YAZARLAR Rukiye Üstündağ
12
14
16
18
18/10/2018 15:43
Bedenim dar geldi, başka bedenlere…

Şu hayal kırıklıkları ne kadar canımızı acıtıyor gibi gözükse de, vur patlasın çal oynasın gönüllerde tutkularımızın özgürlüğüdür ayrılıklar. İster salya sümük ağla, ister tıka basa abur cubur krizine gir, ister günlerce odana hapset kendini, isterse intikam planlarıyla yanıp kavrul.

Atı alan Üsküdar’ı geçmiştir dörtnal üstünde.  Hayat hikâyeleri çoğunda, biri her zaman daha az sever dozunda ilerler ve biri daha çok sevmez ayrılıkların sonunda. Yeni başlangıçlar bazen korkutucu gibi gözükse de zaman ilaç gibi gelir duygulara. Kime ait olmak değil, kimde hayat bulmak. Yaşı, boyu, kilosu, rengi, düşünceleri, hayat tarzı, alışkanlıkları önemli değildir. Toplum baskısı, din ve örf adetlerin acımasız dayatmaları sizi ne kadar dıştan etkiliyor gibi görünse de içerden baktığınızda, kendinizle savaşınız yorucu bir süreçtir.  Toplumdaki sapkınlık ve ahlak çöküntüsü değimlidir! bu zorunlu baskıların dışa vurumu.  Erkeğin erkeğe karşı duyduğu, kadının kadına duyduğu, iki cinsin iki cinse duyduğu cinsel arzu. İğrenme, ayıp, dışlama ile toplumdan soyutlamaya çalıştığınız bu bedenlere kimi zaman siz hayallerinizde sahip olmadınız mı?  Sahte hayatlar, maskeler öyle alışılagelmiş ki, korkunç olan, yalanlarımıza sahip çıkıp, inanmak ve ölümüne savunmak. İnsan korktuğu şeyden kaçmak için ‘’sevmiyorum’’ ‘’yanlış’’ ‘’asla ‘’ der. O cesaret olmadığı için, asalak gibi yaşamak onun namusa kaçışıdır. Namus nedir? Beden özgürlüğünüzün, başka insanların çıkarları altında ezilmesi değil mi! Seni yüzyıllardır bakire olman konusunda ciddi baskı altına alıp, kendi dünyasında hapsettikten sonra köle gibi kullanmaları, istemediğin şeyleri sana yaparken bu evlilik senin ne kadar ‘’namuslu’’ kalmanı garantiler. O dünyadan kaçmak istediğin anda toplum seni ‘’dul’’damgasıyla bir başka ‘’seks kölesi’’yapma yolunda şekil değiştirecektir. Yaşadıklarını kabullenecek, senin yerin kocanın dizinin dibi diyerek hayatının her saniyesinde iç benliğini kaybederek çürüyüp gideceksin. ‘‘Bunca yıl çocuklarım için katlandım’ ’yalanına acaba kendin inandın mı? ‘‘Bu saatten sonra ne iş yaparım, nasıl geçinirim’’ yalanına kendin inandın mı? ‘‘aynı yatakta yatmıyoruz, birbirimize sırtımızı dönüyoruz, seks yapmıyoruz çünkü ikimizde istemiyoruz, ’yalanına kendin inandın mı? Ben inanmıyorum size. Korkak, ezik, ikiyüzlü şarlatanlarsınız çünkü. Günümüzde aldatmalar bu yüzden tavan yaptı. Erkek, kadın, eğitim, maddiyat, kültür fark etmeksizin hem de.  Kendi eksiklik ve kötülüklerinizi kapatmak için çırpınmayın. Etrafınıza şöyle dikkatli bakarsanız, başkaları için devamlı yorum yapanlar, bas bas ‘’ben namusum için yaşıyorum’’ diye ağzına sakız olmuş cümleler aslında tam tersini gösterir. Bu içinde ki pislikleri saklama politikasıdır. Senin ‘’Namus’’kavramın dillendirilerek yücelmez. Başka hayatlara saygın, başka hayatların yaşam biçimi, olduğu gibi kabulleneceğin insanlar, senin farkını yansıtır. NAMUS beyinde, kalpte, ruhtadır. Bedenler özgür kalırsa, toplum ruhen sağlıklı ve sapık olmaz. Yoldan geçen kadının, kapalı, açık fark etmez kalçalarıyla hayallerinin derinliklerindeki pisliği besliyorsan iyi düşün. Sen iflah olmaz bir SAPIKSIN. Yoldan geçen kadının, kapalı açık fark etmez, centilmenliğinle kafanı, beynini yere eğiyorsan, rahat ol. Sen İNSANSIN…

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :