YAZARLAR Esra Turam
12
14
16
18
18/11/2018 15:03
“Çocuk Beni”i Ssevmek

Mutlaka bir yerlerde okumuşsunuzdur. “İçindeki küçük çocuğu sev!” bana pek bir şey ifade etmeyen bu cümlenin anlamını sanırım dün keşfettim. Marisa Peer’in youtube videosuyla değişik bir deneyim yaşadım. Marisa aslında hipnoz yapıyor ama ben hipnotize olmuyorum. Sadece gözlerimi kapatıp yönlendirmelerini uygulamaya çalıştım, o kadar. Eskiye götürdü beni. İlk aklına gelen sahne gitmek istediğin yer ve zamandır, doğrudur, sorgulama diyor. Ben çocukluğumda yaşadığım 3 olaya götürdü. Aslında 3 olay da aklımda çok kalan olaylar değildi ama sanırım bilinçaltımda bir yerlerde saklı duruyorlarmış. İki tanesi okulumda öğretmenlerimle yaşadığım nahoş anılardı. Bu da öğretmenlerin çocukların hayatlarında ne kadar büyük bir rol oynadığının göstergesi. Her 2 anımda da öğretmenlerimin beni sınıf önünde küçük düşürdüklerini ve kendimi çok küçük ve utanmış hissettiğimi hatırlıyorum. Diğer biri de voleybolda ne kadar başarısız olduğumu hatırlayışımdı. Uzun boylu olduğum ve kuzenlerimin başarılı sporcu olmalarından dolayı benden iyi bir sporcu olma beklentisi vardı. Ancak ne yazık ki spora hiç kabiliyetim yoktu. Voleyboldan atılışım aklıma geldi. Böyle böyle kendimden soğumuşum, özgüvenim eksilmiş. Tabi bunlar seneler önce olduğu için hafızamdan silinmişler. Marisa’nın videosuyla bu seneler önce yaşanmış anılarıma gittim. İlk aklıma gelen anılara…

Hep çocukluğum sorulduğunda mutlu olduğumu hatırlarım, çocukluğumla ilgili genel hissiyatım bu. Ailem ve özellikle anneannemin sevgisi ve şefkatini çok net hatırlıyorum. Ama hiçbir çocukluk pür mutluluktan ibaret değil elbet. Beni mutsuz eden anılar da saklı o yıllarda. Seneler sonra kendimde özgüven ve özdeğer eksikliğini fark ettiğimde şaşırmıştım. Buna sebep olacak bir anı hatırlamıyordum. Oysaki hepimizin hayatında kendimizi küçük hissettiğimiz anlar olmuştur. O anların benliğimizdeki etkisi tahminimizden büyük olabilir. Herkes anları farklı derinliklerde yaşıyor, başkası için pek de önemli olmayan bir an, bizim kişiliğimizde önemli bir yere sahip olabilir.

O anlara gitmek beni hem duygulandırdı, hem de içimdeki küçük çocuğu gerçekten görebilmeme vesile oldu. O kırık kalbi taa içimde hissettim. O an o küçük çocuğa sarılıp, bu yaşadığının hiç önemli olmadığını, büyüdüğünde kendine güvenen, güçlü, kendi ayakları üstünde durabilen, kimseye boyun eğmek veya istemediği hiç bir şeyi kabul etmek zorunda kalmayan, etrafına iyilik saçan, çok güzel kalpli bir insan olacağını söylemek istedim. O kırık kalbi elime alıp sarıp sarmalamak, sevgimle tamir etmek istedim. Ve çok büyük bir sevgi ve şefkat hissettim. Sanırım içimdeki küçük çocuğu o an gerçekten sevdim.

Dün yaşadıklarımın hayatımın üstündeki etkilerini bilemiyorum, sanırım ileriki yıllarda anlayacağım. Ya da hiç fark etmeyeceğim, bilemiyorum. Sadece dün kendi içimde yaşadıklarım benim için özeldi, onu biliyorum.

Sen de gözlerini kapa ve geçmişinde yaşadığın 3 anına git. Sana hissettirdiklerine bir bak. Çocukluğumuzun üstünden yıllar geçmiş olabilir ama bazı anılar dün gibi aklımızda, inan. Sizlerden kendimizi nasıl daha çok sevebiliriz diye sorular geliyor bazen. Bunun iyi bir yöntem olabileceğini düşünüyorum. Çocukluğumuzda kendimizi kötü hissettiğimiz anlara gidip, kendimize olan şefkatimizi ve sevgimizi büyütmeliyiz.

Karar 57: Kendimi daha iyi tanımak ve sevmek için çocukluğumdaki anılara gideceğim.

Takip için Facebook: Esradan fısıltılar, instagram: esradanfisiltilar

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :