YAZARLAR Gülçin Güloğlu
12
14
16
18
06/03/2017 16:18
Geri dönüşüm bilinci çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras

Üzerinde yaşadığımız henüz eşi benzeri bulunamayan dünyamız tek yuvamız… Bu gezegene sahip çıkma, koruma ve en önemlisi de sürdürme bizim sorumluluğumuzda. Kısıtlı kaynaklara sahip yuvamızda nüfus hızla artarken kaynaklara erişim de giderek zorlaşıyor. Ben iktisat bölümü mezunuyum ve üniversiteye girdiğimde öğrendiğim ilk şey iktisat tanımı oldu. İktisat; sonsuz olan insan ihtiyaçlarının sınırlı kaynaklarla nasıl karşılanacağını inceleyen bir bilim. Aslında bu kavram sadece iktisatçılara değil ilkokuldan itibaren çocuklarımıza öğreteceğimiz en kapsamlı ders olmalı ki; bizim bu yüzyıla kadar katlettiğimiz dünyamızı gelecek nesiller daha bilinçli bir şekilde koruyabilsin. Doğanın bize bahşettiği kaynakları sanki bitmeyeceklermişçesine enerji olarak kullanıyor, hayatımızı kolaylaştıran ürünlere dönüştürüyoruz. Peki, doğanın bize verdikleri karşısında ona hak ettiği değeri ve saygıyı ne derece gösteriyoruz?

Günümüzde çevre bilinci sadece kurumların dikkat etmesi gereken bir konu olmanın çok ötesine geçti. Yuvamızda yaşayan her bir bireyi ilgilendiriyor çünkü aldığımız nefesten bastığımız toprağa, yediğimiz içtiğimizden karşısında keyif aldığımız manzaraya kadar her şey bizim doğa ile nasıl bir iletişim içinde olduğumuzla ilgili. Doğanın karşılıksız olarak verdiği güzellikleri geri dönüşü olmayan bir şekilde tüketmek ve sonraki nesle verimsiz topraklar, ağaçsız ormanlar, oksijensiz hava, sağlıksız sular ve dev çöp dağları bırakmak kötü bir miras olurdu. Ama ne yazık ki şu an özellikle ülkemizde gerçekleşen şey bu.

Geri dönüştürülebilir atıkların çöplere atıldığı, çöplerin sokaklara ve doğaya atıldığı ülkemizde çevre bilincini geliştirmek ve geri dönüşümün yaygınlaştırılmasını sağlamak için belediyeler,  resmi kuruluşlar, dernekler ve vakıflar çeşitli çalışmalar yapıyor. Toplumun her kesiminin konuyla ilgili bilinçlendirilmesi sağlanmaya çalışılıyor ama buna rağmen pek çok insan hala sokaklara çöp atıp gittiği doğa gezisi ya da piknikte doğayı kirletmeye devam ediyor. Tabi ormanların sürekli vahşice yağmalanıp büyük inşaat şirketlerin elinde dev taş yığınlarına dönmesi, güneş enerjisinden yararlanmak varken doğayı katlederek yenilerini kurduğumuz termik santraller ve yine ardı ardına açtığımız maden ocakları cabası… Ancak bu yazıda daha çok bizlerin birey olarak neler yapabileceğinden daha da önemlisi çevre bilinciyle yetiştirdiğimiz çocuklarımızın neler yapabileceğinden bahsetmek istiyorum. Davranışların alışkanlık haline dönüşebilmesi zaman alıyor. Belirli bir yaştan sonra da insanların kalıplaşmış düşüncelerini değiştirmek mümkün değil. İyi davranışların alışkanlık haline gelebilmesini sağlamak için eğitime küçük yaşlardan başlamak gerekiyor.

PAGEV’in İstanbul’da start verdiği ve benim de ismini verdiğim “Mutlu Balıklar” projesi, geri dönüşüm bilincinin yayılması için atılmış önemli bir adım. Deniz yüzeyindeki atıkları toplamak için başlatılan projeye “Mutlu Balıklar” ismini vermemin sebebi özellikle çocukların geri dönüşüme olan ilgilerini çekmekti. Çocuklarımıza denize çöplerimizi atmadığımızda balıkların mutlu olacağını, onların da kendileri gibi sağlıklı olacağını anlatabilirsek, doğayı temizlemek için ekstra kaynaklar harcayıp temizleme projeleri geliştirmek yerine sorunu kökünden çözmüş oluruz.

Bir başka değer yaratan proje de PAGDER’in yürüttüğü “Yuvaya Dönüşen Plastikler” projesi. Bu proje de çocukların ilgisini çeken bir sosyal sorumluluk hareketi çünkü çocuklar hayvanları sever. “Yuvaya Dönüşen Plastikler” projesi plastiklerin doğaya atılması yerine sokakta yaşayan hayvan dostlarımıza bir barınak yapılmasını amaçlıyor. Böylece hem sokak hayvanları mutlu oluyor, plastikler kullanım ömürlerini doldurduktan sonra da değer yaratmaya devam ediyor hem de bizim yuvamız yani dünyamız temiz kalıyor.

“Mavi Kapak Projesi” de hepimizin artık aşina olduğu geri dönüşüm projelerinden biri. Toplanan plastik ambalaj kapakları engelli vatandaşlarımızın tekerlekli sandalye sahibi olmasını sağlarken bir yandan da ambalaj atıklarının birer çöp olmadığı üzerine farkındalık sağlıyor. Yine bu projede de çocuklar başı çekiyor. Projeyi en çok sahiplenenlerin çocuklar olduğunu bizzat çevremden de görüyorum. Sokakta oynarken caddede gezerken gördükleri ambalaj kapaklarını sanki bir oyunmuş gibi ama ne yaptıklarının da farkında olarak yerlerden alıp topluyorlar. Çocuklar doğru yetiştirildiğinde geri dönüşüm konusunda yetişkinlerden daha duyarlı.

Siz de bu projelere destek verebilir ve çocuklarınıza anlatabilirsiniz. Geri dönüşüm bilincini yeni nesillere aktarmak ve yaşatmak için çok büyük çabalara gerek yok aslında. Sadece bir çocuk zihni kadar saf düşünmek ve üzerinde yaşadığımız yuvamıza hak ettiği saygıyı göstermek yeterli. Dünyaya bırakılacak en iyi miras doğal bir çevre ve onu sürdürülebilir kılan bilinçli nesillerdir.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :