YAZARLAR Füsun SU
12
14
16
18
28/02/2017 19:50
Ahududu

AHUDUDU İSİMLİ OYUNU İZLEYEREK, YAŞAMDAN VE GÜNDEMDEN  BİRKAÇ SAAT ÇALIP, KENDİNİZE HEDİYE ETMEK İSTER MİSİNİZ?

8 Şubat akşamı, Tiyatrokare'nin Ahududu isimli oyununun galasına “Güncel Kadın” sitesince davetliydim. İlk kez 1941’de Joseph Kesselring tarafından sahnelenen ve Dünya'da defalarca, usta oyuncular tarafından sergilenen oyunu,  20 yıl önce Suna Pekuysal'dan izleme şansına sahip olanlardanım. Oyun öncesi basın toplantısını gözlemleyebilmek ise ayrıcalıktı benim için.

Sahne insanlarının oyun öncesi, rollerinin gerektirdiği yeni kimliklere girmelerine az zaman kalmışken tüm doğallıklarıyla kameralar ve mikrofonlar önünde duruşları ise  tatlı-sıcak ve bir an önce rollerine hazırlanma telaşı içindeydi. Çünkü,  sahne insanı, tiyatrocu, müzisyen ya da dansçı olsun, milyonlarca insana ulaşmayı severiz ama bizler için gösterimizi izlemeye gelenler çok kıymetlidir.  Çünkü salonu dolduran bu insanlar,  konforlu evlerini, koltuklarını,  TV'de zihnimizi uyuşturup, bilinçaltımızı istedikleri yönde pompalayan yayınları bir kenara bırakır, kar-kış-soğuk demez, hele ki İstanbul gibi bir metropolde trafik ve otoparkı sorun etmez ve salonda izlemek üzere hazır bulunursa ve cep telefonunu da yalnızca yer bildirimi için kullanırsa değmeyin keyfimize.

Aynı zamanda bir mimar olarak,  oyun başlamadan,  uzun uzun sahne dekorunu inceledim. Böylesine özenli, gerçekçi, detaylı ve başarılı bir dekora her zaman rastlamak mümkün olmuyor. Hele ki,  ardarda farklı salonlarda sahneye konulan oyunlarda bu oldukça zor. Gerçekten en küçük detayına kadar etkileyici bir dekordu, adeta kokusunu ve dokusunu hissettim.

Ya kostümler? İki sempatik kardeşin kimlikleri ile bütünleşen ve birbiriyle uyumlu kostümler, sıradan kostümleri aşarak,  tam bir tasarım sunumuydu. Yeşil ve mor,   kıyafetten ayakkabıya kadar kızkardeşlerin tüm kostümlerinde ve aksesuarlarında ahenk içindeydi.

Ses ve ışığı bütün olarak değerlendirmek gerekirse, oyuncuların güçlü diyaframları ve salon karakteri ses ile ilgili olarak gayet iyiydi. Tabii ki oyuncuların seçimi de bu konuda büyük rol oynuyor. Volüm dengesi ve sürekliliği oyuncuların ve tabii ki oyuncuları seçenin başarısı.

Işıkta yaşanan ufak tefek hataları, o geceye has nazar boncuğu olarak kabul edebiliriz. Sonuçta, ışık tasarımı da gayet iyiydi.

Oyuncular öyle başarılıydı ki, hiçbirisi rol yapıyor gibi değildi. Tüm doğallıklarıyla sanki evin salonundaymışız gibi hissettirdiler bize. Umarım tüm sevimliliği ile zihin özürlüyü oynayan Nedim Saban alınmaz bu sözlerime.

Orijinal ismi, “Arsenic and the Old Lace” ( Arsenik ve Eski Dantel ) olan oyun, ülkemizde ilk olarak Vasfi Rıza Zobu tarafından Türkçe’ye uyarlanmıştı. Nedim Saban’ın günümüze başarıyla uyarladığı oyun, şiddeti, masumiyeti, yalnızlığı, adaleti, kara mizah tarzında, küçük küçük sorgulatıyor. Dudaklarımıza gülümseyiş, zihnimize hüzünle karışık bir tat bırakıyor. Yaklaşık 2 saat, 15 dakika süren oyun, göz açıp kapayana kadar geçerken, oyunun ilk 8-10 dakikası ve son 5-7 dakikası tempoyu biraz düşürüyor. Tabii ki bu benim fikrim. Bu bölümleri daha süratlendirmek mümkün olsa, müthiş bir vodvil olarak tanımlayacağım.

Belki müzisyen ruhumdan dolayı, keşke zaman zaman fonda ve sahne geçişlerinde biraz melodilerle süslenebilse diye düşündüm. Bu arada, Cem Güler ve Halim Ercan’ın başarılı piyano, gitar düeti gözümden, kulağımdan kaçmadı. Hem rollerinde hem de müzikte çok başarılıydılar. Bekçi Neşet rolünü üstlenen Bülent Seyran’ın piyes yazma gayreti ve “Karlı bir yaz günüydü…”  diye başlayan repliği aklıma geldikçe hala gülüyorum. Nilüfer rolündeki çıtı-pıtı Dicle Alkan yine kostümleri ve tarzı ile sahnede Yeşilçam esintisi bırakıyordu. Sahnede ilk kez izlediğim Özgür Yetkinoğlu ise Einstein lakabıyla, sahnede yalnızca dursa bile gülümseten karakterlerden. Talip rolünü üstlenen Birol Engeler, küçücük rolünde, büyük oyunculuk sergiliyor. Gördüğüm en masum katiller Melek Baykal ve Suna Keskin, her zamanki gibi öylesine doğal, şirin ve samimiydilerki, onlarla o masada oturup, ikram edecekleri AHUDUDU liköründen, tereddütsüz içerdim.

Bu değerli prodüksiyonu bizlere ulaştıran yönetmen Nedim Saban’a ve birbiriyle böylesine bütünleşmiş oyunculara teşekkürler.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :