YAZARLAR Ayşegül Ekti
12
14
16
18
03/02/2017 12:03
Hipno Terapi Nedir?

Yaptığımız her hareket bir düşünce ile başlar. Yaşamla başa çıkabilmemiz için bizi yönlendirir, kendi bildiklerine dayanarak.

Hayatta nerede olduğumuzun, kim olduğumuzun bir önemi yok, yani bu kural herkes için geçerli,

herhangi bir hareket ardında düşünceyi barırdırır.

Buraya kadar oldukça basit. Bundan sonrası biraz daha detaylı ancak yine de basit. Zira hemen her insan zihin kapasitesinin %10’unu kullanıyor.

Geri kalan nerede diyeceksiniz. Geri kalan işte o hiç ilgilenmediğimiz bilinç-altında gizli. Eğer %90 oranı size pek birşey ifade etmiyorsa,

şimdiden okumayı bırakabilirsiniz. Çünkü yazının geri kalanı bu %90’ın ne olduğu ve onu nasıl aktive edeceğiniz ile ilgili.

Detaylara girmeden, hemen, basitçe bilinç ve bilinç-altındaki farkı örneklemek istiyorum.

Bilinç-altı tıpkı bir bilgisayarın işletim sistemi gibi çalışıyor. Bilgisayarı alıp eve getirdiniz. Bilgisayarla birlikte, ekran, klavye, mouse,

DVD sürücü ve hard-disk de geldi. Herşey yerli yerinde. Ama bir problem var, işletim sistemi yok. O zaman at gitsin bu gereksiz şeyleri,

çünkü fonksiyon kapasiteleri yok. Anlamsız gereçler, öyle tek başlarına, birbirinden uyumsuz.

İşletim sistemi bildiğimiz gibi tüm bu gereçleri kontrol edip, işlevlerini doğru ve anlamlı yapmalarını sağlayan kodlar silsilesi.

Bilgisayarınıza yüklendiği anda bilgisayar gerçek anlamını kazanıyor. Ek olarak başka programlar yükleyip daha farklı f

onksiyonlar için de kullanıyorsunuz. Siz farkında bile olmadan bu sistem içersinde elektronik sinyaller gidip geliyor.

Programlar çalışıyor, işler tamamlanıyor.

İşletim sistemi yani bilinç-altı, hafıza, alışkanlıklar, inaç, kişilik ve daha fazlasını barındırıyor. Bilgileri biriktirip onlar üzerinden hareket ediyor.

Bilinç-altı aynı zamanda bedeni de kontrol ediyor. Bilgisayar ekranı benzetmesini kullanabiliriz burada da.

Bildiğiniz, sürekli sözü edilen beden dili okuma da tamamen bilinç-altı okumadır aslında.

Eğer beden dili okumasını biliyorsanız bir kişinin kendisinin bile bilmediği iç derinliklerini görebilirsiniz.

Kısaca bilinç-altı neyi nasıl yapacağımızı belirler. Buz dağının görünmeyen kısmı…

Bu durumda zihnin ana iki fonksiyonu var diyebiliriz; bilinç ve bilinç-altı.

Şöyle düşünün; hayatınızda kötü bir tecrübe yaşadınız, bilinç bu tecrübeyi alıp bilinç-altına işlemesi için gönderir.

Sonuç olarak da bu tecrübe hafıza bankanızda (bilinç-altında) birsonraki çağrıya kadar kilitli kalır.

Bir süre sonra bu tecrübenin aynısını ya da benzerini yaşadığınızda bilinç-altı otomatik olarak hafızanızdan bu tecrübeyi çıkarır,

siz de yine aynı hisleri hissettmeye başlarsınız. Yeni, özel, “unique”, kendine has bir durum yok. Eski çıkından çıkanlar önünüze gelir,

bilinç de bunu makyajlayıp size sanki farklıymış gibi sunar. Zira üzüntü, acı, depresyon, öfke ya da sevgi, mutluluk hali hazırda

sizde varolan duygular. Ancak istikametleri yaşam boyunca değişir durur. Bunu anlamak, anlayabilmek ne kadar büyük bir olay erdem,

değişim, mutluluk özgürlük yolunda.

Bu demek olmuyor mu ki, yaşamda yaşadığımız şeyler aslında hiç kontrolümüz olmayan bir kumanda merkezinden tekrar tekrar bize yaşatılıyor.

Bilinç-altı doğduğumuz (hatta anne karnındayken bile, ki ilginç örnekler vericem hipnoz kısmında) anda hali hazırda programlanmıştır.

Bilinç ve bilinç-altı arasındaki bariyer oldukça güçlü. Ki bunun bize faydası da var. Negatif, zararlı etkilerin girmesini de engelliyor.

Ancak aynısı pozitif afirmasyonlar için de geçerli. Bu güçlü bariyer tıpkı beton bir duvar gibi, çekiçle duvarı delmek gibi.

Geçebilmek için konsantrasyon ve derin bir rahatlama gerektiriyor.

Bu tarz bir değişim “rahat alan”da yaşamaya alışmış, normalde acı denilecek ancak onlara normal birşeymiş gibi gelen kişiler için oldukça ürkütücü olabilir.

Bu kişiler farkında olmadan, acı dolu yaşam şekilleriyle grift yaşamaktalar, zevk almaktalar ve sıkı sıkı bağlılar. Değişim demek rahatsızlık demek onlar için.

Şimdi dürüstçe bu konuya bir bakmanızı rica ediyorum. Alışkanlıklarınıza ne kadar bağlısınız. Onlar sizi siz yapan şeyler mi olmuşlar? Özgür müsünüz?

Değişimin başlama noktası sizsiniz. Yani gerçekten değişmek istemeyen bir insanı hiç bir teknik, kişi, uygulama değiştiremez. Mümkünatı yok.

Derinden gelmeli bu değişim arzusu. Ancak kafanıza birisi silah dayayacak ki, gerçekten ölüm korkusunu tüm hücrelerinize indireceksiniz.

Ve o anda değişim başlayacak… Tabi herkese silah zoru gerekmiyor. Anlatmaya çalıştığım o andaki aciliyet hissiyatı.

Ölüm kalım meselesi durumu hissiyatı. İşte böyle bir arzu, istek azim gerektiriyor değişme. “Rahat alan”ınızdan çıkabilme.

Zihin o kadar güçlü ve kapasitesi yüksek ki, limitsiz potansiyele sahip diyebiliriz rahatça. Zihnin işleyişine daha hakim oldukça, bu gücü tecrübe edicek ve etrafınızı, kişileri, ülkeleri yöneten evrensel kanunu daha net anlayabileceksiniz. Bu kanunun tam tamına bir parçası olduğunuzu, dışınızda birşey olmadığınızı görebileceksiniz.

Bilinç-altınızı yöneterek, hayatınızı tam, bütün, istediklerinizi kazanarak, amacınıza ulaşarak mutlu ve uyum içinde yaşayabilirsiniz.

Peki nasıl?

Hipno-terapi Nedir?

Freud Hipno-terapi ile ilgili güzel bir açıklaması var. Hipno-terapinin fakirler ve zamanı olmayanlar için birebir olduğunu

zira diğer kişisel analiz yapan psikoterapi vb. gibi şeylerin tüm yaşamı alıp, çok fazla para harcamanıza neden olduğunu söylüyor.

Kısaca özetleycek olursak, Hipno-terapi sizi uyutan ve kontrolü kaybetmenizi sağlayan bir uygulama değil, tam tersi sizi tam ve

keskin bir farkındalığa çeken bir uygulama. Sizi rahat bir ortama getiren terapist bu rahat ortamda, normal biliç seviyesinden daha güçlü algılama alanı yakalamanıza yardımcı oluyor. Ki bu alan da bilinç-altına bir geçit. Terapist spesifik bir konu üzerine, tüm dikkatinizi yönlendirmenizi sağlıyor.

Üstelik daha önce birçok kez hipnotize olduğunuz anlar da olmuştur. Bir film seyrederken örneğin o kadar dikkatli seyredersiniz ki zamanın nasıl

geçtiğini fark etmemişsinizdir. Veya otoyolda araba kullanırken düşüncelerinize öyle dalarsınız ki çıkışı geçmişsinizdir.İşte bu anlar Hipnotik-trans

dediğimiz anlar. Hipno-terapi sırasındaki trans hali ile farkı ise, terapi sırasında spesifik bir hedefe, amaca odaklı olduğunuzdur.

Hipno-terapi’nin faydaları tabiki yine kişinin değişimi ne kadar çok ve içten, gerçekten istemesiyle birebir alakalı.

Hipno-terapi sırasında bilinç-altına giriş sağlanıyor ve orada istediğiniz değişimi yaparak, hücresel boyutta değişimi gerçekleştiriyor,

hayatınızı kökten değiştirebiliyorsunuz.

Herşey değişir…Sende değişime açık ol ve sağlıklı ol.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :