YAZARLAR Demet Ulutaş
12
14
16
18
07/02/2018 15:53
Sonsuzluk kitabından mektuplar

Mektup:

Zamanı nasıl tarif edersiniz? Dakikalar, saniyeler ve saatler mi? Ben zamanı daha uzun süreçlere bölüyorum. Sizin anlayacağınız dilde yıllara. Ölümsüz olmanın ilginç ve çekici (size göre) yanlarından biri “tarih tekavülden ibarettir” lafının doğruluğunu bizzat yaşamanızdır. Zaman içinde ben normal yaşam ritüelinden daha uzun yaşarken sizlerin yapmış olduğunuz tüm davranışları tekrar, tekrar ve tekrar yaptığınızı görmemdir. Bazen farklılıklar olabilir, şaşırtıcı anlar ama sonuç büyük bir çoğunlukla aynıdır. Bazen bu beni sıkar ve bunaltır. Kim her gün aynı ya da benzeri yaşamı tatmak ister ki? Bu yüzden içinizden yeteneğine, zekasına ve kendine olan özgüvenine inandığım ya da güvendiğim kişileri seçerim. Onları eğitir, daha sonra da farklılıkları izlerim. Dolaylı olarak size asla karışmam. Size öğüt verir, anlatır, hareketlendiririm ancak tüm kararları yalnızca siz verebilirsiniz.

 Mektup:

Yıllar önce tanıdığım bir dostum gibi “neden dünyayı değiştirmiyorsun” diyebilirsiniz. Fark ettim ki güç hiçbir zaman iyi şeyler getirmiyor. Hem iyi dediğiniz şey nedir? Benim iyi dediğim şeyler, sizin için iyi midir? Ben yasemin severim peki siz yasemin sever misiniz? Evet, birkaçınız, bazılarınız. Belki bana daha dolaylı olarak “neden silahları bıraktırmıyorsun” da diyebilirsiniz, peki onu yapabilecek zekayı durduramadıktan sonra yapılmış olan silahları yok etmenin, yasaklamanın anlamı nedir?

 Mektup:

Sizlerle birlikte yaşıyorum, sizlerle birlikte savaşıyorum, sizlere anlatıyorum ancak tüm dünyaya farklılığımı anlatsam bu sizi mutlu eder mi? Hayır. Bazılarınız benden korkar, çekinir ve tüm istediğim her şeyi anında yerine getirir; bazılarınız benim incelenmesi gereken bir denek olduğuma, tüm insanlığın sorunlarına cevap olacağıma inanır; bazılarınız ise benden nefret eder, isyan ve ölüme göndermek için çabalar.

 Mektup:

Durmadan sizlere anlatmamı istiyorsunuz. Nasıl olduğunu, ne şekilde var olduğumu? Bazen benim bile anlamadığım bir konuda size ne anlatabilirim ki... Bir anlık varlık mıyım demeliyim, yıllarca oluşturulmuş bir genetik platformuyum ya da yalnızca bir insanın ya da Tanrının bir takdiri mi? Hangisi sizi daha fazla tatmin eder ki? Siz cevabı duymak istemiyorsunuz ki... Siz yalnızca kendinizin tatmin edilmenizi istiyorsunuz. Ya da şöyle demeli haklı olmayı..

Mektup:

Siz, beni bilenler; benden korktuğunuzu söylüyorsunuz. Bana düşündüğünüz her şeyi anlatabiliyorsanız benden nasıl korkabilirsiniz ki? Ah!... Sizler asıl benim sizden korktuğumu bir bilseniz. Sizlerin düşünmeden yaptıklarınız beni korkutur. Amaçsızca savrulmanız, dolaysızca-yargısızca tutunmanız o tehlikeli ama bir o kadar da güzel duygularınıza, ben sizden sizin benden korktuğunuzdan daha fazla korkarım bir bilseniz.

 Mektup 6:

Beni her yıl bir sınava sokanlar. Neyin sınavı olduğunu bile bilmeden gelirsiniz yanıma... Bana kim olduğumu, ne olduğumu neler yapacağımı sorarsınız. Sorularınız dolaysızdır basit ve anlamsız. Bana elimdeki bunca insanla neler yapacağımı sorar, aldığınız o size göre doğru olan cevapla tatmin olarak ayrılırsınız yanımdan. Sizi yönlendirmek o kadar kolay ki... Ve siz onca zaman ki görüşmelerimize rağmen hala beni anlayamadınız.

Mektup: Benden iki, hayır üç yok daha çok olmanın anlamını bilir misiniz? O deniz gibidir, sonsuz, sürprizlerle dolu, büyüleyici, esaretli... Ama aynı zamanda o denizin ortasındaki hiçbir şeye tutunamayan, yüzmeyi bilse de sonunda boğulacağının bilincinde olan, buna rağmen yaşamak için çırpınan, ama bulunduğu durumu sükunetle karşılayan bir insandır. İşte ben bunlarım. Hem deniz hem de onun içindeki yalnızlığım...

 

 

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :