YAZARLAR Özlem Uzun
12
14
16
18
15/10/2018 18:39
Sözlerimin kuşları..!
Küçük. küçük notlar alırım çoğu kez, tuhaf ama yeni farkedtim geri döndüğümde aradan geçen zaman zarfında o notları okuyamıyorum. 
Tekrar el yazısı dersi almalıyım kursa gitmeliyim belki,  hatta durum öylesine vahim ki karakter tahlilim yapılsa sonucun da '' el yazısı ile karman çorman ilişkisi var'' teşhisi konulup tedavi bile görmeliyim,,,
 
 Moda hatta hit bir cümle ama anlayacağınız ''el yazısı'' ile ilişkimize bir hayli ara vermişiz..
 
Aslında ilk okula başladığım da ilk okuyan, dört öğrenci içinde olduğum Kırmızı kurdelayı yakama taktıklarında, öğretmenim öldüyse Allah rahmet eylesin Cahide hanım dönüp en güzel yazı yazan arkadaşımız diyerek ikinci bir Mavi kurdelayı yakama iliştirdiğinde sevinç ile karışık pek utanmıştım.. 
 
Şu not alıp geriye döndüğüm de okuyamadığım el yazımı, canım öğretmenim görüverse o Mavi kurdelayı yakamdan söküverip bumudur deyiverse ! 
Esas o vakit utancımdan ölürüm ya neyse..!
 
İşte böyle;
Hiç bitmeyen hayallerim  var benim...
 
Tabii suçu hemen Kırmızı daktilom ile tanışmama atarım ...!
 
Yine 80li yıllardı sanırım, Seyyan Hanımın ya da ‘İstanbul Hanımları’nın şarkısını, ilk dinlediğimde, “Benim beyaz daktilom”, “Benim güzel daktilom” dediği yerlerde ben de kendi küçük kırmızı daktilomu hatırlayıp, ona yol açıklığı dilerken, şarkının “benim çapkın daktilom” bölümüne geldiğinde ise bir tereddüde kapılıyor, ‘bir daktilonun çapkın olması acaba nasıl bir şey olmalı?’ diye düşünceler içine dalarak, doğrusu bu cümleye pek bir  anlam da veremiyordum.
Kırmızı daktilom beni muhteşem sesiyle tavlayıp kimi geceler kendi kendine çapkınca sözler veya dizeler falan mı yazıyordu da, bir şekilde kendisine bağımlı  kılmıştı..?... ama... 
Buna gerek kalmadı, şarkıyı üçüncü dinleyişimde filan olsa gerek, şimdi sözlerini unuttum, oradaki ‘daktilo’nun ‘markalı yazı makinesi’ anlamında değil, hayır, ‘sekreter’ anlamında kullanıldığını anlayınca her şey yerli yerine oturdu. O zamanlar ‘daktilo’ derlermiş, sonraları ‘daktilograf’ olarak adlandırılan daktilo yazıcıları ya da daktilo yazmakla görevli olan kimselere, çoğunlukla da hanımlara. Böylece ‘çapkın daktilo’nun da aslında bir ‘yazı makinesi’ olduğunu, ama onca yazı, çizi, harf, kelime, cümle, paragraf arasında çapkınlık yapmaktan da geri kalmadığını öğrenmiş oldum!
 
Netice itibariyle beni tavlamış güzelim el yazımdan beni uzaklatırmıştı..
Bu bitmeyen ve bitmeyecek olan bir ilişki idi daktilomun bir, bir tuşlarının dökülmesiyle ayrılıverdik..
 
Şimdilerde klavyeye muhtacım, yeni moda ilişkiler gibi hissiz, duygusuz, çıkarcı (internete bağlı değilseniz bir işe yaramıyor) ..
Sevemedik, ısınamadık birbirimize ..
Tuşlarına bastığımda daktilom da olduğu gibi "kuş sesleri" çıkarmıyor, kanatlanıp harfler sözler, sözcükler uçuşmuyor..
 
Ne demişler;
Sigarayı el tamamlar/
Bağlamayı tel tamamlar/
Daktilonun yurdu yazı/
Mektup olur bazı, bazı/
Ölürmüydü daktilolar /
Yalnızca şiir yazılaydı..
 
Sevgilerimle...
 
 
Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :