YAZARLAR Füsun SU
12
14
16
18
24/07/2018 11:25
Güzellik meydan muharebesi

Bugün yazacaklarım, bazı hemcinslerimin hoşuna gitmeyebilir. İçinde bulunduğumuz kadınca savaşı bazıları hissetmiyor ya da bu savaştan hoşlanıyor olabilirler. Bazıları içinse bu o kadar olağandır ki, doğal olarak benim bu durumu bir savaş olarak ifade etmemi kabul etmeyeceklerdir. Benim gibi düşünen kaç kişiyiz, bilmiyorum.

Kendimce bu savaşın varlığını görüyor, dibine kadar hissediyorum ve “güzellik savaşı” adını koyuyorum bu hadiseye. Üstelik de bu savaşın tarafları yine kadınlar. Çünkü aslında, bir kadın diğer kadınları cezbetmek adına bu savaşta yer alıyor. Bir yerlerde duymuştum, “kozmetik sektörü kadınların gözyaşlarından yaratılmıştır” diye. Bu sektörde dönen paraları duyunca insanın dudağı uçukluyor.

Laf aramızda, zaman zaman savaşın farklı saflarında ben de varım. Artık genç kızlarımız ve onlardan aşağı kalmayan anneleri olarak bizler, özellikle de sosyal medyada yer alırken, her birimiz artist, her birimiz fotomodel kıvamındayız.

Ellinci yaşımı ( rakamla 50, yani yarım yüzyıl ) devirdiğim şu günlerde daha çok sorgular oldum bu savaşı. Biz kadınlar yaşlanmaktan ölesiye korkuyoruz. “Ölesiye korkuyoruz” dedim, ama “ölümden korkuyoruz” demedim, dikkat edin! Oysa, öldürmeyen acı güçlendirir. Bu felsefeden yola çıkarak, kendi adıma bu korkunun varlığını sevgi eksikliğine bağladım ve  yaş alma sürecimi sevmeye karar verdim. Ne de olsa ışığın olduğu yerde karanlık barınamaz. Yalnız yine de “yaşlanma süreci” demek yerine, “yaş alma süreci” demeyi tercih ettim gördüğünüz gibi. J

Korkunç bir zaman ve para kaybının kesin olduğu bu savaşın içinde yer alan kadınlar, her nedense özellikle de genç olanlar. Çünkü işin ilginç yanı, araştırmalara göre, kozmetiğe en büyük harcamayı genç olarak tabir edeceğimiz 25-45 yaş arası kadınlar yapıyorlarmış. Bu kadınlar, kovalar dolusu makyaj yapar, saçlarını dipten uca kadar boyatır, manikür, pedikür, takı, giyim, ayakkabı, çanta peşinde koşarlarken, benim kahramanlarım, sessiz ve derinden yol alarak, kozmetik sektörüne inat, ruh ve beden sağlığını önemseyerek, kendilerine hem içten, hem dıştan destek veren, sağlıklı ve doğal beslenen, düzenli spor yapan, sigara, alkol ve stresten uzak duran kadınlar. Kendi bedenlerine ve ruhlarına sahip çıkan bu kadınlar, bütünsel anlamda çok daha güçlü, dirençli, yenilikçi, üstelik de çok alımlı olabiliyorlar. Ne dip boyası geldi diye dert ediyor, ne de “yüzersem fönüm bozulur” endişesi yaşıyorlar. İstediği an duşunu alabiliyor, istediği an makyajı bozulur endişesi duymadan özgürce sevişebiliyor ve gönlünün çektiği yere gitmek için, dakikalar içinde hazır olabiliyorlar. Bu kadınlar bolca okuyup öğrenen, kendi bilinç seviyelerini durmaksızın geliştiren kadınlar. Hani “süslenen kadın kendini geliştirmiyor mu?” dediğinizi duyar gibiyim. Benim ilgilendiğim konu, kadınların hangi yönlerini daha çok vurguladıkları, zaman ve paralarını daha çok neye yatırdıkları.

Bir arkadaşımın, saç kesimi ve boyası için 160 kilometre yol katettiğini biliyorum. Çünkü yalnızca o kuaföre güveniyormuş.

Bir başka arkadaşımın duvarındaki kolyeleri 200 adedin üzerinde saydığım zaman, çok merak etmiştim. “Takarken hangi sırayla, nasıl seçim yapıyorsun? Ve bu kadar maddi yatırımı nasıl yapabiliyorsun?” diye.

Her Pazartesi sabah 07:00’de föne giden ve Cuma akşamına kadar saçına yağmur suyunun bile ulaşmasına izin vermeyen kadın tanıyorum.

Yüzü kırışır diye gülümsemeyi unutanından, ruju bozulur diye yemek yemeyene kadar çeşitli hemcinslerim mevcut.

Kısıtlı bütçesi ile marka peşinde koşanından, neredeyse ayaklarını sakatlamak üzere olduğu halde incecik topuklu stiletto giyme sevdasında olanına kadar çok sayıda kadın tanıyorum.

Sakın eleştirdiğimi sanmayın. 20 yıl önce saçlarıma kına yapar ve rengin tutması için saçımda 10 saat bekletirdim ve uzunca yıllar, yapımı 2 saat süren protez tırnaklar yaptırdım. Kliplerimde su altı çekimlerinde görünsün diye ipek kirpik taktırdım; kirpikler klipte görünmediler ama kendi kirpiklerimin dökülmesine sebep oldular. Özel bir toplantıya  bakımsız katılmam ve sahneye asla çıkmam. Ama bunlar için zaman ve para harcamak bana göre değil. Yani bunu bir esaret haline getirmeyişimi seviyorum. Bir de bakım ve süs arasındaki ayrımı fark etmek gerektiğine inanıyorum. “Süs kötüdür” demiyorum ama acaba öncelik sırası nasıl olmalı?

Bir kadının içten gülümsemesi, huzurlu, dingin kalışı onu alımlı yapan temel unsurlar.  Yalnızca yüzün genç görünmesi değil, ruhunun genç kalması, kadını dinamik yapan. Tabii ki, ilerlemiş yaşında cıvıl cıvıl görünen ve sözleri ve duruşuyla da cıvıldayan bir kadın, hepimize ferahlık veriyor muhakkak ki.

Japon bilim adamı Dr. Ken Mogi “makyaj yapmayı bırakan kadından korkun” demiş. Çünkü, makyaj yapan kadın, aynada kendisini gördüğü zaman dopamin yani mutluluk hormonu salgılanır ve iletişimde daha açık ve güvenli olurmuş. Yine bilimsel araştırmalara göre makyajsız halini aynada gördüğünde bununla baş edebilen kadınların beyni ise kesinlikle daha farklı açılımlar yapıyormuş. Çünkü, makyaj yapmayan bir kadın, hedefine kilitlenmiş bir kaplan gibiymiş. Yani, bir anlamda özgür kalmış ve beyninin büyük bölümü kendisiyle ilgili kaygılardan arınmış olduğundan çok farklı açılımlar yapabilirmiş. Doğrusu benim kulağıma böylesi bir yorum çok hoş geldi.

Bunlar zihnimin bana 50’inci yılda sorgulattırdıkları,  benim tercihlerim. Siz de bakın bakalım zihninizin derinliklerinde neler bulacaksınız?

Son sözleri Francis Bacon’dan seçiyorum:

“Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir.

Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, tasarruf ettiklerimizdir.

Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, öğrendiklerimizdir.

Bizi itibarlı yapan başkalarına öğüt vermemiz değil, onları uygulamamızdır.” diyerek, kendime gönderme yapıyor ve sevgiyle kalın diyorum.

“füsunSu kimdir?” diye merak edenler için benden birkaç cümle :

Antalya’da Füsun Balta olarak doğdum. ODTÜ’de Mimarlık, İÜ’de Müzikal okudum. Füsun Coşkun olarak kariyer yaptım, müzik yaptım. Yine Füsun Coşkun olarak, Eurovision, Discovery vb yarışmalar sonrası “Sarhoş” albümümü yayınladım. TRT FM’de canlı, naklen konserler yaptım. “Dünyanın en muhteşem deneyimi” diye nitelendirdiğim kızımla birlikte BÜYÜ’meyi seçtim. Bir gün kanserimle tanıştım, duvara tosladım, ALTÜST oldum, paramparça oldum. İyi ki de öyle olmuş. Yaşamımda yanlış yere oturmuş olan tüm parçalar doğru yerlerini buldu, bulmaca çözüldü. Hayatın altı ve üstü birdi, belki daha iyiydi. Kanser dönemi faydasını gördüğüm nefesle ve zihin dönüşüm sistemleri ile YOL  alıyorum.  2015 yılında “DNA”  isimli, kendi dönüşüm hikayemi anlattığım albümümle müziğe geri döndüm. Tüm isimleri geride bıraktım, en DERİN NİYET’im AŞK’la, “ SU ” olup akmayı, su gibi her şeyden aşağıda ve kayaya şekil verecek kadar güçlü olmayı seçtim, füsunSu oldum…  2016’da “UMA”, 2017’de “BÜYÜ” ve 2018’de OYUN isimli üçleme albümlerim yayınladım.

Müzisyen, nefes terapisti, bir de www.guncelkadin.com.tr ‘nin verdiği  “yazarlık” sıfatı ile size ulaşıyorum. Kalbinize AŞK’la dokunabilirsem ne ala…

www.fusunsu.com  ‘dan ve     https://www.facebook.com/fusunsubyfusun/  isimli sayfamdan bana ulaşabilir ve takip edebilirsiniz  http://bit.ly/2oWZtkM    kendi YOL’culuğumu anlattığım tüm müzik videolarımı buradan ( youtube  “füsunsu official”   kanalımız )   izleyebilirsiniz.

Paylaşım ve dönüşümlerinizi merakla ve sevgiyle bekliyorum.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :