Gazeteci Pervin Kaplan: Toplumsal Eğitim ‘Sağlıklı Eğitimden’ Geçer…

30 Kasım 2018 Cuma 10:00
12
14
16
18

Toplumların gelişmesinde en büyük etken eğitimdir. Eğitimin olmadığı ülkeler dünya genelinde geri kalmış ülkeler olarak biliniyor.

Bu bağlamda ülkelerin gelişmiş ülkeler arasında yer alabilmesi mutlak surette sağlıklı eğitimden geçiyor.

Eğitimi hep ön planda tutan ülkeler sürekli yeni şeyler okuma, öğrenme, araştırma ve sorgulama yöntemini tercih ediyor.

Araştıran, sorgulayan toplumlar yeni icatlar, yeni keşifler buluyor.

Ülkeleri yönetenlerde ülkelerini üst sıralara taşımak istiyorlarsa eğitime koşulsuz destek vermek zorundadırlar.

Eğitim alanında tarafsız haberleri, röportajlarıyla katkıları bilinen gazeteci Pervin Kaplan ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi beğenerek okuyacağınızı umuyoruz. İyi okumalar.

Sizi tanımayanlar için kendinizi nasıl anlatırsınız?

Çanakkale’de doğdum. Liseyi Çanakkale’de bitirdim. Çanakkale’de doğmak ve büyümüş olmak bana göre ayrıcalık. Demokratik ve eşitlikçi ortamı, özgürlükçü atmosferi, harika doğası, Boğaz’ı, serin suları ve insanları bugünkü kişiliğimin oluşmasında etkili oldu. Şu anda İstanbul’da yaşıyorum. Yani Boğaz’ın birinde doğdum, çocukluğumu geçirdim, bir diğerinde ise büyüdüm. İki Boğaz’ın da insanıyım.

Mimar Sinan Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunuyum. Mezuniyetten sonra öğrencilerini sınavla seçerek alan ve bursla okutan Hürriyet Vakfı Özel İletişim ve Eğitim Merkezi’nde gazetecilik eğitimi aldım. 1990 yılında bu merkezin verdiği ilk mezunlardan birisiyim.

Anadolu Ajansı’nda gazeteciliğe başladım. Ardından da Radikal gazetesinin kuruluş sürecinde yer aldım. Radikal’de iken çevre ve eğitim haberleri yaptım. Gazeteciliğe bir süre ara verip, yurtdışına gittim. Döndüğümde Sabah gazetesi Haber Merkezi’nde özel haber muhabiri olarak çalışmaya başladım. Yeniden yapılanan Referans gazetesinin yazı işleri ekibine katıldım. Ama bu çok uzun sürmedi. Tekrar Sabah’a döndüm ve eğitim editörü olarak Sabah’a eğitim sayfaları hazırladım. TMSF gazeteye el koyunca Sabah’tan ayrılan ekiple birlikte kuruluş aşamasındaki HaberTürk’e geçtim. Yayın hayatına başladığı Mart 2009 ile kapandığı 5 Temmuz 2018 tarihleri arasında HaberTürk gazetesinin eğitim editörü ve yazarı olarak çalıştım. Eğitim sayfalarını hazırladım. Meslek hayatımda iki gazetenin kuruluşunda yer almak önemli bir deneyim oldu. 

Şu anda kendi adımı taşıyan www.pervinkaplan.com adlı eğitim sitesinde gazeteciliğimi sürdürüyorum. Aynı zamanda da Youtube’da adımı taşıyan kanaldan genel olarak canlı yayın yaparak, başta sınavlar olmak üzere eğitimle ilgili haberleri ve gelişmeleri aktarıyorum.

Haber sitenizde eğitim de ne gibi katkı sunmayı düşünüyorsunuz?

www.pervinkaplan.comsitesini yaklaşık 3 yıl önce kurdum. Kurarken amacım ailelere ve öğrencilere tarafsız bilgi vermek, okullar ve eğitim sistemi hakkında akıllarına takılan soruları yanıtlayabilecekleri bir platform oluşturmaktı. Aynı zamanda eğitimciler yani öğretmenler ile akademisyenler de bu sitede kendilerine yer bulacaktı. Bu amaç değişmiş değil. Şimdi 7-24 bu siteye haber yapıyorum, eğitimdeki gelişmeleri yorumluyorum. Gelen sorulara yanıt veriyorum. Özellikle tercihler döneminde kafası karışmış veliler ile öğrencilere yol göstermeye gayret ediyorum.

Eğitimle ilgili başka haber siteleri arasında sizin farkınız nelerdir?

Günlük, rutin haberlerin yanı sıra özel dosyalara ulaşmak mümkün. 0 yaştan itibaren aileler eğitimle ve çocuklarının gelişimiyle ilgili tüm bilgilere ulaşabiliyorlar. Bunun yanı sıra öğrencileri ve eğitimcileri ilgilendiren özel haber dosyaları da yer alıyor. Aynı zamanda yurtdışı eğitim ile sınavlarla ilgili tüm bilgiler ve veriler de sitede yer alıyor. Eğitim ve sağlık aslında çakışan iki alan bu nedenle “eğitimin sağlığı” ile ilgili haberler ve araştırmalar da sitede yer alıyor. Aynı zamanda soru-cevap bölümüyle de soruları yanıtlıyorum.

Ülkemizdeki eğitim seviyesini dünya eğitim seviyesine göre nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eğitim sisteminin ne durumda olduğunu birkaç gün önce eğitimin başındaki isim Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile yardımcılarından Mustafa Safran değerlendirdi. Bakan Selçuk, sınavlar üzerine kurulu sistemi “zeka öldürücü” olarak nitelendirirken, “bataklığı kurutmakla ilgili bakış açısına ihtiyaç olduğunu” söyledi. 4 işlemi bilmeden çocukların üniversiteden mezun olduklarını vurguladı. Aynı gün yardımcısı da başta fen liseleri olmak üzere Türkiye’nin en gözde okullarındaki “çöküşü” itiraf etti. Eğitimin en tepesindeki iki ismin açıklamaları eğitim sisteminin ne durumda olduğunu anlatıyor.

Hem ulusal hem uluslararası sınavlar ise eğitimdeki kara tabloyu zaten gösteriyor.

PISA’da 70 ülke içinde Türkiye matematikte 49., okumada 50. ve fende 52. sırada yer alıyor. PISA verilerinde çok önemli bir sonuç da var. Bu değerlendirmede öğrencilerin yeterliliklerinin 6 düzeyde sorgulanıyor. 5-6 düzey bir ülkenin beşeri sermayesini yani geleceğini gösteriyor.

Türkiye’de 6.ncı düzeyde öğrenci oranı 0. Bu düzeyin OECD ortalaması ise 1.1.

Ulusal sınavlar farklı mı? Liseye geçiş sınavları sonuçları uzun süredir açıklanmıyor ama 2018 üniversite sınavlarında 41 bin adayın puanı hesaplanmadı, yani 0 aldı. Yaklaşık yarım milyona yakın aday sınavın ilk aşamasını, 960 bin aday ikinci aşamasını geçemedi.

Tablo maalesef böyle. Bugün lisede “heceleyerek okuyan” öğrenciler, 4 işlemi bilmeyen üniversite mezunları, mezun oldukları alanlarda girdikleri merkezi sınavlarda “dökülen” mezunlar var.

Özel okullarla devlet okulları arasındaki farklar nelerdir?

Özel okullar devlet okullarına göre daha iyi bir eğitim vermeleri beklenen kurumlar. Acaba öyle mi? Sayılı okullar dışında bunu gerçekleştiren var mı? Yıllık öğrenim ücretleri 50-70 bin TL’yi bulan okulların kalitesinin tartışmaya açılması gerekiyor. Son yıllarda liseye geçiş sisteminde yapılan değişiklikler, TEOG, LGS, yerleştirme sistemlerindeki aksaklıklar, yaratılan mağduriyetler ailelerin endişe duymasına neden oluyor. Bu yüzden de birçok aile  imkanları zorlayarak, kredi çekerek, liseye geçişte sancılı süreci yaşamamak için çocuklarını özel okula göndermeyi tercih ediyor. İşte bu kaygılar son 5 yılda özel okuldaki öğrenci sayısını yüzde 100 artırmış durumda. 2014-2015 öğretim yılında 656 bin iken, 2018 yılında bu sayı 1.3 milyonu geçti.

Cumhurbaşkanı öğrencilere “Burs yerine kredi alın” önerisi öğrenciler açısından avantaj veya dezavantajı nelerdir?

Burada KYK burs ve kredilerinden söz ediyoruz. Burs karşılıksız, kredi ise geri ödemeli. Yani burs alan öğrencinin aksine, öğrenim kredisi alan öğrenci bunu mezun olunca ödemek zorunda. Devlet İstatistik Enstitüsü Yurt İçki Üretici Fiyat Endeksindeki (Yİ-ÜFE) artışlar uygulanarak hesaplanacak miktarın ilave edilmesi ile öğrencinin kredi borcu belirleniyor. Öğrenciler borçlarını öğrenim gördükleri öğretim kurumunun normal öğrenim süresinin bitiminden itibaren 2 yıl sonra başlamak üzere kredi aldığı kadar sürede aylık taksitler halinde ödemek zorunda. Öğrenciler de “iş bulamam” kaygısı yaşadıkları için geri ödemeli kredi yerine, karşılıksız ve geri ödemesi olmayan bursu tercih ediyor.

Ülkemizdeki eğitim sisteminin sıkıntıları nasıl çözülür?

En temel sorun temel eğitim. Nitelikli bir temel eğitim sağlanmadan eğitim sisteminde istenen “kalite” çözülmez. Göreve gelmeler, atamalar ve yükselmelerde ise öğretmenden başlayarak liyakat temelli bir yapının kurulması gerekiyor. Eğitimin tüm bileşenlerinin katılacağı bir süreç olması gerekiyor.

En önemlisi de eğitim felsefeniz nedir?

Nasıl öğrenci yetiştireceksiniz, nasıl bir eğitim sistemi istiyorsunuz?

Eğer soran, sorgulayan, araştıran bir öğrenci yetiştirecekseniz felsefenizi de buna göre oluşturuyorsunuz. Bugüne dek bu felsefeye sahip iktidar çıktı mı?

Eğitim sitemindeki öğrenci öğretmen arasındaki sorunlar nasıl çözüm bulur?

Öğretmene eski saygınlığını kazandırırsanız, öğrenci-öğretmen, veli-öğretmen arasındaki sorunları da çözersiniz. Öğretmenlerin motivasyon ve saygınlığa ihtiyacı var. Bir de öğretmenin kendini sürekli geliştireceği bir ortama. Günümüz teknoloji çağı bugün sınıfta eskisi gibi tüm bilgiye sahip, “tek akıllı” öğretmenler değil. Öğrenci bilgiye çok kolay ulaşıyor. Bu yüzden öğretmenin öğrenciden geri kalmaması, onun da teknolojiyi yakından takip etmesi gerekiyor. Bunun için de onlara kendilerini geliştirebilecekleri ortamlar sunulmalı.

En önemlisi de öğretmenlerin mesleklerini sevmesi. Yarıdan fazlası daha iyi iş bulduklarında öğretmenliği bırakacaklarını söylüyor. O zaman burada bir sorun var demek.

Yeni Milli Eğitim Bakanı eğitim sistemine ne gibi yenilikler getiriyor?

2023 Eğitim Vizyon belgesi açıklandı. Bu belgede yapılacaklar sıralanıyor. Ancak Bakan kendini hala eskisi gibi eğitim sistemini eleştiren bir eğitimci gibi görüyor. Artık velisi, öğrencisi, öğretmeni –cek-cak bölümünü değil, icraatı görmek istiyor. Bu yıl 1.2 milyon öğrenci liseye geçiş sınavına girecek. Ama sınavın tarihi bile belli değil, yerleştirme sistemi nasıl olacak bilinmiyor. Oysa şu anda velilerin de ailelerin de en acil bekledikleri yanıtlar bunlar.

İş dışında bir günlük yaşamınız nasıl seyrediyor?

Temmuz’dan bu yana evden çalıştığım için ve eğitim sisteminde de değişiklik hiç son bulmadığı için çoğu zaman bilgisayarın karşısından kalkamıyorum. Ama günde bir saat en azından yürüyüş için zaman ayırmaya çalışıyorum. Haftanın bir günü kendime izin veriyorum.

Mutfak ile aranız nasıl?

Yemek yapmayı severim. Her gün yemek yapıyorum zaten. Evde çocuk olunca bir anlamda zorunlu da oluyorsunuz. Ama “zorunluluk” olarak görmeyip, keyif almaya bakıyorum. Zeytinyağlı tüm yemeklerde de iddialıyım-)

En son okuduğunuz kitap?

Bir seri okuyorum şu anda. Henüz tamamlanmadı. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ve sevgili arkadaşım Handan Durgut’un büyük emeğiyle hazırlanan Nazım’ın Cep Defterlerinde Kavga, Aşk ve Şiir Notları (1937/1947) Piraye Koleksiyonu’nu okuyorum.

Müziğe ilginiz?

Ah bir enstrüman çalabilseydim ya da sesim güzel olsaydı da söyleyebilseydim derim hep. Tamamen yeteneksiz olduğum bir alan. Ama iyi dinleyiciyimdir. Balkan türkülerini çok severim. Candan Erçetin’in sesini muhteşem bulurum. Ata Demirer’in sesini beğeniyorum. Tarkan, Şebnem Ferah, Teoman sevdiklerim.

En çok beğendiğiniz oyuncu?

Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ, Nicole Kidman, Sandra Bullock, Uma Thurman, Gwyneth Paltrow, Johnny Deep, Liam Neeson, Jack Nicholson ilk aklıma gelenler.

Hobileriniz nelerdir?

Seyahat etmeyi çok severim. Yeni yerlere gitmeyi de sevdiğim kentlere tekrar tekrar dönmeyi de severim.

Burcunuz kişiliğinizle örtüşüyor mu?

Kova burcuyum ve arkadaşlarım tipik Kova kadını olduğumu söylerler.

 

 

 

 

 

 

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» Farah Zeynep Abdullah ile Röportaj...
» Kilim Mobilya Kalite Müdürü Latife Şahin: Hayatın her alanında kaliteye bakıyorum
» Öykü Karayel: "Çok çekinirim aşkımı anlatmaktan, hiç bana göre değil..."
» Sunbera İletişim Kurucusu Ayşegül Sünbül ile Röportaj…
» İlkem Söylemez Topçuoğlu:" Güzelliğin sırrı mutlu ve huzurlu olmak"
» İzmir Aşığı Bir Kadın: Doktor Şeyda Atabay ile röportaj…
» Demet Özdemir: " Can ile oynadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum"
» Gastronomi elçisi olma izinde bir serüven
» Gizemli masal prensesi
» Karadeniz ile Mardin arasında köprü kuran iş kadını Özden Ünal Damar ile röportaj…
» Su Kutlu “Hayatımda ilk defa kalbim atıyor”
» Aşkın çiçek açmış hali
» Dila Tarkan “İlk günden beri evleneceğim kişinin Yahya olacağını çok iyi biliyordum”
» Bianca Somer Türkmen: “Markalar pazarlama bütçelerini instagram reklamlarına ayırıyor”
» Ressam Nazan Pamuk ile Röportaj…
» Hazal Filiz Küçükköse:" Bazen seksi bazen de yaramaz bir çocuğum"
» Babasının Kızı: Gül Ergi...
» Profesyonel Yaşam Meleği: Dr. Ebru Nurluoğlu
» Nur Fettahoğlu :" Kadın olarak güçlü kalmak zorundayız"
» Diyetisyen Burcu Dilek Demir ile sağlıklı beslenme üzerine röportaj…
» Ekranın güzel yüzü
» İçimizden Biri “Deliha”nın Hikayesi
» Tutkulu aşık bir dünya güzeli
» Mutlu çocuğun sırrı
» Sağlığınız için hep yanınızda