi kandırıyorsunuz. Yiyelim birbirimizi, canlarımızı, kanlarımızı akıtalım, paraya, güce, açgözlülüğe, hırsızlığa, kötülüğe doymayalım. Vaktimiz az ne kadar çalarsak, ne kadar acımasız olursak kar kardır. Mutlu yıllar ölümün zaferi…

Birey de kendi geçici varlığını öne çıkarmak istediğinde kendi kötülüğünü icat etmiş demektir. Sonsuz zaman ve mekan da ufacık görüntülerimiz birer caniye dönüşüyor veen zalim hayvan oluyor. Toplumlar yüzyıllardır esir oldukları farklı dinlerin çatısı altında kalmakla, birer maşa olarak yaşamışlardır. Allah’tan korkulmaz aksine iyiliklerimizle sığınacağımız tek liman orasıdır. Bizi yaratırken cennet ve cehennemide aslında bu dünyada bizlere sunuyor. Doğru bakamadığımız olaylar, gerçekte göremediklerimizdir. Üzülüyorum yeni doğan her bebeğe yaşayacakları için. Seviniyorum ölüp de bu dünyadan göç eden insanlığa. ‘Bu kadar kötümü’ diyorsunuz. Hayır ben demiyorum. Bu kusursuz dünyaya yaptıklarımız ve yapacaklarımız diyor. Küçük bir kağıt parçasının esiri olmuş bizler. Sevdiklerimizi, ailemizi, dostlarımızı, topraklarımızı, ruhumuzu, bedenimizi satıyoruz uğruna. Sevmiyoruz kendimizi, sevmiyoruz bir başkasını. Kıymetini bilmiyoruz aldığımız nefesin, yediğimiz nimetlerin, bastığımız toprağın. Ruh ve beden sağlığımızı kaybedene kadar ona öyle hoyrat davranıyoruz ki. Başkaları ile uğraşmaktan vakit kalmıyor aynada ki gerçeği üçüncü gözle bakmaya. Kirleniyor kirletiyoruz ruhumuzu esir alan ihtiraslarımızla,

Kötülük, kendi açlık ve susuzluğu içinde azap çeken iyilikten başka ne olabilir ki? 
Gerçekten de iyilik, acıktığında en karanlık mağaralarda bile yiyecek arar ve susadığında kirli, durgun sulardan bile içer.

Doğaldır ki, meyve köke 'Benim gibi, olgun, dolgun ve bol bol veren ol..' demez. Çünkü, almak nasıl kök için bir ihtiyaçsa, meyve için de vermek bir gereksinimdir. İyi şeyler olmuyor mu dünyada diye düşüncelerinizi okuyorum. Evet oluyor, olmaz mı. Ama 3 yanlış bir doğruyu götürdüğü zaman olmuyor işte. Bir an heyecanlanıyorum güzel olaylar duyduğumda. Umutlanıyorum  gelecek için. Sonra mutluluklarım kabusum oluyor. İyi ki ölüyoruz. Ömrümüzün yettiği kadar kötülüklerimizle…

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :